AK Parti Muş Milletvekili Faruk Işık, Genel Kurulda Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Birliği Arasında İzinsiz İkamet Eden Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının 3üncü maddesi ile ilgili konuştu.
Milletvekili Işık yaptığı konuşmada, Malumlarınız olduğu gibi, Geri Kabul Anlaşmaları; yasadışı yollardan başka ülkelere geçmiş kişilerin vatandaşı oldukları veya geldikleri ülkelere düzenli, hızlı, güvenli ve insan onuruna yaraşır şekilde geri gönderilmeleri için hukuki zemin oluşturma anlaşmalarıdır. Yasadışı göç üzerinde caydırıcı rol oynayan Geri Kabul Anlaşmaları, aynı zamanda ülkeleri yasadışı göçe karşı önlem almaya teşvik eden etkin bir araçtır dedi.
Ortadoğudaki karışıklığın göçe sebep olduğunu söyleyen Işık, Asya ile Avrupa arasında önemli bir jeopolitiğe sahip olan ülkemiz coğrafyası, çevremizde yaşanan sıkıntılar nedeniyle önemli ölçüde göçe maruz kalmakta, aynı zamanda Türkiyenin doğusunda yer alan ekonomik ve siyasi açıdan istikrarsız ülkelerin vatandaşları tarafından Batı ülkelerine geçişte transit güzergâh olarak kullanılmaktadır. Ülkemiz üzerinden Avrupaya yönelik yasadışı göçle mücadele mecburiyeti; Avrupa Birliğiyle yakın işbirliği geliştirmemizi zorunlu kılmaktadır. İnanıyoruz ki, AB ile işbirliği yasadışı göç trafiğinin bölgemizi etkileyen olumsuz sonuçları üzerinde caydırıcı etki yapacaktır. Geri Kabul Anlaşmasının bu bağlamda etkin bir yöntem olduğunu değerlendirmekteyiz şeklinde konuştu.
AK Parti hükümetinin dış politikadaki başarısına değinen Işık, Yine malumlarınız olduğu üzere AK Parti Hükümetlerimiz son dönemde siyasi ilişkilerimizin stratejik boyuta eriştiği, ekonomik ve ticari ilişkilerimizin derinlik kazandığı ve özellikle kuvvetli tarihi, kültürel ve insani bağlarımızın bulunduğu komşu ve çevre ülkelerle vize muafiyetinin tesisine yönelik olarak çalışmalar başlatmış ve önemli mesafeler kat etmiştir. Bu çerçevede, Vize Muafiyeti çalışmaları Geri Kabul Anlaşması ile ortak yürüyen bir süreç olarak benimsenmiş olup, bu konudaki çalışmalar birlikte ortak sürdürülmeye çalışılmaktadır diye konuştu.
Geri Kabul Anlaşmasının Avrupa Birliğinin Adalet, Özgürlük ve Güvenlik başlıklı 24. Faslının zorunlu bir gereği olarak Türkiyeye dayatıldığı ve hükümet tarafından şartsız olarak kabul edildiği ve imzalandığı iddiasının doğru olamadığını kaydeden Işık, Tarihi sürece bakacak olursak; AB ile imzalanan ve bugün Genel Kurulda görüştüğümüz Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması, AB tarafından Türkiyeye ilk kez 2003 yılında önerilmiştir. AB tarafının Geri Kabul Anlaşması önerisine Dışişleri Bakanlığı tarafından Mart 2004’te cevap verilmiş, Mayıs 2005’te başlatılan müzakerelere, Avrupa Komisyonunun Türkiyenin hassasiyetlerine olan duyarsızlığı ve Geri Kabul Anlaşmasının Türkiyeye getireceği külfet hususunda endişelerimizi anlamaz tutumu nedeniyle Aralık 2006’daki dördüncü tur sonrasında ara verilmiştir. AB tarafı Kasım 2008’den itibaren Geri Kabul Anlaşmasının imzalanması beklentisini tekrar gündeme getirmiş ve bu yönde girişim yürütmüştür. Bu konudaki siyasi temasların ve 2009’daki bir dizi teknik görüşmenin ardından Avrupa Komisyonu Aralık 2009’da tarafımıza yeni taslak tevdi etmiştir. 2011 yılında metin üzerinde varılan mutabakat ve Türkiyenin Vize Serbestisi Diyaloğuna ilişkin çekincelerinin giderilmesi neticesinde, 16 Aralık 2013 tarihinde Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması imzalanmıştır. Görüldüğü üzere Anlaşma üzerinde ülke menfaatlerimizin korunması amacıyla titizlikle çalışılmış, 10 yıllık bir sürecin sonunda imza noktasına gelinmiştir ifadelerini kullandı.
Geri Kabul Anlaşması, AB ülkelerinde yasal olarak ikamet eden ve çalışan vatandaşların hiçbir şekilde olumsuz etkilemeyeceğini söyleyen Işık, Meclisimizin kabulünü müteakiben 3 yıl içerisinde uygulamaya geçecek olan Geri Kabul Anlaşmasının tarafımıza yüklediği sorumluluklar, ilgili bakanlıklarımızın ve kurmuş olduğumuz Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu hükümleri çerçevesinde yapacağı hazırlıklarla karşılanacak ve bu anlaşmadan beklenen sonuçlar elde edilecektir. ABnin Batı Balkanlar dâhil üçüncü ülkelerle yürütmüş ve hâlihazırda yürütmekte olduğu Vize Muafiyeti süreçlerine bakılacak olursa, Geri Kabul Anlaşması karşılığında önce Vize Kolaylığı Anlaşması yapıldığı ve Geri Kabul Anlaşmasının tam olarak uygulanması halinde Vize Muafiyeti Diyaloğu başlatıldığı görülmektedir. Ancak, ilk defa ülkemizle, ülkemizin Türkiye-AB Ortaklık Hukukundan kaynaklanan hakları ve ülkemizle devam eden katılım müzakereleri göz önünde bulundurularak, Vize Kolaylığı Anlaşması akdedilmeden, doğrudan Vize Serbestisi Diyaloğu başlatılmıştır dedi.
Başlatılan Vize Serbestisi Diyaloğunun hedefi tüm vatandaşlar için Schengen vizesi muafiyeti sağlanması olduğunu belirten Işık, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: Vize Serbestisi Diyaloğuna ilişkin olarak Avrupa Komisyonu uzmanlar heyeti Nisan ayından bu yana ülkemizde kapsamlı görüşmelerde bulunmaktadır. Bahse konu ziyaretler neticesinde, Avrupa Komisyonunun konuya ilişkin hazırlayacağı düzenli raporların ilki önümüzdeki aylarda yayımlanacaktır. Vize Serbestisi Diyaloğunun hızla ilerletilebilmesi için bugün görüştüğümüz Geri Kabul Anlaşmasının onaylanması büyük önem arz etmektedir. Bu duygu ve düşüncelerle, kanunlaşmasını umduğumuz tasarının hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.
Muş Manşet Gazetesi


