Temiz Hava Hakkı Platformu tarafından açıklanan Türkiyedeki hava kirliliği raporuna göre, kömürlü termik santraller nedeniyle Türkiyede her yıl en az 2 bin 876 erken ölüm, 4 bin 311 hastaneye yatış ve 637 bin 643 iş günü kaybı yaşanıyor. Rapora göre, Türkiyenin havası en kirli 3 ili, Aksaray, Ağrı ve Muş olarak açıklandı.
Geçtiğimiz kış tüm dünyada kırmızı alarm seviyesine yükselen hava kirliliğinin Türkiyedeki boyutu Temiz Hava Hakkı Platformu tarafından detaylı bir rapor haline getirildi. Rapor, İstanbul Karaköyde bulunan Minerva Palasta yapılan basın açıklamasıyla kamuoyunu duyuruldu.
Rapora göre, Türkiyede havası en kirli olan 3 il; Aksaray, Ağrı ve Muş. Hava kirliliğine neden olan PM10 isimli partikül için 2015te verilen yıllık limit, Türkiyede geçtiğimiz yıl içinde 41 ilde aşıldı. Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) hava kalitesi limiti dikkate alınarak yapılan değerlendirmede ise sadece Çankırıdaki değerlerin limitin altında olduğu görüldü.
Raporda kömürlü termik santrallere ayrı bir başlıkta ele alındı. Kömürlü termik santraller nedeniyle Türkiyede her yıl en az 2 bin 876 erken ölüm, 4 bin 311 hastaneye yatış ve 637 bin 643 iş günü kaybı yaşanıyor. Kömürlü termik santrallerin hastalık ve ölüm nedeniyle yarattığı olumsuz ekonomik yük 2.9-3.6 milyar avro arasında değişiyor.
Raporda, Türkiyede 2015 yılında termik santrallerin olduğu illerde önceki yıllara göre hava kirliliği ölçümlerinde ciddi artışlar yaşandığı ifade ediliyor. Buna rağmen ise, bu bölgelere yeni termik santral yapımı planlanıyor. Özellikle Adana, Tekirdağ, Hatay ve Çanakkalede mevcut kirlilik düzeyleri önceki yıllara göre artarken, bu illerde yapılacak olan yeni santrallerle birlikte kirliliğin daha da artacağını öngörülüyor.
Hava kirliliğinin yoğun olduğu illerden olan İstanbulda hava kirliliğinin en yüksek olduğu yer Esenyurt ilçesi. İstanbuldaki hava kirliliğini somutlamak için basın toplantısında İstanbulda yaşayan insanların burada soludukları hava günde bir buçuk paket sigarayla eş değer. benzetmesi yapıldı.
Türkiyenin hava kirliliği konusundaki yasal mevzuatın DSÖnün düzenlemelerinin gerisinde olduğunu vurgulayan Greenpeace Akdeniz Avukatı Deniz Bayram, temiz hava hakkı 2019-2020 hedeflerine ulaşmak için öncelikle kömüre dayalı enerji üretiminden vazgeçilmesi gerektiğini belirtti.
Raporu hazırlayan bilim kurulunda yer alan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala, hükümetin hava kirliliğini önleme konusunda adım atması gerektiğini ifade ederek, Hava kirleticileri için DSÖ tarafından önerilen sınır değerlerin kullanılmasını sağlamak amacıyla yasal düzenleme yapmalıdır. dedi.
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Üyesi Doç. Dr. Çiğdem Çağlayan da, Türkiyede hava kirliliğinin özellikle 2015 yılında ciddi artış gösterdiğini vurgulayarak, Başta akciğer kanseri ve solunum sistemi hastalıkları olmak üzere birçok sağlık etkisi bulunan hava kirliliğine karşı ulusal ve yerel düzeyde yöneticileri önlem almaya çağırıyoruz dedi.
Muş Manşet Gazetesi


