Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Muş şubeler Platformu tarafından belediye meydanında kurulan ‘Dayanışma Çadır’ öğlen saatlerinde başlayıp akşam saatlerine kadar sürdü.
Belediye meydanında kurulan ‘Dayanışma Çadır’ında basın açıklaması yapan KESK Dönem sözcüsü Eyüp Ferhatoğlu, sendika üyelerine yönelik gözaltı, tutuklama ve baskıları kınadıklarını belirtti. KESK Dönem Sözcüsü Eyüp Ferhatoğlu, keyfi bir şekilde hürriyetleri ellerinden alınan, tutuklanan 14 arkadaşlarının serbest bırakılıncaya, kadar bundan sonra da eylemlerini sürdüreceklerini söyledi.
Ferhatoğlu konuşmasını aynen yayınlıyoruz;
“Özgür, demokratik, eşitlik ve barış içinde bir ülkede birlikte yaşama özlemimizin tehdit altında olduğu günlerden geçiyoruz. Türkiye bir kez daha demokrasi konusunda zafiyet içerisinde. Gösterilerde gözaltına alınan çocukların onlarca yıl hapis cezası tehdidiyle cezaevlerinde tutulduğu; Hrant Dink Cinayetindeki ihmaller zincirini kaleme alan gazetecinin Dink’in katilinden daha fazla hapis cezası istemiyle yargılanabildiği, Hak arama ve protesto amacıyla en temel hakları olan gösteri hakkını kullanmak isteyen emekçilerin polisin coplu, sulu ve gazlı saldırılarına maruz kaldığı; Devlet şiddetinin her geçen gün tırmandırıldığı, aile içi şiddet gerekçesiyle Avrupa İnsan Mahkemesinde ilk mahkûm olan ülke unvanı ‘kazandığı, arsalarından cephaneliklerin, kırlarından toplu mezarların çıkarıldığı bir ülkede yaşıyoruz.
Siyasi iktidarın Konfederasyonumuza yönelik son bir yılda giderek tırmandırdığı; geçtiğimiz ay içerisinde en üst noktasına ulaşan baskılar bu karanlık tablonun önemli bir yüzünü oluşturmaktadır. Üyelerimize yönelik, baskı, soruşturma, sürgün, işten çıkarma gibi uygulamalara son altı ayda gözaltına alma ve tutuklamalar eklenmiş; örneklerini cunta döneminde gördüğümüz uygulamalar yeniden gündeme konmuştur. Konfederasyonumuz ve Sendikalarımıza yönelik, son süreçte iyice artan, hukuk dışı saldırılarda kendini bir kez daha göstermiştir. Çocuklarına onurlu bir gelecek bırakabilmek için emek, demokrasi ve barış mücadelesi sürdüren üye ve yöneticilerimiz hiçbir hukuki izahı olmadan gözaltına alınmakta, asılsız iddialarla tutuklanarak cezaevine konmaktadır.
Bizler, hükümete yaranmak için bakanlarla kol kola girip “krize karşı pazara çıkın” dediğimiz için değil, sokağa eyleme özgürleşme dediğimiz ve emekçilerin ekonomik, sosyal ve özlük sorunları için sürdürdüğümüz mücadelemizi, demokratik bir ülkede barış içinde kardeşçe bir yaşam mücadelesinden ayırmadığımız için hedef seçiliyoruz.
Konfederasyonumuza ve Sendikalarımıza yapılan bu anti-demokratik saldırılar ne ilk ne de son olacaktır. Ama sanılmamalıdır ki baskılar bizi yıldırabilir. Bedel ödeyerek yarattığımız onurlu tarihimizin tanık olduğu gibi yapılan saldırılar bizi yıldırmak bir yana yürüdüğümüz yola olan inancımızı pekiştirmektedir. Her türlü baskıya ve şiddete rağmen susmadık, susmuyoruz, susmayacağız. Emek, demokrasi, barış ve özgürlük mücadelesine daha kararlı ve inatçı bir şekilde devam edeceğiz. Türkiye’nin en büyük kentleri başta olmak üzere, sorumluluk alanı kırsal bölgelerle sınırlandırılmış Jandarma birimlerinin yetkilerini aşarak sabaha karşı ev, işyeri baskınlarıyla, her yönüyle hukuksuz ve yasadışı aramalarla üyelerimize, yöneticilerimize yönelik gerçekleştirdiği operasyonlar, demokratik güçlere karşı hayata geçirilmeye çalışılan faşizan bir komplonun ürünüdür.
Siyasi iktidarın bu saldırıları, hem KESK’in kendi gelenekleri çerçevesinde sergilediği direniş tarafından ve hem de saldırılar karşısında KESK’i yalnız bırakmayan, dayanışma gösteren ulusal ve uluslararası demokratik toplum tarafından daha şimdiden boşa çıkarılmıştır. Daha dün ILO Uluslararası Komitesi, aldığı bir kararla tutuklu bulunan KESK üyeleri için hükümete endişelerini dile getirmiş ve konuyla ilgili Hükümetten, ILO Üst Düzey İkili Heyetini kabul etmesini istemiştir. KESK’e yönelik siyasi iktidarın baskı politikaları KESK’in demokratik meşruiyetini azaltmak bir yana arttırmış; tersine iktidarın emekçi düşmanı yüzünü bir kez daha ortaya çıkarmıştır. KESK olarak bütün arkadaşlarımız serbest bırakılana kadar girişimlerimizi sürdüreceğiz. Uluslararası kamuoyunu keyfi tutuklamalar hakkında sürekli bilgilendirip hükümetin baskıcı politikalarını teşhir etmeye devam edeceğiz. KESK olarak Toplu İş Sözleşmesi gündemimizi sürdürüyoruz. KESK bugüne dek olduğu gibi bundan sonra da fiili ve meşru eylem çizgisini sürdürecektir. Bu kapsamda önceden belirlenmiş programımız aksatılmadan yürütülecektir. Kitlesel gösterilerle TİS taleplerimizi dile getireceğiz. Bütün bu eylemlerimizde Tüm ülkede asılsız ve akıldışı iddialarla tutuklu bulunan arkadaşlarımızın salıverilmesi talebimizi haykıracağız. Tüm arkadaşlarımız serbest kalana kadar çeşitli eylem ve etkinliklerle mücadelemizi yükselteceğiz. Tüm emekçileri, demokratik kamuoyunu, siyasi parti ve çevreleri, emek ve meslek örgütlerini eylemlerimize katılmaya davet ediyoruz. Çünkü KESK’e sahip çıkmak, demokrasiye, özgürlüğe, kardeşliğe ve barışa sahip çıkmaktır.
KESK’e sahip çıkmak yarına sahip çıkmaktır” dedi. Günaydın Muş Gazetesi


