Makineleşen, pratik ve hızlı yaşamın benimsendiği dünyamızda çok eski bir gelenek olan semaver, eskiye oranla daha az rağbet görüyor.
Elektrikli ve tüplü ocakta demlenen çaydan çok daha lezzetlisini içme imkanı sunan semaverler zahmetli olması ve apartman hayatının yaygınlaşmasıyla eski önemini kaybetmiş durumda. Ramazan ayı gelmesiyle nerdeyse her köşe başında kurulan semaverler ise iftar sonrası lezzetli bir çay içmek isteyen vatandaşların tercihi oluyor. Oruç nedeniyle rağbetin arttığı semaver çayı, son dönemde özellikle kahvehanelerce de tercih ediliyor.
Bu nedenle semaver üretiminde az da olsa bir artışın olduğunu kaydeden Mehmet Konat, semaver üretiminin eski kazancı getirmediğini belirtti. Aynı zamanda soba üretimi yaptığını ancak semaver gibi sac sobalarında eskisi gibi yaygın kullanılmadığını ifade eden Konat: Bu işi çocukluktan beri yapıyorum. Baba mesleği sobacılığı 15 senedir tek başıma yapıyorum. Eskiden 20-15 civarında sobacı vardı ve işlerde oldukça yoğundu. Fabrika üretimi yoktu ve özellikle sac soba ve soba boruları siparişi alıyorduk. O zamanlar ticaretin tadı vardı, işi yetiştiremeyecek kadar yoğunduk. Şimdi artık sac sobanın eski önemi kalmadı. Sac bize 30-35 TL´ye geliyor.
Biz o kadar emek ve zaman harcadıktan sonra 40-45 TL´ye satıyoruz ve gerçekten değmiyor dedi. Ramazan ayı gelmesiyle birlikte semaver üretiminde artış olduğunu dile getiren Konat, vatandaşların aile genişliğine göre köz semaveri aldıklarını, kahvehanelerinde büyük kazanlı semaverleri tercih ettiklerini belirtti. Konat açıklamasında: Bu yapmış olduğumuz semaverler 20 ila 100 litre arasında değişiyor. Şu anda işlerde biraz artış olsa da artık ölmeye yüz tutmuş bir meslek şeklinde konuştu. Küçük litreli semaverlerden yıl boyunca 70-80 adet arası sattıklarını dile getiren Konat, büyük köz semaverlerinden de yılda 10-12 tane civarı sattıklarını belirtti. Sadece saca 70 TL verdiklerini dile getiren Konat, semaveri en fazla 100 TL´den satabildiklerini ve bunun da kendilerini tatmin etmediğini belirtti.
4 bin 500 TL´lik semaver de var Bitlis Çarşısı´nda semaver ve soba üretimi yapan Cevat Aktaş da işlerin düşüklüğünden, sanatın kaybolmaya yüz tutmasından şikayetçi. Genel itibariyle yapmış olduğu semaverlerin çok ucuz olduğunu ve pek bir kar bırakmadığını belirten Aktaş, İran´dan gelen bir siparişle 4 bin 500 TL´lik körüklü semaver yapmış. Kahvehanelerin semaver çayına yönelmesiyle işlerinde biraz artış olduğunu dile getiren Aktaş: Semaver işi tabi eskisine göre iyi değil, bayağı düşüş var. Ramazan ayı nedeniyle biraz siparişlerde artış olmuştu.
Şu an yine bir durgunluk var. Semaver çayı hiçbir şeye benzemez. Yarım litreden 24 litreye kadar semaver yapıyoruz. Iğdır, Erzincan, Erzurum, Van, Hakkari, İran´a semaver göndermişliğimiz var ama tabi artık sipariş gelmiyor pek fazla. İran´dan özel sipariş gelir bazen. Bir defasında körüklü semaver yaptım ve 4 bin 500 TL´ye sattım. Bunun yanı sıra fiyatı çok düşük olanlarda var. Muş´ta özellikle kahvehanelerde semaver çayına rağbet başladı tekrar. Onlara büyük kazanlı semaver yapıyoruz.
Köz çayı olduğu için müşterilerinde daha çok hoşuna gidiyor. Bakır, alüminyum, çelik, kromdan semaver yapıyoruz. Ben herhangi bir makineyle değil, el emeğiyle üretim yapıyorum. Bizim yapmış olduğumuz, uğraşı alanımız olan sanatkarlık artık yavaş yavaş ölüyor şeklinde konuştu.
Muş Ovası Gazetesi


