Eğitim Sen Muş Şubesi, Eğitim Bir Sen’e cevap vererek, hiçbir zaman üyelerin haklarını feda etmediklerini belirtti. Eğitim Sen Muş Şube Başkanı Necmi Erol yazılı basın açıklamasıyla, Eğitim Bir Sen’e cevap verdi.
Erol açıklamasında: “Bilindiği üzere geçtiğimiz haftalarda il ve ilçelerimizdeki kimi Milli Eğitim Şube Müdürlerinin kendi makamlarını kullanarak Eğitim Bir Sen’e üye çalışması yaptıkları konusunda bir basın açıklamamız olmuştu. Milli Eğitim Müdürlüğü ve İl Valiliği ile ilgili eleştirilerimize söz konusu sendika tarafından bize yönelik bir açıklama yapılmıştır. Doğrusu sahip olduğumuz demokratik kültür gereği eleştiri hakkının nasıl kullanılması gerektiğini biliyor ve saygı ile karşılıyoruz. Ancak söz konusu açıklama eleştiri kültürünü aşan, düzeysiz, çapsız ve mesnetsiz bir karalama olduğunu belirtiyor, durumu kamuoyunun vicdanına havale ediyoruz. Ayrıca Sendikamızın bahsi edilen konular ve karalamalara ilişkin düşüncelerini de kamuoyu ile paylaşmayı bir görev olarak görüyoruz. Eğitim-Sen kamu çalışanlarının mevcut sendikaları arasında en köklü ve en şanlı maziye sahip sendikadır.
Cumhuriyetten önce Encümen-i Muallimin ile başlayan bu görkemli gelenek; TÖS, TÖBDER, EĞİT-DER, EĞİTİM-İŞ, EĞİT-SEN ve bugün EĞİTİM-SEN’le yoluna devam ediyor. Sendikal mücadelenin deneyimiyle duayen bir sendikadır. Encümen-i Muallimi’nden Eğitim-Sen e kadar uzanan tarihi süreçte yönetenlere karşı yönetilenlerden yana tavır koymuş, her döneminde siyasal iktidarın hedefi haline gelmiştir. 1920–1970 yılları arasında devrimcilerin her örgütlülüğünde olduğu gibi sendikaların da üzerine bazen üniformalı, bazen de sivil faşistler sürülmüştür. Antifaşist bloğun kitlelerini zinde tutma geleneğimiz buradan gelmektedir. Zira her iktidar kendine bir sivil kalkan oluşturup emekçilerin üzerine salar. Bunu bazen, vatan-millet-Sakarya nidaları ile yapar; bazen de alttakilere din iman üstekilere han hamam ikiyüzlülüğü ile. Değişmeyen tek şey ise zalimler ile direnenlerin olduğudur. Dün olduğu gibi bugün de aynı mevzide siper olmaktan gurur duyduk. İnsan, hakkını aradığı ve hakkı için mücadele ettiği oranda insandır şiarı ile bu günlere geldik. Bulunduğumuz alan mücadele alanıdır. Emekçiler için haklarını koruma ve geliştirme; ezilenler ve ötekiler için de eşitlik, özgürlük ve barış isteme durağı olmuştur Eğitim-Sen. Hiçbir zaman kapalı kapılar ardından gizli-kapaklı görüşmeler yapıp üyelerinin haklarını ve taleplerini bir kaç sendika ağasının kişisel ihtiras, menfaat ve beklentilerine feda etmemiştir. Bu sendikal gelenek her zaman üyelerinin özlük, sosyal ve ekonomik haklarının yanında toplumun sorunlarını, arıza ihtiva eden hak ve hukuk ihlallerini her platformda açık bir şekilde geleneğinden aldığı ilkeli ve tavizsiz duruşuyla savuna gelmiştir. Eğitim-Sen kurumsal kimliğini kişisel beklentiler için tarihin hiçbir döneminde, (sol veya sağ) hiçbir iktidarla açık veya gizli pazarlık yapmamıştır. Aksini iddia eden varsa buradayız; işte geçmişimiz, alnımızın akı. Tam aksine sözde sol-demokrat iktidar veya iktidara ortaklık yaptıkları dönem: 90 ların sonu 2000 li yılların başlarında 60 bin Eğitim-Sen üyesi emekçi hakkında soruşturma açılmış, 6 bin emekçi uyarma ve kınama cezalarını almış, 1600 üye maaş kesim cezasını almış, 133 öğretmen sürgün cezasına çarptırılmıştır. Bölge sorunu ile ilgili bugüne kadar söyleyecek bir sözü olmayan ve bedel ödemekten korkan sizlere sormak lazım: Eğitim Sen, bölgemizde faili meçhuller döneminde Kürt sorununa yönelik tutumundan dolayı onlarca üyesini şehit verirken, yüzlercesi gözaltında işkenceden geçirilirken ve cezaevine atılırken sizler nerdeydiniz? O dönem sivil iktidarın taşra örgütlenmesinde kimler siyaset yapıyordu? Şimdi bu zat-ı muhteremler, hangi siyasi partide siyaset yapmaya devam ediyorlar? Veya kimlerin uygun görüşü ile hiç bir hakkaniyetle bağdaşmayan, o atamalar eliyle malum koltuklarda oturuyorsunuz? Ey bize katillerimizin ismi ile hitap etme gafletine düşen sizler bilesiniz ki biz üzerimize almayız o lafı. Çünkü kardeşlerimizin kanı ile kirletilmiş o ellerin sahipleri sivillerin sırt sıvazlaması sayesinde hala oldukları yerdeler. Ve emin olun onlardan bazılarının uygun görüşü ile o makamlardasınız. Size kızmıyoruz. Mecbursunuz böyle davranmaya. Çünkü sizleri hakkınız olmayan o makamlara getirenlerin parmak uzattığı alana girmek sizin için bir zorunluluktur. Çünkü siz çok iyi biliyorsunuz “işi ehline veriniz” bir öneri değil bir emirdir. İşinize gelen kutsallarınızı, kutsallarımızı ağzınızdan düşürmeyen sizler neden bu kesin emre sırtınızı dönersiniz, çok iyi biliyoruz. Eğer bir gün Ergenekon Davasının bölgedeki resmi ve sivil alana inme durumu ortaya çıkarsa kimin Ergenekoncu olduğu ortaya çıkacaktır. Eğitim-Sen Ergenekoncuymuş, talimatla başkan ve yönetim seçiyormuş, zaten yönetim seçilir seçilmez de ilimizin güzide kurumlarına idareci de oluveriyorlar. Aynayı kendinize tutun eğer farklı bir fotoğraf görürseniz oturur konuşuruz” dedi.
Muş Ovası Gazetesi


