Skip to main content

Molla Muhammed Doğan konuştu

Muş Haber Fotoğrafı

14 Aralık 2014 günü gerçekleştirilen operasyonla gündeme gelen Molla Muhammed Doğan, bugüne kadarki en kapsamlı açıklamasını yaptı.

Molla Muhammed Doğan, hayatı, hizmet tarzı, paralel yapı ve 17 ay hapis yatmasına sebep olan olaylarla ilgili geniş kapsamlı açıklamalarda bulundu.

1967 yılından 1986 yılına kadar Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin varisi ve Risale-i Nurun birinci talebesi olan Hacı Hulusi Beyin derslerine katıldığını kaydeden Molla Muhammed Doğan, 1944 Ağustos ayında Muşun Varto kazasının Kers köyünde dünyaya geldim. Kimlikteki doğum tarihim 16.12.1951dir. 7 yaşımdan 10 yaşıma kadar babamın yanında ilim tahsilime devam ettim. 10 yaşımdan sonra değişik illerde ilim tahsilimi sürdürdüm. Yaklaşık 18 senede medrese tahsilimi bitirdim. Arapça tahsilimden sonra bazı köylerde tedrisat vazifesini yaptım.1973 yılında Muş Merkez İstasyon Camiinde resmi olarak imam-hatiplik vazifesine başladım. 1998 yılında emekli oluncaya kadar aynı camide bu vazifeme devam ettim. 1963 yılından itibaren Kuranın manevi tefsiri olan Risale-i Nuru okumaya başladım. 1967 yılında ÜstadBediüzzamanHazretlerinin varisi ve Risale-i Nurun birinci talebesi olan Hacı Hulusi Bey ile tanıştım. Vefat senesi olan 1986 yılına kadar bu Zatın derslerine katıldım dedi.

2003 yılından itibaren Risale-i Nuru şerh, izah, tahşiye, tekmil, tanzim, tashih maksadıyla eserler telif ettiğini açıklayan Doğan, Ayrıca Kuranın bazı ayetlerine yanlış mana verilmek suretiyle tahrif edilmeye çalışıldığı bir zamanda, bazı ayet-i kerimelerin tefsirini yaptım ve bu çalışmalarım halen devam etmektedir. Telif ettiğim eserler,BMB Yayıncılık Limited Şirketi tarafından basılmakta ve neşredilmektedir. Halen Muş ilinde ikamet etmekteyim ve tedrisatla meşgulüm. MS hastasıyım ve görme özürlüyüm dedi.

MEHDİLİK, KUTUPLUK, GAVSLIK, VELİLİK GİBİ BİR DAVAM YOKTUR

Hizmet tarzı ile de ilgili açıklamalarda bulunan Doğan, 1963 yılından itibaren Kuran, Hadis, İcma-i Ümmet ve Kıyas-ı Fukahayı ve İslamın bu dört kaynağının bürhanlı bir tefsiri olan Risale-i Nuru beraber ders vermekteyim. Mehdilik, kutupluk, gavslık, velilik gibi bir davam yoktur. Ben, Kuran hâdimiyim.ÜstadBediüzzaman Hazretleri ve Nurun birinci talebesi Hacı Hulusi Bey Merhumun da böyle bir davaları yoktu. Bir tek davam mevcuttur. O da bütün kusurumla beraber Kuranı, Sünneti, İcma-ı Ümmeti, Kıyas-ı Fukahayı ve Risale-i Nuru müdafaa etmektir. Hakkın müdafaası için fedaîyim. Başka bir davam yoktur. Resul-i Ekrem (sav) zamanından ta üç yüz seneye kadar, bütün Müslümanların maksad ve gayesi, Kuran ve hadisi anlamak ve hayatın her safhasında kitab ve sünnete tabi olmak idi. Bu asırda ise, Din-i Mübin-i İslama hizmet eden bütün cemaatlerin, İslamın temel kaynağı olan kitab ve sünneti, lafız ve manasıyla beraber ders vermeleri, kendi meslek ve meşreblerini kitab ve sünneti anlamaya vesile kılmaları lazım gelirken; maalesef bugün, Âlem-i İslamda, bahusus Türkiyede cemaatler, kendi meslek ve meşreblerini birinci derecede müdafaa ve muhafaza etmekte, onu revaca vermekte, kitab ve sünneti ise ikinci, üçüncü derecede bırakmaktadırlar. Hâlbuki bütün müminlerin davası ve ittifak noktası, kuran ve sünnettir. Madem hakikat budur. Öyle ise bütün meslek ve meşrebler, Kuran ve sünnete hâdim, ayine ve dellal olmalı; vekil ve gölge olmamalı ve bunların yerine ikame edilmemelidir dedi.

NURCU VEYA TAHŞİYECİ DEĞİLİM

Takriben elli senedir iman ve Kuran hizmetinde bulunduğunu açıklayan Doğan, Münzevî yaşayan bir insanım. Silahlı-silahsız, siyasî-gayr-ı siyasî, yeraltı-yerüstü, gizli-aşikâr hiçbir örgütle alakam yoktur. Bütün örgütlerden âri ve beriyim. Sergüzeşt-i hayatım, bunun şahididir. Kuran-ı Hakîm, ayet-i kerimesinin sarahatiyle, bütün müminlerin Hablullahil-metin olan Kurana temessük etmelerini ve Kuranın etrafında yek vücud haline gelip tefrikaya düşmemelerini şiddetle emretmektedir. Bu ayet-i kerimeye binaen ci, cu tabirleri tefrikaya sebebiyet verdiği için, ulema-i İslam bu tabirleri reddetmiştir. Bu sebeple Nurculuk, Tahşiyeci gibi tabirleri kullanmak muvafık değildir. Zira bu tabirler, Müslümanlar arasında tefrikaya sebebiyet vermek için, dış güçler tarafından içimize atılmıştır. Ben Kuran şakirdiyim. Nurcu ve Tahşiyeci değilim. Hem Tahşiyeciler diye bir gurup da yoktur. Bu tabiri, o malum gurup icad etti. Tahşiye, BMB Yayıncılık Limited Şirketi Yayınlarının bir markasıdır dedi.

Doğan açıklamalarını şu ifadelerle sürdürdü; Yaklaşık iki yüz elli seneden beri dünyâdadînsizliğerevâc veren, bahusus İslâmiyyetitahrîf etmek için çalışan, kökü ecnebîdiyârında ve bir dalı Alem-i İslam içinde bulunan temelde üç yüz kişiden oluşan gizli bir zındıka komitesi vardır ki; dünyâya hükmeden bu gizli komite, İslâmın nûrunu âlemde söndürmek için her türlü fitne kaynaklarını işletmektedir. Bu komite, fasid ve batıl tevillerleKitâb ve sünneti tebdîl ve tahrîf etmeye çalıştığı gibi; bu asırda Kurânın manevi bir tefsiri olan Risâle-i Nûru da hem lafız, hem de mana, yani tarz-ı telakki cihetinde tahrîf etmek için çalışmaktadır. Bu faaliyetleriyle Müslümanların inancını bozmak ve böylece onlar üzerindehâkimiyyet kurmak istemektedir. Hususan o gizli zındıka komitesi, 1970 tarihinden itibaren plan değiştirerek Ilımlı İslâm adı altında Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi muharref dinleri, İslâm gibi hak dîn olarak gören ve bu üç dine İbrâhîmî Dinler namını veren, hoşgörü ve diyalog adı altında yapılan toplantılarla bu muharref dîn mensûblarının ehl-i necât olduklarını dava eden, Muhammedür-Rasûlullah demeseler bile, Yahûdî ve Hıristiyanların da Cennete gidebileceklerini ve onlara rahmet nazarıyla bakılabileceğini her fırsatta ilan eden ve bu maksadını tahakkuk ettirmek için dâhilde bir gurubu maşa olarak kullanan ve halen iş başında olan dehşetli bir komitedir. Kuran, hadis ve Risale-i Nur eserlerinden istihraç ederek, 1964 yılında bu komitenin Türkiyedeki gizli faaliyetini hissettim. 1970-71 yıllarında ise, gizli olan bu faaliyetin su üstüne çıktığını müşahede ettim.Bu tarihten itibaren o örgüte karşı ilmî mücadelede bulunmaya başladım.2005 tarihinde kaleme aldığım Rumuzul-Kuran 4 adlı eserimde, Al-i İmran Suresinin 64. ayet-i kerimesinden istihraç ederek, o gizli zındıka örgütünün dehşetli bir planı olan Hoşgörü ve Dinler Arası Diyalog adı altında Âlem-i İslamda, bahusus Türkiyede 1971 yılında başlayan bubatıl fikrin, 2013ün sonu, 2014ün başında yavaş yavaş silineceğini ve neticede söneceğini ve inkıraz edeceğini beyan ettim.

İLMİ ÇALIŞMALAR YAPTIM

Zındıka Komitesinin ve dâhilde bulunan maşasının bu sinsi ve dehşetli faaliyetlerine sed çekmek maksadıyla ilmî çalışmalar yaptım diye konuşan Doğan şöyle devam etti; Müminleri,bu dehşetli zındıka komitesinden ve o komiteye âlet olanlardan kurtarmak, ulema-i İslamın en mühim vazifesidir. İşte Müslümanların itikadlarını düzeltmek, o gizli zındıka komitesinin fâsidtevillerine kapılmamalarını ve istikameti muhâfaza etmelerini temîn etmek için Allahın tevfîk ve inâyetiyle-yaklaşık yirmi yıldan beri bazı eserleri kaleme aldım. Ehemmiyetine binaen bu eserlerden bir kaçını nümune olarak zikredeceğim: 1) Rumûzul-Kuran Serisi (5 eser) ve Onuncu Söz Haşir Risalesi İkinci İşaretin Şerh ve İzahı adlı eserlerim ile hoşgörü ve diyalog adı altında ortaya atılan ve kelime-i tevhidin ikinci kısmını ikrar etmenin şart olmadığını neşreden, böylece ehl-i kitabın da ehl-i necat olduğunu müdafaa eden o gizli zındıka komitesinin bu batıl fikrini ilmen ibtal ettim. 2- Erkan-ı imaniyeden biri olan haşr-i cismanî rüknü, Âlem-i İslamda inkâr edilmeye başlandığı ve bu konudaki ayet ve hadislerin tevilat-ı faside ile tevil edildiği bir zamanda, Onuncu Söz Haşir Risalesinin Şerhi, Yirmi Dokuzuncu Sözün Şerhi, Rahman Suresinin Tefsiri, 25. Mektub Yâsin Suresinin Tefsiri, Dokuzuncu Şuanın Dokuz Âlî Makamı gibi eserlerimle haşr-i cismani hakikatini delillerle isbat edip bu batıl fikri de Allahın izniyle ibtal ettim. 3) Kuran-ı Kerim, İslamın beş temel esasından biri olan zekâtın kimlere verileceğini bizzat beyan ettiği ve bu konuda Hazret-i Peygamber (asm)a bile herhangi bir yetki vermediği halde; zekât, mecrasından çıkarılıp tesbit edilen sınıfların dışındaki yerlere sarf edildi. Böylece fakir ve miskinlerin hakları gasp edilmek suretiyle onlara zulmedildi. Zekât ve sarfiyatı ile alakalı üç ciltlik bir eseri Kitab, Sünnet, İcma ve Kıyas-ı Fukaha esaslarına dayanarak telif ettim. Allahın havl ve kuvvetiyle bu gizli zulmü de bertaraf ettim. 4- Takrîben 300 âyet-i kerime ve pek çok ehâdis ve tatbikat-ı Nebeviye ile sabit olan cihâd gibi muhkem bir esas, inkâr edildi. Müminlerin maddî cihâd konusundaki itikadlarını tashîh etmek, bu konuda serdedilen yanlış ve bâtıl fikirlerden Müslümanların inançlarını muhâfaza etmek maksadıyla üç ciltlik Miratul-Cihad adlı eserimi kaleme aldım. Ülkemiz, Darul-İslamdır. Darul-İslamda cihad, manevîdir; yani ilmîdir. Ben de bu ilmî faaliyeti, eserlerimle ortaya koydum. Hiçbir Müslümanı maddi cihada, silahlı mücadeleye davet etmedim. Bu hususta bana nisbet edilen sözler asılsızdır, iftiradır. Kadınlar için bir emr-i Kuranî olan tesettür-ü şeri hakkında -Haşa!- Füruattır. gibi ifadeler kullanıldığı bir zamanda, Yirmi Dördüncü Lema Tesettür Risalesinin Şerhi adlı eserimle, bu batıl fikri de inayet-i İlahiye ile reddettim.

ÜstâdBedîüzzamân Said Nursî Hazretlerinin bazı makalelerine, mektûblarına ve Risâle-i Nûrda geçen bazı mücmel cümlelerine, edille-i şeriyye denilen Kitâb, Sünnet, İcmâ-ı Ümmet, Kıyâs-ı Fukahâve Risâle-i Nûrun mufassal yerleri mihenk yapılmadan, o mücmel ifâdelere yanlış manâlar verildiği ve bu bâtıl manâların Âlem-i İslâmiçinde neşredildiği ve böylece Risâle-i Nûrumenhûs emellerine âlet ettikleri bir zamanda, tevfik-i İlahi ile MünazaratRisalesinin Şerhi, Reddül-Evham Serisi (5 eser) gibi eserlerimle, ÜstadBediüzzaman Hazretlerinin kaleme aldığı Risale-i Nur eserlerinin, onların verdiği o batıl manalardan beri olduğunu ehl-i hak inancı dâhilinde isbat ettiğini kaydeden Doğan,

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, o gizli zındıka komitesinin sinsi ve dehşetli planlarını fark etmiş, eserlerinde bunu açıkça ifade etmiş, hayatı boyunca bu mücadelesine devam etmiş, onların bu planlarına alet olmamaları ve aldanmamaları için Müslümanları ikaz etmiştir. Vefatından sonra da bu mücadelenin devam etmesi sadedinde, kendi zamanında niyet ettiği halde yazamadığı Risale-i Nur Külliyatından bazı eserlerin ileride telif edileceğini, Risale-i Nurun şerh ve izah edileceğini haber vermiş; o haber de gayet aciz, hasta, yaşlı, perişan bir vaziyette olduğum halde kader-i ilahinin sevkiyle kaleme aldığım ve alacağım eserlerle tahakkuk etmiş ve edecektir. Bu eserlerim, Bediüzzaman Hazretlerinin haber verdiği eserlerin bir masadaki, bir ferdi, bir numunesidir şeklinde konuştu.

TUZAK KURMALARI NETİCESİNDE 17 AY HAPSİME SEBEBİYET VERİLDİ

Doğan açıklamalarını şu sözlerle sonlandırdı; Zındıka Komitesi ve maşasının kitap, sünnet ve Risale-i Nuru tahrif planlarına mukabil, ortaya koyduğum bu ilmî mücadeleye karşı, o komite ve maşası ilmen mukabelede bulunamayınca, maddi güç kullanarak on yedi ay hapsime ve halen devam etmekte olan mahkememize sebebiyet verdi. Gülen Efendi, bu mevzuyu hem televizyon kanalıyla bizzat ifade etti. Hem gazetelerinde bu hususta yazılar yazıldı. Hem de kanallarında yayınlanan Tek Türkiye adlı dizide buna yer verildi. Bundan kısa bir süre sonra fiziki takibat ve ardından gözaltılar başladı. İşte hapsimize sebebiyet veren komplonun kısa özeti budur. Ben Kuran, Hadis ve Risale-i Nuru müdafaa ettim; o Zındıka Komitesi ve maşasının fasidtevillerini bertaraf ettim. Bu nedenle 17 ay hapse mahkum edildim. Hükumetin o gizli zındıka komitesinin emri altında çalışan o gurubun planlarını sezmesi ve bunun için mücadele vermesi de bizi cidden mesrur ve müferrah etmektedir. Ben, hayatım boyunca Müslümanların birlik ve beraberliğini temin etmek için çalıştım ve devlet ricalinin Kurana ve hakka hadim olmaları için devamlı dua ettim ve etmekteyim.

Muş Manşet Gazetesi

Bir Cevap Yaz

blank

Ekonomi Haberleri

Muş’ta Meyve Ağaçlarında Aşılama Dönemi Başladı

Muş’ta baharın gelmesiyle birlikte bağ ve bahçelerde aşılama çalışmaları hız kazandı. Kentte kendi…

Muş’ta Dere Islah Seferberliği: 4 Köyde Çalışmalar Sürüyor

Muş’ta taşkın riskini azaltmak ve su akışını düzenlemek amacıyla başlatılan dere ıslah çalışmaları…

Muş’ta Araç Sayısı 43 Bini Aştı: Mart Ayında Trafiğe Kayıtlar Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Mart ayında ülke genelinde toplam 159 bin 931…

Eğitim Haberleri

Muş’ta Okul Güvenliği Toplantısı Gerçekleştirildi

Muş’ta okul çevrelerinde güvenliğin artırılması amacıyla önemli bir toplantı düzenlendi. Muş Valisi Avni…

Öğretmenlere Silah Değil, Çikolata Layık

Son günlerde yaşanan ve tüm ülkeyi derinden sarsan acı olay, Muş eğitim camiasında…

Okul çevrelerinde denetimler artırılacak

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katılımıyla okullar ve…

Kültür Sanat Haberleri

Gençler arası kültür ve sanat yarışmalarında başarı

Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 11. Gençler Arası…

Kocaeli’de Muş Halk Oyunları Rüzgarı

Kocaeli’de gerçekleştirilen folklor yarışması, Muş kültürünün görkemli bir başarısına sahne oldu. Kocaeli’de yaşayan…

Yarım Asırlık Bir Ses: Mehmet Ciğer, Türküleriyle Muş’un Hafızasını Yaşatıyor

Fırat Demir Muş Kent Haber Gazetesi 1959 doğumlu olan Ciğer, küçük yaşlardan itibaren…

blank

Profesyonel internet sitesi için arayın..

Memleket Web Tasarım

 0532 514 50 57

  • Google Arama Kaydı
  • SEO Puanı Yüksek Tasarımlar
  • Türkçe Yönetim Paneli
  • Yedekleme Hizmeti

 

 

Haber ve İçerik Etiketleri

Haber Kategorileri