Skip to main content

Eğitim-Sen yine eleştirdi

Muş Haber Fotoğrafı

Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonuna (KESK) bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM-SEN) Yönetim Kurulu Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Uygulaması (TEOG) ile öğrencilerin Meslek Lisesi, İmam Hatip ve Açık Liselerine mahkum edildiğini söylediler.

TERCİH YAPMAYANLARI OTOMOTİK OLARAK YERLEŞTİRİLDİ

Eğitimde 4+4+4 dayatmasının kaçınılmaz bir sonucu olarak liseler, tıpkı ilkokul ve ortaokullar gibi mevcut sistemin ve onun koruyucusu olan siyasi iktidarın ekonomik-siyasal çıkarları doğrultusunda yeniden yapılandırıldığını söyleyen EĞİTİM-SEN yönetim kurulu, Öğrencilerimiz özel liselere, meslek liselerine, imam hatip liselerine ve açık liselere yönlendirilmiştir. TEOG yerleştirmeleri sürecinde defalarca uyarmamıza rağmen göz göre göre yapılan yanlışlar sonucunda çok sayıda öğrenci belki de hiç gitmek istemeyeceği bir lise türüne otomatik olarak yerleştirilmiştir. TEOGda tercih yapmayan 134 bin öğrenciden 94 binin meslek, 40 binin imam hatip liselerine otomatik olarak yerleştirilmiş olması MEBin dayatmacı politikalarının son örneği olmuştur denildi.

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI BU REZALETİN HESABINI VERMELİDİR

MEB, önce tercih yapmayan öğrencilerin adreslerine en yakın okula yerleştirileceklerini açıklamış, ancak bazı illerde öğrencilerin evlerinden 100 km, hatta 120 km uzaklıktaki okullara yerleştirildiği görülmüştür diyen yönetim kurulu üyeleri, Kaydı otomatik olarak imam hatip liselerine yapılan öğrencilerin içinde gayri Müslim öğrencilerin bulunması, sorunun ne kadar ciddiyetle ele alındığının göstergesidir. Kendi istekleri dışında imam hatip liselerine ve meslek liselerine otomatik kaydı yapılan öğrencilerin büyük bölümü kontenjan olması halinde kaydını başka liselere almaya çalışmakta, bu sefer de karşılarına bürokratik engeller çıkarılmaktadır. Liselerde ilk hafta sonucunda sadece 15 bin kontenjan açığı olduğunun açıklanmış olması, evlerinden kilometrelerce uzakta ve istemedikleri okul türlerine yerleştirilen öğrencileri ve velileri kara kara düşündürmeye başlamıştır. Kontenjan sorununun çözülmemesi durumunda öğrenciler ya ekonomik koşullarını zorlayarak özel liselere yönelecek ya da istemediği bir okulda okumaktansa açık liseye yönelerek örgün eğitimin dışına itilmiş olacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı bu rezaletin hesabını vermelidir. TEOG sonuçları üzerinden yapılan yerleştirmeler sonrasında yaşanan mağduriyetler mutlaka dikkate alınmalı ve hiçbir öğrenciyi istemediği bir okul türünde okumaya zorlamamalıdır. Eğitime ilişkin konularda atılacak her adım sonuçlarını düşünerek atılmalı, öğrenci ve velilerin endişelerine, sendikaların önerilerine mutlaka kulak verilmelidir diye ifade ettiler.

7 BİN OKUL MÜDÜRÜNÜN BÜYÜK BÖLÜMÜ SİYASİ GEREKÇELERLE RESMEN TASFİYE EDİLMİŞTİR

EĞİTİM-SEN Yönetim Kurulu tarafından yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: Büyük ölçüde üst düzey eğitim yöneticilerinin değerlendirmelerine dayanan, eğitim kurumları yönetici değerlendirme sonuçları açıklanmış ve 7 bin okul müdürünün büyük bölümü siyasi gerekçelerle resmen tasfiye edilmiştir. Sendikamızın bugüne kadar eğitim yöneticilerinin performans değerlendirmesine tabi tutulması ve atanma biçimleri ile ilgili olarak yapmış olduğu tespit ve eleştirilerin ne kadar haklı olduğu bir kez daha görülmüştür.

TARİHİN EN BÜYÜK SİYASİ KADROLAŞMASI İLE KARŞI KARŞIYAYIZ

Yıllardır eğitim kurumlarını şirket gibi yönetip, okullarımızı ticari işletme haline getiren MEB, başta Eğitim Sen üyesi okul müdürleri olmak üzere, bugüne kadar eğitimde yaşanan piyasa merkezli dönüşüm sürecinin karşısında engel olarak gördüğü okul müdürlerini tek tek tespit ederek görevden almıştır. Eğitim yöneticileri değerlendirme sonuçlarına göre görevden alınan ve görev süresi uzatılan okul müdürlerinin sendikal aidiyetine bakıldığında, tarihin en büyük siyasal kadrolaşma hareketi ile karşı karşıya olduğumuz anlaşılmaktadır.

YÖNETİCİ ATAMALARINDAKİ DEĞERLENDİRMELER OBJEKTİFLİKTEN YOKSUNDUR

Başından sonuna siyasal kadrolaşma operasyonu olarak gerçekleştirilen eğitim yöneticilerinin değerlendirilmesi ve görevlendirilmesi uygulamaları, hukuktan, adaletten ve objektiflikten yoksundur. MEB okul müdürlerin değerlendirilmesi sürecinde çok sayıda okulda adrese teslim görevlendirmeler yaparak, bir kez daha siyasi iktidarın en stratejik kurumu olduğunu göstermiştir. Eğitim Sen, kurulduğu günden bugüne eğitim yöneticilerinin Bakanlık tarafından, hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, sendikal ya da siyasal tercihlere göre belirlenmesi ve atanmasına karşı çıkmıştır. Bakanlığın eğitim yöneticilerinin siyasi iradenin belirlediği idari makamlar tarafından belirlenmesi konusunda neden bu kadar ısrarcı olduğu, açıklanan değerlendirme sonuçları ile bir kez daha görülmüştür.

HER OKUL KENDİ YÖNETİCİSİNİ SEÇMELİDİR

Eğitim yöneticilerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi sürecinde siyasi referanslar değil, liyakat ilkesi temel alınmalıdır. Eğitim yöneticilerinin belirlenmesinde hiçbir baskı ve yönlendirmeye izin verilmemeli, her okul kendi yöneticisini, o okuldaki eğitim bileşenlerinin katılacağı demokratik seçimlerle yine kendisi seçmelidir. 2014-2015 eğitim-öğretim yılında özel okullara gidecek olan 250 bin öğrenciye toplam 800 milyon TLlik destek verileceği açıklanmıştır. Okul öncesine 24 bin 342, ilkokula 54 bin 220, ortaokula 61 bin 339, ortaöğretim kurumlarına 40 bin 736 öğrenci olmak üzere toplam 180 bin 637 öğrencinin gideceği 4.001 özel okula devlet tarafından öğrenci sayısı kadar kaynak aktarılacaktır. Öğrenci başına özel okullara yapılacak ödemeler 2 bin 500 TL ile 5 bin 500 TL arasında değişmektedir.

DEVLET OKULLARININ TALEPLERİ DİKKATE LINMAMIŞ

12 yıldır, devlet okulları sorunları ile baş başa bırakılırken, her fırsatta özel okullara yönelik teşvik politikaları uygulanmıştır. Bugüne kadar özel okullara vergi teşvikleri ve çeşitli kalemlerde indirimler yapılmış, devlet okullarının talepleri dikkate alınmazken, özel okulların istekleri hükümet ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından anında yerine getirilmiştir. Halktan toplanan vergilerin özel okullara öğrenim desteği adı altında aktarılması, her şeyden önce herkese eşit ve parasız eğitim hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Bu uygulamanın, eğitimde adaletsizliklerin ve eşitsizliklerin derinleşmesinden başka bir sonucu yoktur. Devlet okullarında çoğu taşeron şirket personeli binlerce yardımcı hizmetli çalıştırılırken, velilerden temizlik, spor vb. adlarla birçok kalemde para toplanıp eğitimin tüm yükü velilerin sırtına yüklenmektedir. Hükümetin özel okullara destek adı altında asıl yapmak istediği özel öğretimi özendirmek, öğrenci ve velileri parasal destek üzerinden özel okullara yönlendirmektir. Özel okulların yıllardır doğrudan kamu kaynaklarıyla desteklenmesinin arkasında, eğitimde yaşanan ticarileştirme süreci hızlandırmak ve paralı eğitimi yaygınlaştırmak vardır. Yapılması gereken, kamusal kaynakların yine kamusal bir hak olan eğitim için, özel çıkarlar değil, toplumsal çıkarlar gözetilerek değerlendirilmesi ve sadece eğitimde değil, bütün alanlarda kamu harcamalarının payının arttırılmasının sağlanmasıdır. Eğitim Senin yıllardır savunduğu ve eğitim hakkının temel ayaklarını oluşturan kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim talebi gerçekleşmediği sürece, ne eğitimin niteliğini yükseltmek, ne de eğitimde yaşanan sorunlara kalıcı çözümler üretmek mümkün değildir.

ZORUNLU ROTASYON UYGULAMASI BÜYÜK BİR KAOSA SEBEP OLUR

Yeni yasama yılı başında görüşmeleri devam edecek olan torba yasa tasarısının 98. Maddesinde yer alan düzenleme ile bir süredir kamuoyunda tartışılan zorunlu rotasyon (yer değiştirme) gündemi eğitim emekçileri ve aileleri tarafından büyük bir endişe ile izlenmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı, pek çok konuda olduğu gibi rotasyon konusunda da dayatmacı tutumunu sürdürmekte, öğretmenlerin ve sendikaların bu konudaki eleştiri ve önerilerini dikkate almamaktadır. Eğitimde zorunlu rotasyon uygulamasının önce il içinde başlatılması beklenmektedir. Büyükşehirlerin sınırlarının son derece genişlediği bir dönemde açıkça il içi sürgün anlamına gelecek ve on binlerce eğitim emekçisinin aile ve okul yaşantısını alt-üst edecek olan zorunlu rotasyon uygulaması kabul edilemez. Eğitimde, hiçbir gerekçe eğitim emekçilerini okuttuğu öğrencisinden, ailesinden, oturduğu mahallesinden kopararak zorla başka bir işyerine sürgün göndermesini haklı çıkaramaz. Öğretmenlere zorunlu rotasyon uygulaması halinde eğitim sisteminin yeni bir kaos ile karşı karşıya kalması kaçınılmazdır. MEBin görevi, eğitimde 4+4+4 dayatmasında olduğu gibi, attığı her adımda, eğitim emekçilerini mağdur etmek değil, onların yaşadığı sorunlara kalıcı çözümler üretmek, eğitimcilerin ve sendikaların taleplerini dikkate almaktır.

Öğretmenler açısından açıkça sürgün anlamına gelen ve pek çok yönden istismar edilebilecek zorunlu rotasyon uygulaması asla gündeme getirilmemelidir. MEB, öğretmenleri kendi istekleri dışında zorunlu rotasyona tabi tutmak yerine, gönüllülük ve teşvik esasına dayalı çözümler üretmeye çalışmalıdır. AKP Hükümeti döneminde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan öğretmen atamaları rakamsal olarak artmış gibi görünse de, okullardaki öğretmen ihtiyacının ve beklenen rakamların gerisinde kalmıştır. Bugüne kadar öğretmen açıklarını kapatmak için yeteri kadar öğretmen atamaması nedeniyle, Türkiyenin kısa bir zaman içinde hali hazırda mevcut işsizler ordusunun yanı sıra, ikinci bir işsiz öğretmenler ordusu ile karşı karşıya kalması kaçınılmazdır. Bu durum atama bekleyen işsiz öğretmenleri büyük bir strese sokmakta, intiharlara kadar varan olumsuz sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Bugüne kadar ataması yapılmadığı için 40ın üzerinde işsiz öğretmen intihar etmiştir. Öğretmen istihdamı konusunda bugüne kadar benimsenen politika öğretmen yetiştirmeden atama sürecine kadar hiçbir planlamanın olmadığını göstermektedir. Nitelikli bir eğitimin gerçekleştirilebilmesi için öğretmenlerin yetiştirilme ve atanmaları sürecinin planlı şekilde işlemesi gerekmektedir.

Eğitim Sen olarak yıllardır eğitim sisteminin kanayan yarası olan öğretmen atamaları konusunda Milli Eğitim Bakanlığını sorunun kalıcı olarak çözümü için samimiyete davet ediyoruz. Eğitimdeki bütün kadrosuz ve güvencesiz istihdam biçimlerine son verilmeli, ayrım yapmaksızın bütün branşlarda öğretmen açıklarını kapatacak kadar öğretmen ataması en kısa sürede yapılmalıdır.

Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde yapılan bir değişiklik ile bütün okulöncesi kurumlarda ikili eğitim yapılması kararı alınmıştır. Okul öncesi kurumlar olarak bilinen ve okul öncesi eğitim çağı çocuklarına eğitim veren anaokulu, ana sınıfı ve uygulama sınıflarında tam gün eğitim yerine ikili eğitime geçilecek olması başta okulöncesi eğitim çağında olan çocuklar ve onların anne-babaları olmak üzere yeni sorunlar ortaya çıkaracaktır.

Aile içi desteğin tek başına yetmediği, çocuğun kendi yaşıtlarıyla birlikte olabileceği, bedensel ve zihinsel gelişmelerini sağlıklı biçimde sürdürebilecekleri bir ortam olduğu için okul öncesi eğitimin tam gün olması gerekmektedir. Anne-babası çalışsın ya da çalışmasın her çocuğun 4-5 yaş arasında okulöncesi bir kurumda tam gün eğitim görmesi, çocuğun gelişimi açısından son derece önemlidir.

Okulöncesi eğitimde ikili eğitimin esas alınması ile birlikte yeni açılacak olan öğrenci grupları için yeni öğretmen ihtiyacı ortaya çıkacak, bu ihtiyaç her zaman olduğu gibi ücretli öğretmen istihdamı ile giderilmeye çalışılacaktır. Eğitimin bütün kademelerinde olduğu gibi okulöncesi eğitim gibi, eğitime ilk adımın atıldığı bir alanda çalışacak öğretmenlerin eğitimin diğer kademelerinde olması gerektiği gibi kadrolu ve güvenceli çalıştırılması gerektiği açıktır.

Eğitim Sen yıllardır okulöncesi eğitimin yaygınlaştırılmasını ve zorunlu hale getirilmesini savunmaktadır. Bunun için öncelikle koşulları ve fiziki olanakları uygun olan okullardan başlanarak bütün ilkokullarda kurumlarında ana sınıfları zorunlu hale getirilmelidir. Okul öncesi kurumlarda her türlü beslenme, barınma giderleri devlet tarafından karşılanmalı, şuan bu kurumlarda yürütülen veliden para toplama uygulamasına son verilmelidir. Eğitimin bütün kademelerinde olduğu gibi, eğitimin temeli olan okulöncesi eğitim kurumlarında da her çocuğun kendi anadilinde eğitim alması sağlanmalıdır.

Muş Manşet Gazetesi

Bir Cevap Yaz

blank

Ekonomi Haberleri

Malazgirt’te Şeker Pancarı Üreticilerine Yönelik Toplantı Düzenlendi

Malazgirt Kültür Merkezi konferans salonunda yapılan toplantıya üreticiler yoğun ilgi gösterdi. Toplantıda konuşan…

Muş’ta Zincir Marketlerde Kırtasiye Ürünleri Denetlendi

Muş Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, yaklaşan yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde zincir marketlerde kırtasiye…

Aromasıyla Meşhur Muş Üzümü Bu Yıl Erken Olgunlaştı

Üreticiler, Muş üzümünün mideyi rahatsız etmediğini, şişkinlik yapmadığını ve tamamen organik olduğundan dolayı…

Eğitim Haberleri

Muş’ta 2025–2026 Eğitim-Öğretim Yılı Başladı

Muş’ta 2025–2026 eğitim-öğretim yılı, İlköğretim Haftası etkinlikleriyle başladı. Vali Avni Çakır, yayımladığı mesajda…

18 bin 430 öğrenci için ders zili çaldı.

Muş’ta ilkokul birinci sınıf ve okul öncesi eğitime başlayacak öğrencilerin, yüz yüze yürütülecek…

Bir milyondan fazla kitap sıralarda hazır bekliyor.

Muş’ta 699 okulda 104 bin 231 öğrenci için toplam 1 milyon 139 bin…

Kültür Sanat Haberleri

Vali Avni Çakır, Adem Sönmez Sanat Galerisi’ni ziyaret etti

Muş Valisi Avni Çakır, fotoğraf sanatçısı Adem Sönmez’in sanat galerisini ziyaret etti. Ardından…

Muşlu Genç Sanatçı Esma Asi’den “Gençses” Yarışmasında Unutulmaz Performans

Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen…

Yunus Teke’den Memleket Türküsü: “Arınç Yolu” Yayınlandı

Muşlu hemşehrimiz Yunus Teke’nin “Arınç Yolu” adlı şarkısı müzik platformlarında yayınlandı. Memleketi Muş’un…

blank

Profesyonel internet sitesi için arayın..

Memleket Web Tasarım

 0532 514 50 57

  • Google Arama Kaydı
  • SEO Puanı Yüksek Tasarımlar
  • Türkçe Yönetim Paneli
  • Yedekleme Hizmeti

 

 

Haber ve İçerik Etiketleri

Haber Kategorileri