Muş’ta bulunan 39 Sivil Toplum Kuruluşu deklerasyon yayınladı. Deklerasyona Muş Barosu, Sanayi Ticaret Odası (TSO), Tema Vakfı, Muş Zehra-Der, İHD, HDK, Halkların Demokratik Kongresi), MUKADDER, MİSKADER, Muş Teknikerler Birliği, TAYDER, YEŞİL-DER, DEMEP, Tabibler Birliği (TTB), EMEKLİ- SEN, TMMOB, EĞİTİM- SEN, SES, TÜMBEL-SEN, BTS, BES, DİVES, VARTO DİN- DER, ESM, YAPIYOL-SEN, Muş Sanayi İş Adamları Derneği, Serbest Muhasebeciler Derneği, Arı Yetiştiriciliği Birliği, MED- DER, Tütün Ekicileri Kooperatifi, Ziraat Odası Başkanlığı, Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği, Muş Kültür Sanat Merkezi, Harita Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası, İnşaat Mühendisleri Odası, Şeker- İş Muş Şubesi, Tes-İş Muş Temsilciliği, Yol-İş Muş Temsilciliği, Makina Mühendislri Odası imza attılar. Barış sürecinin 2. aşamasına dikkat çekilen deklerasyonda: “21 Mart 2013’ te Abdullah Öcalan’ ın Newroz mesajıyla başlayan çatışmasızlık süreci Türkiye Halklarında ciddi bir demokratik çözüm ve barış umudu yaratmıştır.
Altı aylık bu süreç içerisinde can kayıplarının, hatta bir yaralanma olayının bile olmaması toplumsal barışa katkı sunmuş, halkı her zamankinden daha fazla umutlandırmıştır. Kürt hareketi 1.ci aşamada üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiş silahlı gerilla güçlerini sınır dışına çekmiştir. Süreçte ikinci aşamaya geçilmiştir. Bu süreçte taraflar üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirilmesinin bekliyoruz. Sürecin sağlıklı ilerlemesi ve karşılıklı güvenin oluşması açısından STK’lar olarak hükümetin üzerine düşen sorumlukları noktasında biran önce adım atmasını gerektiğini vurgulamak isteriz. Demokratik çözüm ve barış sürecinin mimarı olan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 14 yıllı aşkın bir süredir tecrit altında bulunması, ağırlaştırılmış koşullarda İmralı adasında tutulması, sağlığını kötü yönde etkilemiştir. Öcalan’ın sağlığı, hükümetin sorumluluğu altındadır. Barış ve müzakere sürecinin baş aktörü olarak iktidarın muhatabı olması sebebiyle sağlığının önemini ayrıca artırmaktadır. Türkiye Halklarının, sürecin onurlu bir barışla son bulması noktasındaki beklentisi iktidarın sorumluluğunu ağırlaştırmaktadır. Bu ağır sorumluluğuna rağmen hükümet müzakere öncesinde de sonrasında da ciddi bir girişimde bulunmasını acilen bekliyoruz. Tüm bu yaşatılan olumsuz koşullara rağmen Abdullah Öcalan sağlığını sürecin önüne almaktan ısrarla kaçınmış; böylece diyalog ve çözüm kanallarını açık tutmayı başarmıştır.
Abdullah Öcalan’ın sağlığı ile çözüm arasındaki bağı doğru kurmamak, görmezden gelmek, süreci olumsuz etkileyecektir. Bu da çözüm sürecini riske edebileceği gibi, devlet ve halklar arasındaki güvensizlik makasını daha da açacak; çözüme değil kaosa hizmet edecektir. Demokratik çözümün mimarı PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın sağlık sorunu kendi varlığı/bedeniyle sınırlı tekil fiziksel bir sorun değil; siyasal bir sorundur. Türkiye halklarının özgürleşmesi noktasında Öcalan’ın çabaları görülmeli, sağlık hakkı gözetilmeli, tecrit koşulları kaldırılmalı, mevcut koşulları değiştirilerek barış sürecindeki rolünü sağlıklı bir şekilde oynaması sağlanmalıdır. Bizler imzası bulunan 39 kurum ve Muş STK’ları olarak TTB merkez konseyi ve DTK sağlık meclisinin adalet bakanlığına yaptıkları başvuruların bir an önce olumlu şekilde yanıtlanmasını; bağımsız doktorlar heyetini oluşturup Öcalan’ı muayene etmesini ve tam teşekküllü bir hastanede tetkik ve tedavisi sağlanmasını talep ettiğimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz” denildi.
Muş Ovası Gazetesi


