Prof. Dr. Mahmut Kaya Muş Alparslan Üniversitesinde (MŞÜ) Geleneksel Kültürümüzde Din-Akıl İlişkisi konulu konferans verdi.
Açılış konuşmasını, İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat’ın yaptığı konferansta, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Osman Özcan tarafından Prof. Dr. Mahmut Kaya’ya plaket ve hediye takdim edildi.
ONLAR ÜZERİNE DÜŞENİ YAPTILAR, SIRA BİZDE
Konuşmasına, İslam dünyasının şu an bulunduğu noktayı, geçmişle karşılaştırmalı olarak kısaca açıklayarak başlayan Prof. Dr. Mahmut Kaya şunları söyledi: Türkiyede güzel şeyler oluyor. İslam dünyası olarak fetret dönemi yaşadık. Bu fetret döneminin yaptığı tahribatı yok etmek için Türkiye, bugün adeta şaha kalkmış durumda. 1000 yıldır bu coğrafyada yaşıyoruz. Hiçbir zaman şimdiki nüfus sayımıza ulaşmamıştık. İnsanımız, tarihin hiçbir döneminde bu refah düzeyine ulaşmadı. 1000 yıldan beri ilk defa bu kadar yüksek, örgün ve yaygın eğitim seviyesine ulaştık. Bunlar memnuniyet verici, insanın göğsünü kabartan şeyler. Osmanlı zamanında medreselerde eğitim alan kişi sayısı yalnızca 600. Bu sayı o günkü ihtiyacı karşılamaya yetiyordu. Çünkü Osmanlı uleması bürokrattır, araştırmacı değildir. Devlet içinde görev alır. Amacım geçmişi karalamak değil. Tarih bizim tarihimiz. Onlar üzerine düşeni yaptılar, sıra bizde.
AKLI OLMAYANIN DİNİ YOKTUR
Konuşmasının devamında din ve akil ilişkisi üzerine konuşan Prof. Dr. Mahmut Kaya, ‘akıl ve nakil’ kavramlarının, ilimlerin derlenip toplanıp yazıya geçirilmesi sürecinde önem kazandığını belirtti. Din nakildir, yani peygambere gönderilen ilahi metnin sonraki nesillere aktarılmasıdır. diyen Prof. Dr. Mahmut Kaya, Nakli anlayabilmek için akıl şarttır. İnsanın din ve hukuk karşısında sorumluluk alabilmesi için akıllı olması gerekir. Kişinin aklı dinidir. Aklı olmayanın dini yoktur ifadelerini kullandı.
MÜSLÜMAN’IN AKLI VAHİYLE AYDINLANMIŞTIR
İslami değerlerden yola çıkarak, ‘akıl’ kavramını yorumlayan Prof. Dr. Mahmut Kaya, düşüncelerini şöyle ifade etti: Akıl derken batıda anlaşılan akıl değil, İslam’daki şekliyle, vahiyle aydınlanmış akıldan söz ediyoruz. Batıdaki akıl-bilim çatışması bizde yoktur, din-akıl çatışması da yoktur. Çünkü Müslüman’ın aklı vahiyle aydınlanmıştır. İnsanın dünyaya gönderiliş amacı eşyaya şekil ve nizam vermek, medeniyeti kurmak ve geliştirmektir. Eşyaya nizam veren insan aklıdır. Akıl her şeyi tarif eden, tanımlayan, icad eden bir güçtür. Akıl nedir denildiğinde, göz nasıl her şeyi görüp kendini göremiyorsa, akıl da tüm ilimleri oluşturur ancak kendini tarif etmekte yetersiz kalır. Kur’an’ı Kerim’de ve hadislerde akla fazlasıyla yer verilmiştir. Akıl, Kur’an ayetlerinde, akıl olarak değil, aklın türevleri olarak geçer. Ayetlerde yer alan basiret, hikmet, hakim gibi kavramlar; derin düşünmenin önemine vurgu yaparlar. İslam, kuşatıcı bilgiye ulaşmayı ve bu bilgiyi en güzel üslupla ortaya koymayı tavsiye eder. Yüzeysel bilgi İslam’da makbul değildir.
İlgiyle takip edilen konferans, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. Prof. Dr. Mahmut Kaya, Programın ertesi gününde düzenlenen Hayatımızın Farklı Aşamaları konulu bir söyleşide, dinleyenlerine, kendi yaşantısından verdiği örneklerle tecrübe ve deneyimlerini aktardı.
Muş Manşet Gazetesi


