Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kuruluna en çok soru önergesi veren milletvekillerinden biri olan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş Milletvekili Demir Çelik, 4 soru önergesi daha verdi
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş Milletvekili Demir Çelik, cezaevlerindeki çeşitli konularla ilgili Adalet Bakanı Bekir Bozdağın cevaplamasını istediği 4 soru önergesi Genel Kurula verdi.
Çelik, Ankara 2 Nolu F Tipi Cezaevi ile ilgili soru önergesinde şu ifadelere yer verdi: Her fırsatta demokrasiden bahseden hükümetiniz söylemi, demokrasinin gelişmişliğinin önemli ölçütlerden biri olan devlet gözetiminde hayatını sürdüren tutuklu ve mahkûmların durumu ve cezaevi koşullarıyla uyuşmamaktadır. 26.01.2015 tarihinde Ankara 2 Nolu F Tipi Cezaevine gerçekleştirmiş olduğum ziyarette dinlediğimiz mahkûmlara uygulanan hak ihlalleri hat safhadadır. Yaptığımız görüşmeler sonrasında ağırlaştırılmış müebbet ile müebbetlikler ağırlaştırılmış tecrit konumu ve muamelesi ile karşı karşıyadır. Dışarıda basımı ve satışı serbest kitap, dergi ve yayınlar cezaevi yönetimi tarafından sorun çıkartılarak mahkumların erişimi engellenmektedir.
Cezaevinde yapmış olduğum görüşmelerden sonra ciddi sağlık problemleri yaşayan mahkûmların olduğu ve bunların sağlığa erişiminde ciddi hak ihlalleri yaşanmaktadır.
Bu bağlamda;
1- Yukarıda belirttiğim hasta mahkûmların yaşadıkları sıkıntılardan haberdar mısınız? Haberdar iseniz bu hasta mahkûmların sağlık sorunları hakkında Bakanlığınızın yapmış olduğu çalışmalar nelerdir?
2- Yasaklı yayın listesi kim tarafından neye göre belirlenmektedir? Yasakların hukuki dayanağı nedir?
3- Türkiye cezaevleri göz önüne alındığında ağır hasta sayısına ilişkin Bakanlığınızın veri çalışması var mıdır? Var ise hasta mahkûmların sağlık sorunlarının iyileştirilmesi yönünde ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?
4- Birçok hasta mahkûmun Cezaevlerinde kalamaz raporları olmasına karşın cezaevlerinde tutulmalarının sebepleri nelerdir?
5- Cezaevlerinde uygulanan insan hakları ihlallerini gidermeye dönük Bakanlığınızın yürüttüğü çalışmalar nelerdir?
Milletvekili Çelik, 22 yıldır cezaevinde bulunan ve şu an Siit E Tipi Kalı Cezaevinde bulunan Avni Uçar ile ilgili vergi soru önergesinde de 22 yıldır cezaevinde kalmaktadır. Müebbet hapse mahkûm olan ve ölümcül hastalıklarla boğuşan Avni Uçarın hayati tehlikesi çok ciddi şekilde devam etmektedir. 2006 yılında sağ böbreği kanser teşhisi konularak alınmıştır. Daha önceki yıllarda sayısız kez böbrekteki tümör için ”iyi huylu” denilerek hastalığı es geçilmiş, durumu ağırlaşınca da söz konusu böbrekte, kanser tespit edilmiş, operasyonla bu böbrek alınmıştır.
Benzer bir durum mesanesi için de geçerlidir. Lakin geçmiş yıllarda mesanesinde teşhis edilemeyen bir lekeden bahsedilip bunun sorun olmayacağı bildirilmesine rağmen 4 Mart 2011’de mesane kanseri teşhisi konularak yeni bir ameliyat geçirmiştir. Ancak Uçar’ın durumu bununla da kalmamış cezaevinde yeterli-etkili tedavisi yapılmadığı için kalan sol böbreği ve mesanesinde yeni kanserli kitleler ortaya çıkmıştır. Şu an doktorlar, Uçarın kanserli olan sol böbreğinin büyük bir kısmının da ameliyatla alınması gerektiğini söylemektedirler.
22 yıldır Türkiyenin çeşitli cezaevlerinde kalan ve şu an Siirt E Tipi Cezaevinde bulunan Avni Uçar, cezaevinde vücudunda 2 farklı kanser (böbrek, mesane) teşhis edilmiş tek hastadır. Adli Tıp Kurumunca ”cezaevinde kalmasında bir sakınca yoktur.” denilerek gün gün ölüme terk ediliyor.
Bu bağlamda; 1- Siirt E Tipi Cezaevinde kaç sağlık personeli çalışmaktadır? Bu personelleri vasfı nedir?
2- Siirt E Tipi Cezaevinde kaç tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır? Bu tutuklu ve hükümlüler içinde ağır hastalık sahibi kaç mahkûm bulunmaktadır?
3- Türkiyedeki tüm cezaevleri göz önüne alındığında ciddi sağlık sorunları yaşayan kaç mahkûm bulunmaktadır? Bu hasta mahkûmların sayıları ile ilgili hazırlanmış bir veri çalışması var mıdır? Var ise bu veriler nelerdir?
4- 2002–2015 yılları arasında cezaevinde yaşamını yitiren hasta mahkûm sayısı kaçtır? ifadelerini kullandı.
Muş Cezaevi ile ilgili de soru önergesi veren Çelik şu ifadelere yer verdi: Cezaevlerinde tutulan ve sayıları Hükümetiniz döneminde cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaşan mahpusların karşı karşıya kaldıkları sorunlar her geçen gün artmaktadır. Başta sağlık, hijyen, ısınma ve beslenme gibi en temel sorunlar cezaevi yönetiminin keyfi uygulamalarına bırakılmaktadır. 22.01.2015 tarihinde Muş E Tipi Cezaevine yapmış olduğum ziyareti ve mahkûmlarla yapmış olduğum görüşmeler sonrasında mahkûmlara karşı yapılan hak ihlalleri hat safhada olduğu görülmüştür. Cezaevinde yapılan muayenelerin kelepçe ile yapılıyor olması, acil hastaların hastaneye nakli yapılmaması, kitapların mahkûmlara geç iletilmesi, siyasi mahkûmların bulunduğu koğuşların cep telefonu ve silah olduğu gerekçelendirilerek basılması ve yatak, yorgan, elbiselerin XR cihazından geçirilmesi gibi cezaevi yönetiminin keyfi uygulamaları söz konusudur.
Bu bağlamda; 1- Muş E Tipi Cezaevinde yaşanan insan haklarına ve hukuka aykırı bu baskı ve keyfi uygulamalardan haberdar mısınız? Haberdar iseniz bu baskıların son bulması ve sorumluların tespit edilmesi amaçlı kapsamlı bir soruşturma başlatacak mısınız?
2- Uluslararası insan hakları hukukunda mahpusların hakları ile ilgili oldukça gelişmiş standartlar olmasına karşın Türkiyede mahpusların ilgili hakları ve düzenlemeleri doğrudan kullanamamasının ve hak ihlalleri yaşamalarıının sebepleri nelerdir?
3- Türkiye Cezaevleri göz önünde bulundurulduğunda keyfi uygulama yaptığı gerekçesiyle hakkında idari ya da cezai soruşturma başlatılan personel var mıdır? Var ise sayısı kaçtır?
4- Muş E Tipi Cezaevinde yaşam koşullarının iyileştirilmesine yönelik Bakanlığınızın bir çalışması mevcut mudur? 5- Muş E Tipi Cezaevinde kaç ağır hasta mahpus bulunmaktadır?
Son olarak Amasya E Tipi Cezaevindeki sorunları ele alan Çelik şunları söyledi: Amasya E Tipi Cezaevinde 4 siyasi hükümlü koğuşu bulunmaktadır. Bunlardan 3 ü PKK li mahkûmlara ait olup, diğer koğuş ise sol örgütlerden mahkûmlar kalmaktadır. Öteden beri Amasya Cezaevinde yaşanan sorunların en öne çıkanı özellikle son zamanlarda keyfi üst aramalarının artışıdır. Hükümlüler oda ve kısımlardan geçerken rutin aramalar dışında çok sıklıkla el ve detektörlerle sürekli olarak aranmaktadır. Uzun zamandır cezaevinde vardiya başı olarak görev yapan infaz memuru Ünal Kelleci isimli memur öteden beri cezaevinde bulunan PKK li hükümlülere düşmanca yaklaşım ve tahrikleri ile bilinen bir memurdur. Bu şahıs kendi görevli olduğu vardiyanın sorumlusu olup cezaevinde üstlerini de aşan bir keyfilikle hareket etmektedir. Cezaevindeki mahkûmlardan Mehmet Emin Yıldırım ın bizzat tanık olduğu bu olayların en çarpıcı olanı ise, Ünal Kelleci bahçede 12-13 kişinin bulunduğu sırada bir kenarda durmuş, arama yapacağını ifade etmiş herkesin kendi önünden geçerek aranacağı talimatını vermiştir. Ardından elle aramalara başlamıştır. Çoğu kişi durumdan rahatsız olmuş, üstü aranmak istenen bir mahkûm elle aramayı istemediği için memur ayağa kalkarak bağırarak hakaret vari söylemlerde bulunduğu söylenmektedir. Diğer mahkûmların araya girmesi ile koğuşa dönülmüştür. Daha sonra aynı memur ıslık çalarak 50-60 gardiyanı bahçede toplamış ve mahkûmların bahçeye çıkmasını istemiştir. Olası bir olay ve fiziksel saldırıyı engellemek için mahkûmlar koğuştan dışarı çıkmak istememişlerdir. İdare ile görüşmek isteyen mahkûmlar ise engellenmiştir. Ünal Kelleci nin mahkûmlara dönük taciz ve kaba hareketleri ile tahrik edici ve lince yönelik eylemleri sebebiyle mahkûmlar savcılığa suç duyurusunda bulunmuşlardır. Savcı 1 Ocakta cezaevine gelerek mahkûmlardan konu ile ilgili beyanlarını almıştır. İdare de aynı zamanda mahkûmlarla ilgili soruşturma başlatmıştır.
Bu bağlamda; 1- Yukarıda anlatmış olduğum ve insan haklarının hiçe sayıldığı olaylar hakkında Bakanlığınızın haberi var mıdır?
2- Ünal Kelleci hakkında Bakanlığınızca bir çalışma başlatmayı düşünüyor musunuz?
3- Ünal Kellecinin üstlerini de aşan bir keyfilikle hareket ediyor olmasını, Hükümetinizin bir eksikliği olduğu iddiası ile ilgili ne düşünmektesiniz?
Muş Manşet Gazetesi


