1989 yılından beri, her yıl değişik ana konularla kutlanan Kutlu Doğum Haftası, bu yıl Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Ahlakı ana temasıyla bütün yurtta ve dış temsilciliklerde kutlanacak.
Muş İl Müftüsü Recep uzun Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle basın mensupları ile bir araya gelerek açıklamalarda bulundu.
Kutlu Doğum haftasının önemine değinen Uzun, Diyanet İşleri Başkanlığının çeyrek asır önce Hz. Peygamberi Anmaktan-Anlamaya şiarıyla başlattığı Kutlu Doğum Haftası geleneği, kalplerde var olan peygamber sevgisini harekete geçirdiğini ve bu geleneğin sadece ülkemiz sınırları içinde değil, dünyanın çeşitli yerlerinde, millet varlığımızın bulunduğu her ülkede bir bilgi ve irfan ziyafetine, bir kardeşlik şölenine, bir manevî yenilenme haftasına dönüşmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığımız, öteden beri Kutlu Doğum Haftalarında bireysel ve sosyal hayatımız açısından önem arz eden temaları kamuoyunun gündemine taşımaya, özelde toplumumuzu, genelde ise tüm insanlığı Hz. Peygamberin çağlar üstü rahmet yüklü mesajlarıyla buluşturmaya gayret gösteriyor olması milletimizin malumlarıdır dedi.
Uzun açıklamasında, Bu yılki Kutlu Doğum Haftası ana temasının Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Ahlakı olarak belirlenmesindeki ana etken insanlığı topyekûn barışa davet eden bir dinin mensupları ve cihanşümul bir rahmetin temsilcisi olan Hz. Peygamberin ümmetinin bugün ortaya koyduğu davranışlar ve sergilediği tavırların çoğu zaman Kuran ve Sünnetin rahmet yüklü mesajlarının çok uzağına düşmesi olmuştur. Ülkemiz, bölgemiz, gönül coğrafyamız ve dünya genelinde büyük sıkıntılar, derin acılar ve yürek yakan hadiseler insanlığımızı ve Müslümanlığımızı yeniden sorgulamamızı gerekli kılacak boyutlara ulaşmıştır. Tarihte selam ve eman yurdu olarak bilinen İslam coğrafyası, bugün, artık savaş, şiddet ve vahşetle anılmaktadır. Bağdattan, Şama, Kahireden Yemene nice İslam diyarı kan ve gözyaşına bulanmıştır. Mezhepçilik, meşrepçilik, hizipçilik, ırkçılık, ideolojik ayrımcılığın zifiri karanlığında iç çatışmalar yaşanmakta, masum canlar katledilmekte, şehirlerin tarihî ve kültürel dokusu yok edilmekte zalimane tavırların ve cahilane tepkilerin faturası ise maalesef din-i mübin-i İslama kesilmektedir ifadelerini kullandı.
Müftü Uzun açıklamasında şu ifadelere yer verdi: İnsanlığı topyekûn barışa davet eden bir dinin mensupları ve cihanşümul bir rahmetin temsilcisi olan Hz. Peygamberin (sas) müntesiplerinin bugün ortaya koyduğu davranışlar ve sergilediği tavırlar çoğu zaman Kuran ve Sünnetin rahmet yüklü mesajlarının çok uzağına düşmektedir. İslam korkusu ve İslam düşmanlığı ancak yüksek bir bilgi, kültür, hikmet ve marifetle; derin bir şefkat ve merhametle ortadan kaldırılabilir. Kin ve nefret yerine merhamet ve adaleti, düşmanlık ve husumet yerine dostluk ve kardeşliği, zedelenen insan onurunu yüceltmek için daha çok çaba göstermeye ihtiyacımız var. Bugün birlikte yaşama konusunda İslâmın bakış açısının bir kez daha yeniden ortaya konmasına ihtiyaç vardır.
Birlikte yaşama ahlakının temel ilkelerine değinen Uzun, Biz İslami referanslardan hareketle, özü insana, inanca, kutsala, düşünceye, kültüre ve medeniyete saygıya dayalı birlikte yaşama ahlakının bazı temel ilkelerini bir kez daha insanlığın vicdanına duyurmak istiyoruz: Bütün insanlık, Âdem ve Havvanın çocukları olmaları hasebiyle birbirini insanlık ailesinin fertleri olarak görmeli, kardeşliğe yakışır davranışlar sergilemeli ve her türlü ayırımcılığa karşı çıkmalıdır.
Bütün insanlığın aynı özden yaratıldığı, insanlık onur ve değeri bakımından eşit olduğu bilinmeli, herkese insanca muamele edilmelidir. Dini, dili, ırkı, rengi, cinsiyeti ne olursa olsun her insanın canının, haysiyetinin ve malının dokunulmaz olduğu bilinmelidir. Özel hayatın mahremiyetine saygı duyulmalı; hiç kimsenin namus, şeref ve iffetine el ve dil uzatılmamalıdır. Her insanın kimliğine, kişiliğine ve farklılığına saygı gösterilmelidir. İnsan, başkalarının kendisine nasıl davranmasını istiyorsa, kendisi de başkalarına öyle davranmalıdır. Âdil ve dürüst olmalıdır. Hiç kimsenin, ikinci sınıf insan muamelesi görmesi, aşağılanması, küçümsenmesi, kendisiyle alay edilmesi asla kabul edilemez. Allahın yaratılış kanunda, yeryüzündeki varoluş gayesinde ve ilahi vahye muhatap olma noktasında her kadının öncelikle insan olarak değer görmeyi ve saygıyı hak ettiği bilinmelidir. Kadına karşı her türlü şiddet ve cinsiyete dayalı ayrımcılık tamamen reddedilmeli ve önlenmelidir. Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasında kadın-erkek arasındaki biyolojik farklar göz önünde bulundurularak fırsat eşitliği sağlanmalı, adalet esas alınmalıdır.
Dinî değerleri insanların duygularını istismar ederek güç devşirmeye ve çıkar sağlamaya matuf bir araca dönüştürmek, hakikati sadece kendinde görmek, hedefine ulaşmak için her yolu mübah saymak, körü körüne itaat kültürüyle iradeleri teslim almak, din ve vicdan özgürlüğü ile bağdaşmaz. Burada sözlerime son verirken özelde köyünde, kasabasında yaşayan Muş halkının, genelde Muhammed ümmetinin ve tüm insanlığın huzurlu, mutlu bir hayat sürmesini Cenab-ı Haktan niyaz ederim. Ve bilelim ki Dünya bize biz de birbirimize emanetiz şeklinde konuştu.
Muş Manşet Gazetesi


