Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonuna (KESK) bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM-SEN) Muş Şube Başkanlığı tarafından yapılan basın açıklamasında müdür atamaları ile ilgili uygulama sert bir dille eleştirildi
Yazılı olarak yapılan basın açıklamasında, AKP nin iktidara geldiği günden bugüne kadar 9 defa değişen MEB Yönetici Atama Yönetmeliği, son haliyle ve son iki dönemdir kamuoyunca ne anlama geldiği çok iyi bilinen sözlü mülakat uygulamalarıyla eğitim ortamının var olan eksikliklerini azaltmak bir yana dursun adeta sorunları katlayıp içinden çıkılmaz bir hal almaya devam ediyor. Eğitimin her alanında olduğu gibi yönetici atamada da komedi devam ediyor denildi.
Daha öncede bu konu ile ilgili defalarca uyarılarda bulunduklarını kaydeden Eğitim-Sen Muş Şube Başkanlığı yönetim Kurulu basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi: Defalarca uyarmamıza, görüşmeler yapmamıza, eğitim barışının bozulacağına dair kaygılarımızı dile getirmiş olmamıza rağmen ne yazık ki partizanlık, ne yazık ki hukuksuzluk, ne yazık ki siyasi kadrolaşma çalışmaları ve de ne yazık ki adeta talan edilircesine okulların bir siyasi partinin arka bahçesi niteliğindeki malum sarı sendikaya peşkeş çekilmesinin önüne geçilememiştir. Bilimsel hiçbir kriterin dikkate alınmadığı bu süreç; siyasi iktidarın milletvekillerinin, il ve ilçe yöneticilerinin, siyasi iktidar belediye başkanlarının, emekçileri toplu sözleşme masasında iktidara satan sarı sendika yöneticilerinin güç gösterisine dönüşmüş ve gerçekten de ustalık dönemine yakışır hukuksuzluk, haksızlık, rant paylaşımı ve halkın okullarının peşkeş çekilmesi sahnelerinden oluşan garip bir komedi sahnelenmiştir.
Geçtiğimiz yıl uygulamaya konan ve ilimiz Muş ta hiçbir vicdana sığmayacak şekilde, ilkesizce ve ahlaksızca ve de pişkin pişkin sırıtmalar eşliğinde yazılı sınavlarda düzeyi az çok ortaya çıkan malum sarı sendika üyelerinin yüksek sözlü notlarıyla öne çıkarılmasına şahit olduk. Tüm tepkilerimize rağmen değişen bir şey olmadı. Açılan davaları kazanan üyelerimiz bu hukuksuzluğu boşa çıkardılar; ancak yeni yönetmelikle bu kez daha pervasız bir süreç işletilmeye başlandı. Yaz başından beri tüm uyarılarımıza rağmen malum çevrelerin güç gösterisi ve okulları parselleme girişimlerinden bir yenisi daha sonuçlandı. Malum sarı sendikanın Muş il yönetim kurulu üyesinin Şube Müdürü maskesiyle komisyona seçilmiş olması aslında her şeyin nasıl haktan hukuktan uzak gerçekleşeceğini haber veriyordu. Nitekim öyle de oldu. Malazgirt temsilcimize karşı küstahça hakaretlerde bulunan bu şahıs asla objektif davranmayacağını belirtmiş ve temsilcimizin ısrarıyla tutanak tutularak komisyondan çıkarılmıştır. Objektif davranmayacağını bu kadar net ifade etmekten kaçınmamak nedir? Bu koğuş ağalığı tavrının altında yatan neden sırtını sağlam yere dayamış olmasıdır. Tamamen siyasi kriterler çerçevesinde bir makama gelmiş olmayı kraldan daha kralcı davranarak hak etmeye çalışanlar bilmelidirler ki bu devran elbet bir gün dönecektir. Her devrin adamı olanlar bilmelidirler ki bu devran döndüğünde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Bir önceki atamalarda okul müdürlüğü için yeterli puan verilmeyen bir şahsın il milli eğitimde şube müdürü yapılması ve aslında görevinde başarılı olan bir müdürün yerine görevlendirilmiş olması başka bir çarpıcı örnek olarak karşımızda durmaktadır. Malum şahıs bu yükselmeyi giderayak kendi okulunda birlikte çalıştığı Eğitim-Senli mesai arkadaşları M.Ali TAYLAN, Ahmet Muharrem DOĞAN ve Yılmaz DEVRİM hakkında korkakça ve gizlice soruşturma açarak hak etmiş ve yine bilimsel hiçbir kaygının geçerli olmadığı bir görevlendirmeyle ödüllendirilmiştir.
Çok değerli müdür arkadaşlarımız görevden alındılar. Hala müdürlük görevini başarıyla yürüten az sayıda arkadaşımız da umarız ki çok başarılı işler yapmış bu arkadaşların akıbetine uğramazlar. Ama okulun kalorifer kazanını boyayıp devlete yeni kazan aldığını yutturanlar daha makuldür bu düzende. Arkadaşlarımız bunu unutmasınlar. Okulundaki kalorifer kazanını boyayıp yeni kazan almış gibi evrak hazırlayanların korunduğu bir ortamda, örneğin Malazgirt gibi bir ilçemizde taşıma ihalesinin bir türlü yapılamamış olmasından kaynaklı 700 ün üzerinde lise öğrencisinin henüz eğitime başlamamış olmasının müsebbipleri makul kişilerdir bu düzende. Hala bir avuç arkadaşımızın idarelerde iyi işler yapma adına çırpınışları bu makul kişilerin hışmına uğramaz diye umuyoruz. Ciddiyetten uzak, siyasilerin kararlaştırdığı ve yetkili diye ortada dolaşanların da sadece onay verdiği uygulamalar karşısında her türlü hukuksal ve demokratik mücadelemizi sürdüreceğiz. Türbanı ağızlarına dolayıp insan hakları savunucusu kesilenleri bizler iyi tanıyoruz. Bu şahıslar 28 Şubat döneminde iktidardaki zihniyete kendilerini beğendirmek için eşlerinin başındaki türbanı çıkarttırdılar. Aynı kişiler bu sefer türbancı kesilip demokrasi havarisi oldular. AKP iktidara geldikten 11 yıl sonra bu sorunu çözdü. Bu sorun çözüldükten sonra o havariler tekrar eski ceberut devlet mantığına büründüler. Şimdilerde de Eğitim-Senin kılık kıyafet eylemini sabote etmeye çalışıp bu eyleme katılan arkadaşlarımızı taciz etmeye çalışıyorlar. İşte idarecilik vizyonundan yoksun kişilerin yaratacağı sonuç budur. Kıyafetle müdür belirlediler. Ayakkabısı boyalı olanı, gömleği, pantolonu ütülü ve makul kumaş olanı, 2-3 dakikalık göstermelik mülakatlarla değerlendirmede öne çıkardılar. Vizyonları bu kadarına yetiyor çünkü. Üstlerinin karşısında el pençe divan durup ceketlerini heyecandan yanlış ilikleyenler ast olarak gördükleri öğretmen meslektaşlarına da her türlü hava basma aracı olarak pozisyonlarını kullandılar. Bu şahıslar analitik düşünme ve analiz yapabilme kabiliyetini, temsil kabiliyeti ve liyakat düzeyini, muhakeme gücü ve kavrayış düzeyini, iletişim becerileri, özgüveni ve ikna kabiliyetini 2-3 dakika içinde ölçtüler. Çoğuna, eminiz ki anlamlarını bilmedikleri kavramlar hakkında kişi değerlendirme yetkisi verilmiş olması sistemin ne kadar yüzeysel ve göstermelik olduğunu, asıl amacın siyasal kadrolaşma olduğunu bizlere gösteriyor.
Yapılan müdür mülakatlarının istatistiği netleşiyor. Malum sarı sendika üyesi 66 kişi geçer not almış bu mülakatlardan. Sendikamıza üye 16 üyemiz ise çoğu atanamayacak şekilde ve 4 tanesi de zaten 2011 sınav puanlarından dolayı mecburen geçer not verilmiş. İşte adaletin rakamsal karşılığı. Malum sendikalı olup da geçer not alamayanlar da mevcut sendika içi çatışmaya kurban gitmişler. Bu arada sendikamızdan makam karşılığı istifa ettirilip de geçer not verilenler de eklendiğinde malum sarı sendika anlayışı temsilcileri 75 e kadar çıkıyor. Ama atanmak için sendikalarımızdan istifa edenlerin çoğu geçer not alamamış. Bir sözümüz de onlara: Düşünsel anlamda bağlı olduğunuz yerde dursaydınız en azından bugün kendinizi savunacak yüzünüz olurdu. Şimdi hem evdeki bulgurdan oldunuz hem de Dimyattaki pirinçten… Geçmiş olsun borsa sendikacıları.
Muş Manşet Gazetesi


