Muş Emek ve Demokrasi Platformu, Şırnak’ın Cizre ilçesinde insanların diri yakıldığını iddia ederek, bölgede vahşet yaşandığını savundu.
Sokağa çıkma yasaklarının sürdüğü ilçelerdeki duruma tepki göstermek için Belediye Meydanı’nda toplanan Emek ve Demokrasi Platformu adına açıklama yapan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Merkez İlçe Başkanı Faik Yasul, 90 yıldır inkar ve imha politikalarının yaşandığını savunarak, bununu devam ettiği yeni bir sürecin yaşandığını belirtti. İnsanların diri diri yakıldığını iddia eden Faik Yasul; İnsanları diri diri yakan zihniyetin, 1993’teki Madımak pratiği ile 2016’daki Cizre pratiği dikkate alındığında hiç değişmediğini görüyoruz. Bir evde mahsur kalmış insanların top atışlarıyla diri diri yakılarak öldürülmesi tam bir vahşettir. Yangına müdahale etmek için giden itfaiyeyi engelleyen AKP devleti, işlediği insanlık suçlarına yeni birini daha eklemiştir. Cizre’de artık tüm dünyanın ‘vahşet bodrumu’ olarak gördüğü eve ambulansları göndermeyen, engelleyen AKP, kendi güdümündeki medya aracılığıyla tiyatro oyunları sergilemekte ve insanları aptal yerine koymaktadır. Yaralı ve bitkin insanlara güya anons yapılarak ‘buraya gelin’ deniliyor. Havuz medyası da ‘bakın işte, devlet üzerine düşeni yapıyor’ yalanıyla halkı aldatıyor dedi.
AK Parti’nin Kürt düşmanlığına dayalı siyaset içinde olduğunu savunan Yasul sözlerini şöyle sürdürdü; Artık AKP devletinin tamamen Kürt düşmanlığına dayalı bir siyaset içinde olduğu ise tüm dünya tarafında görülüyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Mardin’de açıkladığı sözde plan ise hem bu düşmanca siyasetin yansıması ve hem de tam bir komedi oyununun sahneye konması anlamı taşıyor. Master planı diye sunulan şey, mezhepçi faşizm, ispiyonculuk ağının genişletilmesi, tarihi Kürt kentlerin yakılıp yıkılarak ranta dönüştürülmesi, belediyelere el konulması, propaganda ağının yaygınlaştırılması ve kanaat önderliği adı altında korucu başlarının, AKP’li rant çevresinin eliyle halkın kandırılmasıdır.
100 yalanın bir doğru sonuç doğurmayacağını dile getiren Yasul şöyle konuştu; Asimilasyon politikalarıyla bugüne kadar nasıl sonuç alınamadıysa bugün de sonuç alınamayacaktır. 60 gün, 70 gün süren sokağa çıkma yasakları ne demektir? Bunun adı düşmanlıktır. Cesetlerle dolu sokaklar, bu düşmanca politikaların sonucudur. Yaralı insanları ölüme terk etmek düşmanlıktır. Şu çok net bir şekilde görülmektedir ki, AKP ile Ergenekon ittifakı yeni sürecin görünen yüzüdür. Ergenekoncuları hapisten çıkararak onlara yüklü miktarda tazminat ödeyen AKP, bunun karşılığında Kürt kentlerini yakıp yıkma konusunda bir anlaşma yapmıştır. Cizre’de, Sur’da aralarında Arapça konuşan grupların var olması, bu operasyonlar için kimlerin görevlendirildiği hususunda derin şüpheler uyandırmaktadır. Tüm bu karanlık ilişkiler günü geldiğinde aydınlığa ulaşacaktır. Halep’teki gelişmeler AKP’nin iflasının göstergesidir. Suriye’deki cihatçı çetelere ikmal yollarının kapanmaya başlaması kirli ilişkileri bir kez daha ortaya çıkarmıştır. Bölgemizde yaşanan vahşetin asıl sebebi de Kürtlerin Rojava’da elde etmekte olduğu statü gereğidir. Tüm çabalar statüyü engellemek üzerine kurulmuştur.
Sokağa çıkma yasağının İdil’de de uygulanacağını iddia eden Yasul; İdil’deki öğretmenlere Milli Eğitim Bakanlığı tarafından mesaj çekilmiş ve hizmet içi eğitim yalanıyla İdil’i terk etmeleri istenmiştir. Anlaşılan odur ki sokağa çıkma vahşeti bu kez İdil’de yaşatılacaktır. Öğretmenleri, şehri terk etmeye çağırmak, bir ülkenin kendi vatandaşlarını yabancı bir ülkeden çıkmaya çağırması anlamına gelir diye konuştu.
Tarafların bir an önce müzakere masasına oturması gerektiğini vurgulayan Faik Yasul şunları kaydetti; Doğu Perinçek ile Ahmet Davutoğlu aynı çizgidedir. Görüldüğü üzere birbirinden taban tabana zıt olan Sözcü, Milliyet, Akit, Star gibi gazeteler aynı manşetle yayımlanmaktadır. Camiler gibi kutsal mekanlarda AKP siyaseti hutbe olarak verilmektedir. Tüm bu yaşananlar, gerçeği örtme girişimi ve Kürt düşmanlığıdır. Bunu kabul etmediğimizi bir kez daha haykırıyoruz. Bir an önce müzakere masasına oturulmalıdır. Barış isteyen kesimler terörist ilan edilmektedir. Akademisyenlerin, sendikacıların, futbolcuların hain ilan edilmesinden vazgeçilmeli, bu kirli politikaların kan ve gözyaşı getirmekten başka bir işe yaramayacağı görülmelidir. Halkların çıkarı barış politikalarında yatar. Ekonomik olarak kötü gidişatı, rant çevrelerinin sürekli büyümesi, yoksulluğun her geçen gün artması gerçekliği de savaş politikalarıyla örtülmektedir.
Tek çıkar yolun barış politikaları olduğu ve müzakere masasına bir an önce dönülmesi gerektiğini ifade ediyoruz.
Yapılan açıklamanın ardından, platform üyeleri olaysız bir şekilde dağıldı.
Muş Manşet Gazetesi


