İstasyon Caddesi üzerinde bulunan Atatürk Çocuk Parkı önünde bir araya gelen Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Muş Şubeler Platformu üyeleri basın açıklaması yaparak, son günlerde yaşanan çatışmaları protesto ettiler.
Grup adına basın açıklamasını okuyan KESK Dönem Sözcüsü Mustafa Demiraydın, 7 Haziran Genel Seçimleri ile çoğunluğu yitiren, Recep Tayyip Erdoğan’ı Başkanlığa taşıyamayan siyasi iktidar, hazmedemediği seçim sonuçlarının bedelini yurttaşlarımıza ödetmek için her gün sivil katliamlar yaptırmaktadır. Suruç katliamıyla başlayan kirli senaryoda, AKP oyunu 2-3 puan artırmanın hesaplarını yaparken ülkenin dört bir yanından ölüm haberleri gelmektedir. Türkiye seçilmemiş, istifa etmiş, geçici bir hükümet eliyle uçuruma sürüklenmektedir. Sandıkta kaybettikleri oyları savaş mevzilerinde kazanmayı planlayanlar, kan ve ceset fışkıran bu toprakları bir kez daha kan ve gözyaşı ile sulamaktan çekinmemektedir dedi.
Suruç’ta 32 insanın öldürüldüğü katliamın ardından hükümetin attığı her adımın ülkeyi uçurumun eşiğine getirdiğini iddia eden Demiraydın, Suriye başta olmak üzere Ortadoğu’ya yönelik savaşı kışkırtan, politikaları sorgulanan hükümet, bu politikaları daha da derinleştirmeyi, savaşı ülke içine de taşımayı tercih etmektedir. Hırsızlık operasyonlarında evlatlarına ifade bile verdirmeyenler, bu ülkenin yoksul, emekçi çocuklarına şehadet kıyamete kadar diyerek onları feda edeceklerini utanmadan, sıkılmadan itiraf etmektedirler. Anayasaya ve uluslararası hukuka aykırı İç Güvenlik Yasasının da sınırlarını aşan polis devleti uygulamaları ülkemizde demokrasinin son kırıntılarını da ortadan kaldırmıştır. Bu politikalardan emek örgütleri ve emekçiler de nasibini almış, sendika binaları basılmış, grevler yasaklanmış, hak mücadeleleri polis şiddeti ve baskısıyla engellenmeye çalışılmıştır. Suruç katliamından sonra IŞİD’e karşı hava harekâtı ve gözaltı operasyonu başlattıklarını söyleyen AKP’nin o günden sonra IŞİD’ten bir kelime dahi bahsetmemesi manidardır. AKP, çeşitli biçimlerde desteklediği IŞİD’i ve benzeri çeteleri değil emekten, barıştan, demokrasiden yana güçleri terörist olarak yaftalamaktadır. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, ırkçı-mezhepçi ayrımcılığı bizzat kendi ağzından yaygınlaştırmakta, halkların arasında kin ve düşmanlık tohumları ekmeye çalışmaktadır. Ülkenin her yanından ağıtlar yükselirken, ülke adım adım savaşa sürüklenirken TBMM tatile sokulmuş, ülke seçilmemiş bir hükümet ve o hükümete hükmeden tek bir kişi tarafından fiilen yönetilmeye başlanmıştır ifadelerini kullandı.
Demiraydın, açıklamada şu ifadelere yer verdi: Halkın %95’inin temsil edildiği bir meclis işlevsizleştirilerek, ülkenin geleceği, kendi tek adam diktatörlüğü için hiçbir çılgınlıktan kaçınmayacağı belli olan bir kişinin eline teslim edilmiştir. Düne kadar sandık iradesi diyenler bugün seçim sonuçlarını yok saymakta, fiili bir tek adam diktatörlüğü süreci işletmektedir. Seçim sonuçlarına saygı gösterilmeyecekse, seçimler niye yapılmıştır? Ülke bu kadar kritik bir dönemden geçerken milletvekilleri neden tatil yapmaktadır? Gün tatil yapma günü değil sarayları korumak için tüm ülkeyi ateşe atan bu çılgınlığa son verme günüdür. TBMM derhal toplanmalı ateşe benzin değil su taşımalıdır. Bunun yolu bellidir: Kürt sorununda; ölüm, kan ve gözyaşı dışında bir sonuç üretmeyen savaş/şiddet odaklı politikalar derhal terk edilmeli, barışçıl ve demokratik yollarla çözüm için gerekli adımlar derhal atılmalıdır. Çatışmalar derhal durdurulmalıdır. IŞİD başta olmak üzere ulusal/uluslararası cihatçı örgütlere yapılan askeri, ekonomik, siyasi yardımlara son verilmelidir. İç Güvenlik Yasası ve Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yönetmeliği başta olmak üzere, düşünce ve ifade özgürlüğünün askıya alındığı, olağanüstü hal rejimi uygulamalarına derhal son verilmelidir.
Bizler emek ve meslek örgütleri olarak sadece seçim sonrası gelişmelerle ilgili değil, seçimlerden önce verilen sözlerin yerine getirilmesi için de TBMM’ni toplanmaya çağırıyoruz. Meclis Başkanı, AKP ve Saray’ın talimatları doğrultusunda hareket etmeyi bırakmalı, yetkisini kullanarak TBMM’yi derhal toplamalıdır. Kısacası, barıştan, emekten ve demokrasiden yana olan milletvekilleri parlamentoya dönmeli, bunların düşmanı olanları çok meraklı oldukları tatilleriyle baş başa bırakmalı, halklarımıza deşifre etmelidirler. Bizler AKP’nin otoriter rejimini kabul etmedik, etmeyeceğiz. Bizler çocuklarına paralı askerlik yaptırıp halkın çocuklarını feda etme planlarına izin vermeyeceğiz. Bizler bu ülkenin alın terimizle var ettiğimiz kaynaklarının, Ortadoğu’da ve Türkiye’de kan dökmek için, savaş için kullanılmasına izin vermeyeceğiz. Bizler AKP’nin halkı din, dil, ırk, cinsiyet eksenli ayrıştırma politikalarına teslim olmayacağız.
Bizler evlatlarımızı saraylara, emeğimizi hırsızlara teslim etmeyeceğiz. Bu iktidarın, bu savaşların, yoksulluklarla ve güvencesizlikle kuşatılmış yaşamlarımızın ve bu korkunç düzenin eseri olan ölümlerimizin kader/fıtrat olmadığını biliyoruz. Bizler dün olduğu gibi bugün de, hatta dün olduğundan da yüksek sesle sokaklarda, meydanlarda, işyerlerinde taleplerimizi haykırmaya devam edeceğiz. Bu karanlık gidişata dur demek için eşitlik, adalet, barış ve demokrasi mücadelesini her zamankinden daha fazla yükseltecek ve yaygınlaştıracağız. Savaşa karşı barışı; baskı, şiddet ve zora karşı özgürlükleri ve demokrasiyi; hırsızlığa ve sömürüye karşı emeğin mücadelesini yaşamın her alanında yükselteceğiz.
Basın açıklamasının ardından 5 dakikalık oturma eylemi yapan grup daha sonra olaysız bir şekilde dağıldı.
Muş Manşet Gazetesi


