Başbakan Ahmet Davutoğlunun taşeron işçilerle ilgili yaptığı açıklamanın yankıları sürüyor. Bazı sendikalar yapılan açıklamayı desteklerken bazıları da eleştiriyor. Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Muş Şubeler Platformu da yaptığı yazılı basın açıklamasında hükümetin bu konudaki politikalarına tepki gösterdi.
Devlette çalışan taşeron işçilerin kadroya alınması için ilk çalışmanın 2014 yılının Eylül ayında gerçekleştirildiği ifade edilen açıklamada, O tarihte çıkarılan kanunla kamuda çalışan taşeron işçilerin asıl iş yardımcı iş ayrımına dayanarak kadroya geçirilmeleri bir takım esaslara bağlanmış ve bu konuda yetki Bakanlar Kurulu’na tanınmıştı. Ancak bu konuda yetkili olan Bakanlar Kurulu’ndan da bir karar yıllar geçmesine karşın çıkmamış ve asıl işin ne olduğu kesinleştirilmediğinden taşeron şirketler aracılığıyla çalışanların kadrolu olma hakkı sürekli ertelenmiştir. Bu belirsizlik nedeniyle her seçim döneminde taşeron şirketler aracılığıyla çalıştırılan işçilerin hakları türlü vaatlerle istismar edilmiştir. 22 Martta Başbakan Davutoğlu ve Şubat ayında Maliye Bakanı Naci Ağbal tarafından yapılan açıklamalarda kamuda çalışan taşeron işçilerin kamuda istihdamına yönelik olmak üzere geçiş koşulları, süre ve uygulamaya ilişkin usul ve esasların belirleneceği aktarılmıştır. Taşeronların kadroya geçişlerinde asıl iş kavramının öne çıktığı açıktır. Bu noktada her kurum için ayrı uygulama yürütüleceğinin de sinyali verilmiştir denildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: İş Kanunu çerçevesinde yalnızca ‘yardımcı işlerin ve ‘teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerin’ taşerona verilmesi mümkündür. İş Kanununa göre, asıl işin taşerona verilmesi durumunda dava açarak işverenin taşeron şirket değil ilgili kurum olduğu yönünde karar verilir. Bu konuda çok sayıda dava açılmış ve zaten kazanılmıştır.
Açıklamayla ilgili olarak iki önemli noktanın altını çizmek gerekmektedir: Dile getirilen ifadelere bakıldığında AKP Hükümeti taşeron şirketler aracılığıyla işçi çalıştırmadan vazgeçmemektedir. Yani taşerondan vazgeçilmemektedir. 1 Kasım 2015 tarihinden sonra işe girenler açısından taşeron çalıştırma aynen devam ettirilecektir. İşçilerin güvencesizliğe mahkûm edildiği, sosyal haklarının budandığı, çalışma koşullarının kötüleştiği bir sistem olan taşeron çalıştırmanın derhal ortadan kaldırılması gerekmektedir. Yapılan açıklamada çok sayıda kişi tarafından gözden kaçırılan bir diğer önemli nokta da şudur: kadro kavramıyla aslında bilinen anlamıyla güvenceli işin kastedilmemektedir. Davutoğlu 22 Martta yaptığı açıklamada Söz konusu çalışanlarımız, özel sözleşmeli olarak aldıkları ücretle beraber çalıştıkları yerlerde çalışmaya devam edecekler demiştir. Benzer biçimde Maliye Bakanı Ağbal da taşeron firmada çalışan işçilerin, kamuda özel sözleşmeli personel statüsünde istihdam edileceklerini bildirmiştir. Özel sözleşmeli personel, sözleşmesi üç yılda bir yenilenecek olan personeldir ve bu haliyle tam bir iş güvencesi sağlamamaktadır.
Aynı zamanda özel sözleşmeli personel kavramı, taşeron işçilerin maaşlarında bir iyileşmeye de sebep olmayacaktır. Yapılan açıklamalara göre, özel sözleşmeli personele şu anda aldığı aylık üzerinden maaş verilecektir.
Özel sözleşmeli olarak çalıştırılacak personelin 12 ay boyunca görev yapıyor olması şartı aranacak. 3, 6 ay gibi geçici hizmetler kapsamında çalıştırılan personel kanun kapsamına girmeyecek. Bu nedenle çok sayıda taşeron işçi, taşeron işçi olarak çalışmaya devam etmek zorunda kalacak.
Bunların yanı sıra; Kapsama dahil personelin 1 Kasım 2015’ten önce işe girmiş ve halen çalışmaya devam ediyor ve devlet memurluğuna atanmak için aranan şartları taşıyor olması gerektiği ifade edilmiştir. Kamuda özel sözleşmeli personel olarak çalıştırılacak kişinin mesleği ve kamu hizmetini yapabilmesi için gerekli bilgi ve donanıma sahip olup olmadığını belirlemeye yönelik sınav yapılacağı ve sınavın ayrıntılarının kanun tasarısında belirleneceği söylenmiştir. Yani taşeron işçilerin kamuda özel sözleşmeli personel olarak çalışabilmek için sınavı geçmeleri gerekecektir. Taşeron işçiler sınavı geçerek ve gerekli şartları taşıdıklarını göstererek özel sözleşmeli personel olarak çalışmaya başladıkları takdirde geçmişe dönük hak talebinde bulunamayacaklardır.
Özel sözleşmeli personel olarak çalıştırılacak kişilermali hakları bakımından 4/B kapsamındaki sözleşmeli personel gibi memurların toplu sözleşme düzenine tabi olacaklar.Sadece emeklilik sisteminde 4/A kapsamındaki personel gibi değerlendirilecekler. Özel sözleşmeli personel olmak isteyenler için devlet memuru olmanın gerektirdiği güvenlik araştırmaları yapılacak. Kamu kurumları özel sözleşmeli personel kapsamında kaç kişiyi istihdam etmek istiyorsa Maliye ya da İçişleri Bakanlığına bildirecek ve kaç kişinin bu statüde çalışacağına bu kurumlar karar verecek. Emekli aylığı almaya hak kazanmış ya da 65 yaşını doldurmuş taşeron işçilerin düzenlemeden yararlanamayacakları belirtilmiştir. Kamuda tam zamanlı hizmet veren taşeron işçi, düzenlemeden yararlanacak, kısmi zamanlı çalışanlar ise bu haktan faydalanamayacak. Kadroya alınacak işçilerin seçim öncesinde işe girmiş olması şartı aranacaktır.
Özel istihdam bürolarının yaygınlaştırılması yoluyla esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerini norm haline getiren, başta kadın emekçiler olmak üzere tüm çalışanları güvencesiz işlere mahkum eden AKP Hükümetinin kamudaki mevcut tüm taşeron işçilere güvenceli iş ve geniş sosyal haklar sağlayacağı yönünde beklenti yaratmak, güvencesiz çalıştırılan emekçilerin insanca çalışma ve yaşam koşulları sağlanması yönündeki taleplerini istismar etmek anlamına gelmektedir. Emek alanında yıllardır sürdürdüğümüz mücadelede defalarca kez söylediğimiz üzere kamuda taşeron ve güvencesiz çalışma biçimi kabul edilemez. Bu hizmetler yaşamsal hizmetler olup kar hırsıyla, güvencesiz biçimlerde, düşük ücretlere bu hizmetlerin nitelikli verilmesi mümkün değildir. Bu nedenle ayrımsız biçimde güvenceli iş ve güvenceli gelecek kamu hizmeti sunan tüm emekçilerin hakkıdır ve bu hak, kadro adı altında yeniden sözleşmeli/güvencesiz çalışma dayatılarak daha fazla görmezden gelinemez. Hükümetin güvencesizleştirme yönündeki genel politikası bellidir ve planla bir kez daha net biçimde ortaya çıktığı gibi, örgütlü mücadele olmaksızın iş güvencesinin sürekliliği mümkün olmayacaktır. AKPnin insanca yaşam ve güvenceli çalışma hakkına saldırılarına karşı sistemli, geniş toplumsal kesimleri içeren ve iyi örgütlenmiş bir mücadele yürütülmelidir.
Muş Manşet Gazetesi


