Milletvekili Çelik, Bakan Alanın cevaplamasını istediği soru önergesinde, 10 Ekim 2015’te Barış, Demokrasi ve Kardeşlik Mitinginde saat 10.04′ te 2 canlı bombanın gerçekleştirdiği intihar saldırısı sonucu 101 insan hayatını kaybetmiş, 300’den fazla insan yaralanmıştır. Katliamın üstünden yedi ay geçmesine rağmen sorumluların ve ihmali olanların açığa çıkarılmamış olması kamuoyunda kaygıları derinleştirmektedir. Ankara Valiliğine 7.03.2016 tarihinde sunulan Mülkiye Müfettişi raporu olay öncesi gerekli emniyet tedbirlerinin alınmadığını, kurumlar arası istihbarat zafiyetinin olduğunu, olay öncesinde patlamaya ilişkin istihbarat bilgisinin ilgili kişilerle paylaşılmadığını ortaya koymuştur. Buna ek olarak rapor, olay günü emniyetin olası bir saldırı ihtimaline dair kendi personelini uyardığını ancak miting komitesini bilgilendirmediğini ortaya çıkarmıştır. Ayrıca patlama sonrası kolluğun gaz kullanımı ile ilgili hazırlanan raporlarda çelişkiler vardır. Müfettişler tarafından hazırlanan raporda gaz kullanımının karmaşayı engellemeyi hedeflediği herhangi bir ölüme sebep olmadığı ifade edilmektedir. Ancak Hukukçu Dayanışması ve TTB tarafından hazırlanan, olay günü tanıklıklarına ve ifadelere dayanan raporlar kolluğun gaz kullanımının yaralılara müdahaleyi engellediğini ve ölümlere sebep olduğunu aktarmaktadır. Bu fark müfettiş raporunun bağımsız ve tarafsız olma özelliğine gölge düşürmektedir. Müfettiş raporunda ortaya çıkan ihmallere rağmen, Ankara Valiliği sorumlu personel hakkında soruşturma açılmasına izin vermemiştir. Buna karşın, raporu haberleştiren gazeteciler hakkında soruşturma başlatılmıştır.
Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Hukuk Dışı, Keyfi ve Yargısız İnfazların Önlenmesine ve Soruşturulmasına İlişkin El Kılavuzu – Minnesota Protokolü aşağıdaki koşullarda bağımsız ve tarafsız soruşturma komisyonu kurulmasını öngörmektedir. Ölenin siyasi görüşlerinin, dini veya etnik bağının veya sosyal statüsünün, devletin suça karıştığı veya iştirak ettiği şüphesine neden olması, Yeterli uzmanlığın olmaması; veya Tarafsızlığın söz konusu olmaması; veya Olayın önemi; veya Bir ihlal örüntüsünün açık varlığı; veya Ölenin ailesinin, yukarıda sayılan yetersizliklere veya diğer somut nedenlere dayalı şikayetleri. Mevcut koşullar protokolün işaret ettiği yukarıdaki koşullar doğrultusunda bağımsız soruşturma komisyonu kurulmasını gerekli kılmaktadır.
Bu kapsamda: Bakanlığınızca olayla ilgili ihmal ve sorumluluğu olanlar hakkında soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatılmamışsa gerekçesi nedir? Türkiyenin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Hukuk Dışı, Keyfi ve Yargısız İnfazların Önlenmesine ve Soruşturulmasına İlişkin El Kılavuzu Minnesota Protokolü kapsamında ihmal ve sorumluluğu olan kişiler hakkında özel soruşturma komisyonu kurulması planlanmakta mıdır? Bakanlığın buna ilişkin bir çalışması yok ise gerekçesi nedir? Bakanlığınız müfettişlerince kolluğun patlamadan sonra gaz kullanımıyla ilgili ölüme sebebiyet vermediğine dair hazırlanan rapor ile insan hakları örgütlerinin hazırladıkları raporlar arasındaki farklılıkların nedeni nedir? Bağımsız ve tarafsız bir komisyonun araştırma yapması için bir çalışma düşünüyor musunuz? Bakanlığınız Türkiye tarihindeki en kanlı terör eyleminde ihmali olanlarla ilgili bir çalışma yürütmekte midir? Ankara Valiliği tarafından ihmali ve sorumluluğu olanların soruşturulmasına izin verilmeme gerekçesi nedir? Bakanlığınızca adli soruşturmanın adil, etkin, hızlı bir şekilde tamamlanması için nasıl bir süreç işletmektedir? ifadelerini kurdu.
Çelik, Sağlık Bakanı Müezzinoğlunun cevaplamasını istediği soru önergesinde de şu ifadelere yer verdi: Erzurum H Tipi Kapalı Cezaevi’nde bel fıtığı rahatsızlığı üzerine Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan tutuklu Rızgan Turan’a ameliyat esnasında göğsüne Türk bayrağı yapıştırıldığı, boyun kısmının jiletle kesildiği ve ameliyat öncesi tutukluluk sebebinin sorulduğu iddiaları basına yansımıştır. Bu bağlamda; Basına yansıyan bu haber ile ilgili Bakanlığınız herhangi bir soruşturma başlatmış mıdır, başlatılan bir soruşturma var ise hangi aşamadadır? Bakanlık yetkililerince konu ile ilgili iddiaların gerçekliğini araştırmak üzere hastane yetkilileri ile görüşme yapılmış mıdır? Konuya ilişkin Bakanlığınıza ulaşan bilgiler nelerdir? Henüz görüşme yapılmadıysa gerekçesi nedir? Bakanlığınız tarafından söz konusu olayı açığa çıkarmak için müfettiş atanmış mıdır? Elinize ulaşan herhangi bir rapor var mıdır? Olayla ilgili ihmal ve sorumluluğu olduğu düşünülen personel ve hastane idarecileri tespit edilmiş midir? Tespit edilmişse haklarında idari/hukuki işlem başlatılmış mıdır? Başlatılmamış ise gerekçesi nedir? Sağlık hizmetlerine erişimde bu türden ırkçılık ve nefret suçu vakalarının önlenmesi için Bakanlığınız tarafından planlanan çalışmalar var mıdır? Var ise, bu çalışmalar nelerdir?
Muş Manşet Gazetesi


