İl Gıda Tarım ve hayvancılık İl Müdürlüğü yetkilileri, hasat dönemi ile başlayan sürecin sonunda yaşanan anız yakma olaylarına bir kez daha dikkat çekti. Yetkililer, anız yakma neticesinde gerek tarımsal ekosistem ve gerekse doğal ekosistem tahrip edilirken, özellikle topraktaki Karbon ve Azot dengesinin yok olduğunu ve tarlaların verimsizleştiğini belirttiler.
Çiftçilere uyarılarda bulunan yetkililer, Birim alandan daha fazla verim almak üzere tarımda makineleşmenin artması ve yeni ekili alanların geliştirilmesi suretiyle tarımsal faaliyetlerin hızlandığı bilinmektedir. Tarımsal gelişmeler ve makineleşme ile birlikte son yıllarda anız yakılması görülmektedir. Bilindiği gibi özellikle son yıllarda anız yakma yurdumuzun bir çok yerinde yaygın bir hale gelmiştir. Çiftçilerimiz tarafından bazı yararlar umularak, öteden beri hasattan sonra tarlada kalan anızları yakmanın adet haline getirildiği bilinmektedir. Halbuki toprağın en önemli kısmını bitki artıklarının çürümesi sonucu meydana gelen organik maddeler teşkil etmektedir diye konuştular.
Anızların yakılmasına meydan vermemek için biçim yüksekliğinin mümkün olduğunca kısa olmasının sağlanması gerektiğini kaydeden yetkililer, Yapılan araştırmalara göre en fazla toprak kaybının anız yakılan tarlalarda, en az toprak kaybının ise hasattan sonra anız yakılmadan gölge tavında sürüm yapılan tarlalarda olduğu belirlenmiştir. Yakılan anızla birlikte çıkan duman hava kirliliğini artırmakta, atmosferdeki karbondioksit oranını yükseltmekte, yol kenarında yakılan anızlar karayollarında görüş mesafesini azaltarak, ölümle sonuçlanan trafik kazalarına neden olmaktadır. Ormanlara yakın tarım alanlarında yakılan anız ateşi, rüzgarın etkisi ile ormanlık alanlara ulaşarak korunmasını zorlaştırmaktadır. Anız yakma sonucu komşu tarlalardaki henüz hasat edilmemiş ürünler, meyve bahçeleri ile canlı – cansız çitlere zarar vermektedir. Anız yangınları ürünün biçilmesi sırasında yere dökülen ürün danelerini yakmakta, dolayısıyla bu ekosistemde yer alan hayvanların bu besinlerden mahrum kalmalarına yol açmakta, manevi kayıplara neden olan anız yakma, kaybolan doğal kaynaklarla birlikte peyzaj yönünden kötü görüntüleri sergilemeleri ile de turizmin olumsuz etkilenmesine yol açmakta ve telafisi mümkün olmayan zararlar vermektedir. Ayrıca tarlada bulunan anız sonbahar mevsiminde hayvanlar için önemli bir besin kaynağı teşkil etmektedir. Hasat sonrası tarla yüzeyinde kalan bitkisel materyaller toprağı tavında tutmakta ve bilhassa meyilli arazilerde su ile rüzgar erozyonuna mani olmaktadır. Bilindiği gibi topraklarımızın yüzde 90nının eğimi yüzde 10nun üzerindedir. İklim faktörleri ve bitki örtüsünün zayıflığına ek olarak ülkemizin bu engebeli yapısı erozyon sorununu artırıcı bir etken olmaktadır. Tarım topraklarını belirli ölçülerde erozyona karşı koruyan anızların yakılması sonucu, topraklarımız rüzgar ve su erozyonu etkilerine korunmasız bir hale gelmektedir. Yol kenarları ve boş alanlardaki otların ve anızların yakılması ülkemizin temel sistemlerinin dengesinin bozulmasına, bitki ve hayvan tüylerinin nesillerinin tehlikeye düşürülmesine, doğal zenginliklerin tahribine neden olmaktadır şeklinde açıklamalarda bulundular.
Muş Manşet Gazetesi


