Muş Barosu tarafından düzenlenen Türkiye’de Demokrasi adlı panelde konuşan Yargıtay Onursal Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk, AB’nin Türkiye’de demokrasinin yerleşmesi için bir şans olduğunu ve Türkiye’de demokrasi sorunun olduğunu söyledi.
Yargıtay Onursal Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk Muş Barosu tarafından düzenlenen Türkiye’de Demokrasi adlı panele katıldı. Düzenlenen panelde konuşan Prof. Dr. Sami Selçuk, “AB, demokrasi açısından Türkiye için bir şanstır” dedi.
Yargıtay Onursal Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk, Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’de demokrasinin yerleşmesi için önemli bir şans olduğunu belirterek, Türkiye’de demokrasi sorunu olduğunu söyledi.
Muş Barosu’nun davetlisi olarak Muş’a gelen ve Muş E Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu’nun toplantı salonunda düzenlenen ‘Türkiye’de Demokrasi’ konulu panele konuşmacı olarak katılan Yargıtay Onursal Başkanı Prof Dr. Sami Selçuk, katılımcılara bilgiler aktardı.
Panele Vali İbrahim Özçimen, Cumhuriyet Başsavcısı Bayram Ertaş, Ağır Ceza Reisi İbrahim İlhan, hakim ve savcıların ile ceza ve infaz kurumu personelleri katıldı.
Muş Barosu Başkanı Avukat Zahit Söylemez, Yargıtay Onursal Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk’un öz geçmişi ile ilgili kısa bilgiler aktardı. Panelde konuşan Prof. Dr. Sami Selçuk, Türkiye’de tam anlamı ile demokrasinin olmadığını belirterek, “Demokrasi üzerine her gün konuşma gereksinimi duyan bir toplumun acaba demokrasi özlemi bitmemiş midir, yoksa demokrasi olmadığından mıdır? 1930’larda Hitler her gün demokrasiden söz ederdi. Fakat demokrasinin en çok geliştiği ülke İngiltere’dir ama İngiltere Başbakan’ı hiçbir zaman demokrasiden bahsetmezdi. Demek ki herkes kendisinde olmayan bir şeyden söz ediyor. Herkes özendiği şeylerden bahsediyor. İnsan yaşamında da böyledir. Olan bir şeyden söz etmeye gerek yoktur. Demek ki Türkiye’de de demokrasi sorunu var. Demokrasinin olmaması her alanda bir eksikliği de yansıtıyor. Sadece yasamada, yürütmede, yargıda değil, insanların özgür bir biçimde yaşama ve bu hakkın topluma yansıması noktasında da eksikler yaşanıyor” diye konuştu.
Türkiye’nin oldukça şanslı bir dönemde olduğunu söyleyen Selçuk, “Türkiye’nin elindeki şansı kullanacağına inanıyorum. Türkiye’nin bu şansı da Avrupa Birliği’dir. AB Türkiye’nin demokratik atılımlarını hızlandırmıştır. Bu zaman içerisinde bazen duraklama dönemine geçiyor ve eksikliği hissetmeye başlıyoruz. 1989 yılından beri doğu bloğu parçalanmaya başlamıştır. Burada çeşitli ülkeler oluştu. Bu ülkelerden Bulgaristan bizden önce AB’ye girdi. Çünkü Bulgaristan 1998 yılında istenilen kriterlerin 28-30 tanesini gerçekleştirmiştir. Biz o sırada dört kriteri bile gerçekleştirememiştik. Düşünün artık. Biz 1959 yılında başvurmuşuz AB’ye. AB diyor ki demokrasinin ölçütleri bunlardır. Ama Türkiye direniyor. Türkiye yenilikleri ne yazık ki bir çırpıda giremiyor. Korkuyor. Çünkü devlet bireyinden korkuyor, toplumundan korkuyor. Eğer bir ülkede Anayasa adı altında bir metin yapılır ve bu metin devleti güvence altına alıyorsa bu zaten görünüşte bir anayasadır. Adı anayasadır. Anayasa meşru güç kullanan devleti sınırlayabilmek, devletin bireyin haklarını örselememesi için yapılır. Bizde tersi şekilde yapılıyor. Bununla zannediyoruz ki dünyayı kandırıyoruz. Hal bu ki kendimizi kandırıyoruz” dedi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye aleyhine verdiği kararlara da değinen Selçuk, “Demokrasinin özgürlükçü boyutu eksiktir. 8 Temmuz 1999 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bir gün içerisinde 11 ayrı davada düşünce özgürlüğü çiğnendiği için Türkiye’yi mahkum etmiştir. Bu hiç hoş olmayan bir rekordur. Bu rekoru kıran hiçbir ülke yoktur. 2005 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bir sürü başvuru yapılmış ve kabul gören 59 davadan 39 tanesi Türkiye aleyhine sonuçlanmıştır. 1999 ile 2006 yılları arasında bu konuda 205 dava görülmüş ve 125 tanesi Türkiye aleyhine. Bunu herkesin düşünmesi ve nereden kaynaklandığını düşünerek kendi kendisini sorgulaması gerekir” diye konuştu.
Özgürlükçü demokrasinin bütün boyutlarını gerçekleştirmek zorunluluğunun olduğunu kaydeden ve 301. madde ile ilgili olarak yorumlarda bulunan Selçuk, “Şu anda Türkiye’nin özgürlükçü demokrasi tam anlamı ile gerçekleştirdiğini söylememiz mümkün değildir. Bakın şu anda Türkiye’de 301. madde tartışılıyor. 301. madde bu şekilde uygulandığı sürece, bu şekilde yasal bir şekilde düzenlendiği sürece Türkiye’nin başka yapacak bir şeyi yoktur. 301. madde ki sorun bir milliyetçilik sorunu değil sadece bir hukuk sorunudur. Bir madde böyle düzenlenmez. İlk olarak bunu düzelteceksiniz. 301. maddede bazı kavramlar ortaya çıktı ve Türkiye’nin bu kavramları bilmediği de ortaya çıktı. Türkiye zaten bazı şeyleri boşuna tartışıyor. Mesela orada bir izin sistemi var. İzin sisteminin doğru kullanıldığına ve doğru algılandığına dair bir işareti ben göremiyorum. Bu izin zamanında Adalet Bakanlığı’na verilmiştir. Bugüne kadar izin vermedim diyen bir tek bakana bile rastlanmamıştır. Ama bugüne kadar hiç kimse bu yetkiyi kullanmamıştır. Çünkü izin kavramının ne olduğunu ve nereden kaynaklandığını bakanlık bile bilmiyor” ifadelerini kullandı.
Muşun Sesi Gazetesi


