Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) yürütme kurulu adına şube başkanı tarafından 2016-2017 toplu sözleşme görüşmeleri ile ilgili yazılı basın açıklamasında yapıldı. Yapılan açıklamada Eğitim Sen Muş Şubesi, geçmiş kayıplarının karşılanması ve toplu sözleşme taleplerinin dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Yapılan basın açıklamasında şu ifadeler kullanıldı; 2,5 milyonu kamu emekçisi, 2 milyonu emekli ve aileleriyle birlikte en az 20 milyon insanı yakından ilgilendiren üçüncü dönem (2016-2017) toplu sözleşme görüşmeleri başladı. Meşruluğunu yitirmiş AKP hükümeti, erteleme taleplerimize rağmen, yandaş konfederasyonu da yanına alarak önümüzdeki iki yılı ilgilendiren toplu sözleşme görüşmelerini, yangından mal kaçırırcasına sürdürüyor. 2013 yılında Memur Sen ile yapılan ve tarihin en büyük hak kaybına neden olan toplu satış sözleşmesi ortadayken, ikinci bir satış sözleşmesi tehlikesi ile karşı karşıyayız. Bu anlamda savaş çığırtkanlığı içindeki geçici AKP Hükümetinin ve onun sözünden çıkmayan Memur Sen’in kayıplarımızı karşılayacak bir toplusözleşme imzalaması mümkün değildir. Yağmanın ve talanın bir virüs gibi yayıldığı ve mevcut sistemi içten içe çürüttüğü bir dönemde halkın, emekçilerin giderek yoksullaşmasının, zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul hale gelmesinin sorumlusu iktidar ve onun yandaşlarıdır.
Basın açıklamasının devamında, eğitim ve bilim emekçileri olarak, kayıplarn karşılanmasını ve aşağıda özetledikleri toplu sözleşme taleplerin dikkate alınmasını istediklerini vurguladılar. Açıklamada: Toplu sözleşme taleplerimiz; Grevli toplusözleşme hakkımızın önündeki yasal ve fiili engeller kaldırılmalı, grevli toplu sözleşme hakkımız tanınmalıdır. Kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı önündeki engeller kaldırılmalıdır. Toplusözleşme görüşmeleri, kamu emekçilerinin büyük bölümünün izinli olduğu Ağustos ayında yapılmamalı, genel bütçe hazırlık süreci dikkate alınarak Ekim ayına ertelenmelidir. 2014-2015 toplusözleşme dönemine ilişkin ekonomik kayıplarımız başta 2014 enflasyon farkı başta olmak üzere net bir şekilde hesaplanarak ödenmeli ve söz konusu fark kamu emekçileri ile emeklilerin taban aylığına yansıtılmalıdır. Yılın ikinci yarısında gelirlerimizdeki azalmanın önüne geçilmesi için vergi dilimi %15’te sabitlenmelidir. Ek dersler başta olmak üzere, tüm ek ödemeler temel ücrete ve emeklilik hesaplamasına dâhil edilmelidir. Eğitim öğretim tazminatı yılda iki kez, en az bir maaş tutarında olmalı ve ayrım yapılmaksızın bütün eğitim ve bilim emekçilerine ödenmelidir. Öğretmen, hizmetli ve teknik personel açıkları kapatılmalı, ihtiyaç kadar atama yapılmalıdır. Tüm eğitim ve bilim emekçilerine yaptıkları işin önemi ve zorluğu dikkate alınarak her dört yıla bir yıl olmak üzere yıpranma hakkı verilmelidir. Eğitimde performans değerlendirmesi, güvencesiz istihdam ve esnek çalışma uygu¬lamalarına son verilmeli, iş güvencemizi ortadan kaldırmayı hedefleyen tüm hazırlıklar derhal durdurulmalıdır. Yardımcı hizmetlilerin yaptıkları fazla çalışma fazla mesai olarak kabul edilmeli ve yüzde yüz zamlı olarak ücretlendirilmelidir. Akademik zam ve teşvik ödeneğinde yok sayılan yükseköğretim alanındaki tüm idari ve teknik personele yükseköğretim tazminatı ödenmelidir. Yükseköğretim alanındaki kurumlar her yıl nakil gönderme kontenjanı belirlemeli ve bu kontenjanlar şeffaf bir komisyon tarafından (yasal öncelikler hariç) belirlenip değerlendirilerek personele nakil imkanı sağlanmalıdır. Geliştirme ödeneği adil bir şekilde akademik personel yanında idari ve teknik personele de ödenmelidir. Aday öğretmenlik ve aday memurluk statüsünün, iktidar tarafından baskı ve tehdit aracı olarak kullanılması engellenmeli, kayırmacılık anlamına gelen sözlü sınav uygulanmamalıdır. Lisans diploması almış olan yardımcı hizmetler personeli, sınavsız bir şekilde Genel İdari Hizmetler Sınıfında ya da Teknik Hizmetler Sınıfında diploma unvanına uygun bir kadroya atanmalıdır. En az 50 çalışanın bulunduğu işyerlerinde bebek bakım üniteleri ile kreş açılmalı, çalışan sayısı 50’den az olan işyerleri birleştirilerek kreş hizmetinden faydalanmaları sağlanmalıdır. İstihdam, terfi ve unvan değişikliklerinde cinsiyet eşitliği sağlanmalıdır. Kadın kamu emekçilerine; çalışma yaşamında uygulanan ayrımcılık, mobbing, baskı ve şiddete son verilmeli, uygulayanlar hakkında etkili cezai yaptırımlar getirilmelidir. Ebeveyn izinleri arttırılmalı ve ebeveynlere bu konuda kolaylıklar sağlanmalıdır. Süt ve doğum izinleri artırılarak bir yıl zorunlu, dönüşümsüz ebeveyn izni verilmelidir. Kadrolaşma, sürgün, rotasyon, soruşturma, mobbing, mülakat gibi ayrımcılık yaratan bütün uygulamalara son verilmelidir. Engellilere istihdam koşulları sağlanmalı, engelli personelin çalışma ortamındaki fiziki ve teknik şartlar iyileştirilmeli, özlük/sosyal hakları açısından pozitif ayrımcılık yapılmalıdır. Son dönemde eğitim yöneticilerinin belirlenmesi ve atanması sürecinde daha belirgin hale gelen siyasi kadrolaşma uygulamalarına son verilmeli, eğitim yöneticileri belirlenirken sendikal-siyasal referanslar değil, liyakat ve objektiflik temel alınmalıdır. İl içi ve iller arası atamalarda her yıl yaşanan sorunlar taraflar mağdur edilmeden çözülmeli, hiç bir eğitim ve bilim emekçisi ailesinden koparılmamalıdır. Devlet okullarının tüm ihtiyaçları genel bütçeden karşılanmalı, eğitime yeterli bütçe, okullara ihtiyacı kadar ödenek ayrılmalıdır denildi. Ayrıca açıklamanın sonunda, gerçek toplu sözleşmeyi gerçek sendikanın yapacağına vurgu yapıldı.
Muş Manşet Gazetesi


