İlkeli Eğitim ve Bilim Çalışanları Dayanışma Sendikası (EĞİTİM İLKE-SEN) Muş Şubesi tarafından Vicdan Günü dolayısıyla basın açıklaması yapıldı.
16 Mart Dünya Vicdan Günü münasebetiyle İlkeli Eğitim ve Bilim Çalışanları Dayanışma Sendikası (EĞİTİM İLKE-SEN) Muş Şube Başkanlığı tarafından basın açıklaması yapıldı
Muş Eğitim İlke-Sen adına Abdul Samet Çelikçinin yaptığı açıklamada Değerli Muş halkı, Bu hafta dünya vicdan haftası. Elbette ki vicdan, bir haftaya sığmayacak kadar mukaddestir. Fakat her geçen gün biraz daha yitirdiğimiz vicdanlarımızı, hatırlatmak için bir vesiledir bu hafta. Zira dini, dili, ırkı ve ideolojisi ne olursa olsun vicdan timsallerinin bir bir elimizden alındığı haftadır bu hafta. Halepçede Kürt halkına yönelik gerçekleştirilen vahşi katliamın haftasıdır bu hafta. Bir halkın kimyasal saldırılarla yok edilmek istendiği haftadır bu hafta. Gazzeli bir ailenin evinin yıkılmasını engellemeye çalışırken Rachel Corrienin, Siyonist işgal güçleri tarafından buldozerle ezilerek katledildiği haftadır bu hafta. Yine bir sabah namazı çıkışı Siyonist rejimin füzelerle bedenini parçaladığı Şeyh Ahmet Yasinnin katledildiği haftadır bu hafta. Ve daha nice vicdan timsallerinin bir bir yok edildiği nice günler, nice haftalar dedi.
Çelikçi açıklamasında şu ifadelere yer verdi: Bizler, gerek dün, gerek bugün, gerekse de yarın yaşanan ve yaşanacak olan acıları hiçbir şekilde ayrıştırmadan ve yarıştırmadan, aynı düzeyde paylaşacağımız buradan haykırıyoruz. İnsan olmanın ilk adımıdır vicdanlı olmak, vicdanını yitirmemek. Bizler, insan olmadan Müslüman olmanın hiçbir anlamının olmadığına inanıyoruz. Yine vicdanlı olmadan, insan olmanın hiçbir anlam ifade etmediğine inanıyoruz. Bu nedenle buradan herkese ve tüm dünyaya sesleniyoruz: Gelin acılarımızı ayrıştırmayalım ve yarıştırmayalım. Gelin acılarımızı paylaşalım. Gelin Rachel Corrienin dediği gibi: Zulüm bizdense, ben bizden değilim diyelim. Gelin Aliyanın dediği gibi: Düşmanlarımıza bile adalet borcumuz var diyelim. Gelin, Rabbimizin emri gereği zulmedenlere meyletmeyelim ve tüm ezilenlerin acısını içimizde hissedelim.
İnsanlığın sınırı, vicdanın siyasal konjonktürü, acının sağı – solu – islamisi olmaz, olmamalı. Tıpkı tüm mazlumların kardeşliği gibi, tüm acılarımız da kardeş olmalı. Yeryüzünde zulme uğrayan, katliama maruz bırakılan ve yerinden yurdundan sürülen kim olursa olsun; bizim vicdanlarımızda makes bulmalı. Emin olun dünyayı değiştirecek olan bu anlayıştır. Yeni bir dünyayı mümkün kılacak olan bu anlayıştır. Mazlumların yüzünü güldürecek ve zalimlere dünyayı dar edecek olan bu anlayıştır. Unutmayalım ki Vicdan, insanın içindeki peygamber; peygamber, insanın dışındaki vicdandır!
Bizler de vicdanlarımıza Rabbimizi şahit tutarak şunu haykırıyoruz: Şahid ol ya Rabb; Ceylanları, Esmaları, Halepçeleri, Roboskileri, Berkinleri, Yasinleri, Nihatları, Burak Canları, Rachelleri, Özgecanları, Şeyh Ahmet Yasinleri, Suriyeli çocukları, Mısırlı Kıptileri, ABDdeki Müslümanları ve daha nice mazlumu katleden zihniyetler arasında fark gözetmediğimiz gibi; bu acılar arasında da hiçbir fark gözetmiyoruz! Gelin bugünde, tüm mazlumları ve mağdurları bir kez daha saygıyla analım. Yaşadıklarını hissetmeye, yeni acıların yaşanmaması için neler yapabileceğimize bakalım. Günübirlik kavgalar uğruna vicdanlarımızı sömürmek isteyenlere karşı, gelin birlikte en güzel karşılığı verelim. Barış, birlik, dayanışma ve kardeşliğimizi güçlendirelim!
Muş Manşet Gazetesi


