Mardin´in Nusaybin İlçesi´nde 13 gün süren sokağa çıkma yasağı ve yasak süresinde yaşanan olaylar, Emek ve Demokrasi Platformu tarafından protesto edildi. Belediye Meydanı´nda düzenlenen basın açıklamasına Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş Milletvekili Doç. Dr. Ahmet Yıldırım da katıldı.
Yapılan açıklamanın ardından bir konuşma yapan Doç. Dr. Yıldırım, AK Parti hükümeti ve Vali Seddar Yavuz´u eleştirdi. AK Parti´yi gerici ve faşist politikalar uygulamakla itham eden Yıldırım konuşmasında: Türkiye´de sadece beş ay arayla yapılan iki seçimde bu ülke ve uluslararası kamuoyu Türkiye´deki toplum vicdanının iki yüzünü gördü. 7 Haziran´da barışçıl ve kısmi olarak demokrasi ortamının sağlanması durumunda halkların nasıl iradesini nasıl özgürlükten ve demokrasiden barıştan yana açığa çıkacağını AKP gibi gerici ve faşist partilerin ise nasıl cezalandıracağı gördü. Barış ortamında bizimle mücadele etmeye cesaret edemeyenler hep karanlık ortamları sevdiler. Çünkü karanlık ortamlarda ve karanlık kapılar ardından kurulmuş olan partiler ancak kirli yöntemler ile bu ülkeyi yönetebileceklerini bir daha gösterdiler. Onların kitabında barış yoktur.
Onların kitabında demokrasi ve özgürlük yoktur. Onların mücadele geleneğinde hep güçlüden yana uluslararası emperyalist güçlere dayanma vardır. Halkların vicdanına ancak zulüm politikaları ile teslim olma anlayışı vardır. Bunlar onların gidişini ancak biraz geciktirebilir. Askeri tedbirler, faşizan politikalar sizi halk ve yargı önünde hesap vermenizi ancak biraz daha geciktirebilir.
Yoksa sizin zulüm ve faşist politikalarınızın bu ülkede hâkim olacağı anlamına gelmez. Sadece faşist politikalarınızın ömrünü birkaç gün daha uzatır. Bu dünyada ve öbür dünyada hesap vermekten bunlar kurtulamayacaklardır ifadelerine yer verdi. Bu vali burada abat olamayacak Yıldırım konuşmasının devamında Vali Seddar Yavuz´a ağır eleştiriler yöneltti. Sözlerine: Bu memleket, bu coğrafya çok zalim emniyet amirleri gördü, çok faşist valiler gördü. Bugün ki valiye rahmet okutan faşistler gördük ifadeleriyle başlayan Yıldırım: Zulümle abat olunmadı, olunmayacak.
Yasa dışılıkla abat olunmadı olunmayacak. Halk üzerinde terör estirerek, terörle arasına mesafe koymayarak, bu vali burada abat olamayacak. Bizim dedelerimizin mezarı burada, babalarımızın mezarı burada, Allah´ın izniyle bizimde, çocuklarımızın da mezarı burada olacaktır. Ama bu faşist mülkü amirleri, adı, sanı hiçbir şeyi burada olmayacaktır. Bunu bizler çok iyi biliyoruz.
Muş halkı da çok iyi biliyor ifadelerini kullandı. Vali Yavuz´u halkın arasına katılmadığı ve kalabalık koruma ordusu ile gezdiği şeklinde de eleştiren Yıldırım: Sadece 3-5 günlüğüne Ankara´dan aferin alırsın ama toplumun içine çıkamazsın. Yüreğin yetiyorsa öyle koruma zırhlarını aşarak gel bir halka sıcak selam vermeyi dene. Yüreğin yetiyorsa, yasalara uygun hareket et. Yasa dışılık ile arana mesafe koy. Terör ile şiddetle arana mesafe koy. Silahların, tankların, panzerlerin arasından çık gel halka sıcak bir selam vermeyi öğren. Bugün Cuma, gel bir Cuma namazını korumasız halkın arasında kılmayı öğren. O zaman sen bu halkın yöneticisi olabilirsin. Yoksa öyle koruma duvarları ile bu halka kimse seni yönetici yapmaz.
Bu halkta kendi vicdanında kabul etmez. Dedik ya, birçok faşist gördük, hepsi tarihin kara sayfalarındadır. Hiç kimse bu dünyada öbür dünyada hesap vermekten kurtulamadı. Bu halka sırtını çeviren ve faşist politikaları uygulayan sizde, hesap vermekten kaçamayacaksınız dedi.
Gazetecinin görevi; toplumun haber alma hakkını özgürce sağlayabilmektir Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül´ün çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklanmalarını da eleştiren Yıldırım, Suriye savaşı ve Rusya ile yaşanan gerginliklere de değindiği konuşmasında: Gazetecinin görevi faşist bir devleti ve hükümeti savunmak değildir. Gazetecinin görevi darbe ürünü olan bir anayasayı savunmak değildir.
Gazetecinin görevi; toplumun haber alma hakkını özgürce sağlayabilmektir. Senin bu gerici yasalara bile haykırı olan uygulamalarını inşa etti diye, sen uluslararası ceza mahkemesinde yargılanacaksın diye, bu uygulamaları teşhir eden iki gazeteciyi tutuklayarak şimdiye kadar tutukladığın onlarca, yüzlerce gazeteci gibi şimdiye kadar katlettiğin onlarca gazeteci gibi bunları yaparak o sarayında rahat oturamayacaksın. Sen kayaya tosladın. Sen sandın ki, Suriye´de savaşa müdahil olmak atari oynamaktır. Gittin bak Rusya´ya tosladın ifadelerini kullandı.
Biz, kardeşlik ve eşitlik duygularımızla samimiyiz Yıldırım konuşmasının son bölümünde: Türkiye halklarının da devletinin de en büyük müttefiki Amed´dir, Hewler´dir, Kamışlo´dur, Mahabat´tır, Moskova değildir vurgusu yaptı. Kürt halkının bin yıldır Türk halkıyla birlikte olduğunu da sözlerine ekleyen Yıldırım: Biz hiçbir yerde hiçbir savaşı istemeyen bir gelenekten geliyoruz. Bütün zulüm politikalarına, haksızlığa, zulme rağmen Kürt halkı bin yıldır ne Türk halkına ne de Ortadoğu´daki hiçbir halka sırtını dönmemiş, ihanet etmemiş, arkadan vurmamıştır. Türkiye halklarının da devletinin de en büyük müttefiki Amed´dir, Hewler´dir, Kamışlo´dur, Mahabat´tır, Moskova değildir. Biz, kardeşlik ve eşitlik duygularımızla samimiyiz. Yoksa biz teklik politikalarına asla boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Biz sizinle tek olmayacağız. Sizinle ancak eşitçe kardeş olabiliriz.
Teklik Allah´a mahsustur. Yoksa tek millet, tek dil bir şehir efsanesidir, tarihin çöplüğüne gitmiştir, kalmıştır. Biz kardeşlik, barış elimizi uzattık hiçbir zaman geri çekmeyeceğiz. Ama bütün kutsal kitaplarda olduğu üzere nerede bir zulüm varsa orada bir direniş kutsaldır. Nerede bir baskı varsa, ona karşı direnme bütün dinlerde ve toplumsal evrensel değer yargılarında kutsaldır, 40 yıldır Kürt halkının direndiği üzere, direndikçe güçlendik, direndikçe büyüdük. Daha da güçleneceğiz, daha da büyüyeceğiz. Bütün Ortadoğu halklarıyla eşitçe, kardeşçe, özgür, demokratik ve barışçıl bir ortamlarda yaşadığımız günleri sağlayıncaya kadar da direnmeye devam edeceğiz dedi.
Muş Ovası Gazetesi


