Peygamber Efendimizin Mekkeden Medineye hicretinin İslam dünyası için dönüm noktası olduğunu kaydeden İl Müftüsü Recep Uzun yayımladığı mesajında hicretin önemine değindi.
İslâm dünyası olarak yeni bir hicrî yıla daha girmenin sevincini yaşadıklarını belirten Uzun Rabbimize nihayetsiz hamd u senalar olsun! Efendimize sayısız salât ve selam olsun! Resûl-i Ekrem Efendimizin (sav) Mekkeden Medineye hicreti, tarihte Müslümanlar için bir milat ve dönüm noktası olmuştur. Hicretle birlikte Müslümanlar hem bireysel, hem de toplumsal anlamda yeni bir başlangıç yapmışlardır. Hicret vasıtasıyla İslâm, diğer toplumlara ulaşmış ve onların hakka ve hakikate doğru hicretlerini başlatmıştır. Hicretin neticesinde Hz. Peygamber (sav), adalete ve ahlaka dayalı yeni bir toplum inşa etmiş, Medinede inşa edilen bu örnek toplum modeli kısa zamanda etrafa yayılmış ve Mekkenin fethiyle taçlanmıştır. İşte İslâm kültür ve medeniyeti açısından bir dönüm noktası olması sebebiyle hicretin gerçekleştiği tarih, Hz. Ömerin halifeliği döneminde Hz. Alinin teklifiyle, hicrî takvimin başlangıcı kabul edilmiştir dedi.
Hicreti doğru okumanın, doğru anlamanın çok önemli olduğunu vurgulayan Uzun, Hiç kuşkusuz bugün hicreti doğru okumak ve doğru anlamak, hicretin nasıl ve ne şekilde gerçekleştiğini tarihi olarak bilmek kadar önem arz etmektedir. Sevgili Peygamberimizin (sav) hicreti, Mekkedeki zorluk ve sıkıntılardan rahatlık ve kolaylığa bir kaçış değildir. Hicret, hiçbir zaman böyle anlaşılmamalıdır. Hicret, yeni bir imkân, yeni bir mekân, yeni bir medeniyet merkezi, Medine arayışıdır. Hicret, muhacirlere ensar arayışıdır. İlk Müslümanları bugünkü Habeşistan göç ettiren bu arayıştır. Aynı şekilde Sevgili Peygamberimizi (sav) Taif yollarına düşüren bu arayıştır. Birinci ve İkinci Akabe Biatları gerçekleşince bu arayışın istikameti belli olmuştur. Sevgili Peygamberimiz (sas) Hicret edeceğiniz yer bana bildirildi. Burası Yesribtir. (Medine)buyurmuştur şeklinde konuştu.
Müftü Uzun mesajında şu ifadelere yer verdi: Hicret, bir hayat tarzıdır. Dünya durduğu müddetçe hak ile batıl, adalet ile zulüm, hayır ile şer, iyilik ile kötülük mücadelesinin devam edeceği bilinciyle yaşamaktır. Hicret, her durumda zulmün ve zalimin karşısında hak ve hakikatin tarafında yer almaktır. Her fırsatta daha iyinin, daha güzelin arayışı içinde olmaktır. Hz. İbrahimin (sas) dilinden dökülen Hepimiz Rabbimize hicret etmekteyiz ilahi hakikatini kalplerde ve zihinlerde her daim diri tutmaktır. Hicret, müminler için sadece maddi olarak bir yerden bir yere göç etmeyi değil, hicret aynı zamanda günahlardan, her türlü kötülüklerden ve zulümden arınarak, hayra, iyiliklere ve rahmete göç etmeyi de temsil eder. Hicret, ister yaşadığı yeri, ister günahları ve kötülükleri terk etmek; isterse ahirete göç etmek anlamında olsun kıyamete kadar sürecek bir olgudur. Ne mutlu bugün hicretini hakka, hakikate, adalete, hayır ve iyiliğe doğru yapanlara! Ne mutlu bugün muhacirlere ensar olabilenlere! Bu vesileyle başta Muşlu hemşerilerimiz olmak üzere tüm İslam Âleminin 1436. Hicri Yılını kutlar, ülkemize, milletimize ve bütün inananlara hayırlar getirmesini Yüce Allahtan niyaz ederim.
Muş Manşet Gazetesi


