Ertuğrul; Kürt sorununu demokratik ve barışçıl bir yaklaşımla çözüme kavuşmasını engellemek isteyen bu çevrelerin inkâr, imha ve kan siyasetini hâkim kılmak istemesi bugün akan kanın temel sebebi olarak karşımıza çıkıyor. Başta ABD ve Rusya olmak üzere Ortadoğu topraklan üzerinde kirli siyaset yapan güçlerin gerçekleştirdiği bu komplo halkların özgürlüklerine yana duruşuyla boşa çıkarılmıştır. Zamanın başkanı Bülent Ecevitin bile neden Abdullah Öcalanı bize teslim ettiklerini anlamış değilim dediğini göz önüne alacak olursak bu komplonun ne kadar derinlerde gerçekleştiğini göre biliriz dedi.
Gerçekleştirilen komplonun halkların özgürlüklerinden yana duruşuyla boşa çıkarıldığını ifade eden Sinan Ertuğrul, demokrasi ve onurla barış mücadelesinin bu süre içerisinde öne çıktığını ve egemenlerin savaşa dayalı inkar siyasetinin iflas ettiğini söyledi. Ertuğrul şunları kaydetti; Peki, bu 17 yıllık süre zarfında neler olmuştur. Gerçektende bu komployla hedeflenen şeylere ulaşılmış mıdır. Bu ve buna benzer soruların cevabı halklar tarafından verilmiştir. Demokrasi ve onurla barış mücadelesi bu süre içinde öne çıkmış ve egemenlerin savaşa dayalı inkâr siyaseti iflas etmiştir. Milyonlarca insan tarafından irade olarak tanımlanan ve tüm dünya kamuoyunun dikkatine sunulan bu yaklaşım yakarak, yıkarak, öldürerek, tutuklayarak hiçbir sistemin başarıya ulaşamayacağını da göstermiştir. Bu 17 yıllık süreçte, Öcalan, adeta bir şantaj aracı olarak kullanılmak istenmiş ve dönemsel tecrit politikalarıyla demokrasi, barış ve özgürlük taraftarlarının iradesi kırılmak istenmiştir. Bugün de yaşanan budur. Yaklaşık bir yıldır Öcalandan haber alınamamaktadır. 2013 yılında bizzat Öcalan tarafından organize edilen çözüm süreci, AKPnin Ergenekon ile yaptığı uzlaşmayla boşa çıkarılmak istenmiş ve savaştan yana bu ekip tarafından yeni bir tecrit uygulamasına geçilmiştir. Dolmabahçe Mutabakatı ile artık barışa evirilen bir sorun, kandan ve katliamlardan beslenen güçler tarafından boşa çıkarılmıştır. Son 8 ayda yaşananlar, dünya vahşet tarihine çoktan girmiştir. Yakılarak katledilen insanlar bu savaş politikalarının kurbanı olmuştur. AKPnin, sorunu öldürerek çözmeye çalışması büyük bir felaketi kendisiyle getirmektedir. Bir iç savaş yaşanmaktadır. AKP topluma bir iç savaş dayatmaktadır. Bodrum katlarında katledilen insanlar yetmemiş olacak ki, şimdi de AKP devleti Suudi Arabistan isimli kukla devletiyle birlikte, tüm uluslar arası uyarılara rağmen Suriyeye girmeye çalışmaktadır. Bugüne kadar sınırdaki İŞİDin, El Nusranın, Ahrarüs Şam isimli çetelerin yenilgiye uğruyor olmalarını engellemek için Rojavadaki Kürt kantonlarına saldırmaya başlamıştır. Bunun adı kör siyasettir. Bir yandan Surda, Cizrede, Silopide, Dargeçitte iç savaş provası yapan, bir yandan Öcalan üzerinde tecridi yoğunlaştıran AKP, bir yandan da yangın yerine çevirdiği Suriyeye girmeye çalışarak ülkeyi felakete sürüklemektedir. Bir kez daha Dolmabahçe Mutabakatına dönülmesi yönündeki çağrımız tekrar ediyoruz. Milyonlarca insanın kendi iradesi olarak deklare ettiği Öcalan üzerindeki tecrit kalkmalı ve başta Öcalan olmak üzere tüm siyasi tutuklular özgürlüklerine kavuşmalıdır. Bu topraklarda huzur içinde, özgür ve eşit bir şekilde yaşamanın yolu bu çağrıdan geçmektedir. Abdullah Öcalan şahsında tüm ezilenlere yönelik yapılan bu uluslar arası komployu kınıyoruz.
Daha sonra konuşan Hakların Demokratik Partisi (HDP) Muş Milletvekili Burcu Çelik Özkan, çözüm sürecinin Kürt tarafınca bozulmadığını ifade etti ve çözümün İmralıda olduğunu savundu. Konuşmalardan sonra toplanan grup sessizce dağıldı.
Muş Manşet Gazetesi


