AK Parti Muş Milletvekili Faruk Işık, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, Muşa yapılan yatırımlara değinerek, çözüm süreci ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Yirminci yüzyılın tüm dünyada estirdiği Ulus devlet anlayışı birbirinden farklı birçok coğrafyada olduğu gibi bize de çok büyük acılar yaşatmıştır diyen Işık, İnsan fıtratına ters merkezi bir yönetim ve ceberrütlüğe ulaşmış otoriter devlet anlayışı toplumun her kesiminde maalesef derin izler bırakmıştır. Ülkemin her rengi, her bölgesi ve her ırkı-kavmi bunu en acı şekilde yaşamıştır. Fakat bu acılar vekili olduğum coğrafyada farklı aktörlerin de devreye girmesiyle çok daha acımasız bir hal almıştır. En yanık ağıtlar, en ağır trajediler, en insafsız muameleler, faili meçhuller, hukuka hasret mahkemeler, tahammülü zor cevru cefa, tarihe kazınmış vahşi işkenceler, yasaklar, inkârlar, asimilasyonlar ve daha nicesi bölgemize koca bir cehennem yaşatmıştır. Çok şükür ki AK Partinin Kurulduğu 14 Ağustos 2001 tarihi, ülkem için, milletim için, fakirliğin, geri kalmışlığın, güvensizliğin, cesaretsizliğin, kinin, nefretin, asimilasyonun ve ötekileştirmenin son bulduğu tarih olmuştur dedi.
Muşun güzelliklerinden bahseden Işık, Şimdi bu bahsettiğim tarihin Muşta nasıl hissedildiğini anlatmak istiyorum. Devasa büyüklüğe sahip, cennet gibi mümbit ovasıyla; kıvrım kıvrım akan murat ve karasu ırmaklarıyla, ağustos ayında bile üzerinde kar bulunduran Kurtik dağıyla, hepsinden önemlisi Türk ve Kürtlerin neler yapabileceklerini tüm Dünyaya haykırdıkları Malazgirtiyle şirin, güzel Muştan bahsetmek istiyorum. Muş ilimiz, son on yılda hemen hemen her alanda fiziki alt yapı eksikliklerini hızla tamamlayan, eğitim, sağlık, ulaşım, çevre ve sosyal donanımlarıyla gerçek bir şehir hüviyetine her geçen gün biraz daha bürünen bir süreç yaşıyor. Bu sürecin tamamlanması ile birlikte öyle tahmin ediyorum ki, şimdiye kadar maruz kaldığı kayıplarını hem de fazlasıyla telafi etme imkânı bulacaktır. Nitekim AK Parti iktidarları döneminde kaydedilen başarılarla Cumhuriyet tarihi boyunca açık ara önde olduğu net olarak görülecektir. Bu süreçte özellikle son 3 yılda yaklaşık 800 Milyon TL yatırımın Muşa aktarıldığını rahatlıkla ifade etmek isterim şeklinde konuştu.
Konuşmasında çözüm sürecine değinen Milletvekili Işık, Bütün bunların yanı sıra ülkem, bölgem ve şehrim için belki de en önemli proje barış projesidir. Şöyle ki; son otuz yılda batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine, Kürtünden Türküne, Arapından Lazından Çerkezine, on binlerce çocuğumuzun gencecik bedenlerini toprağa gömmüş, kısacası binlerce yıllık müşterek tarihimize, bizi hem neseben hem de dinen kardeş kılmış dinimize, ortak yaşam kültürümüze rağmen her birimizi yek diğerinin katili veya maktulü kılmış kahrolası bir zaman mağarasından geçtik, adını çözüm veya barış süreci koyduğumuz yeni bir dönemin eşiğindeyiz. Öyle ise gelin hiçbir siyasi kaygı, çıkar, istismar ve önyargıya izin vermeksizin bu tarihi fırsatı akıl, vicdan ve hakikat ışığında değerlendirip gerek bölgesel ve gerekse küresel çapta daha itibarlı bir gelecek inşasına katkıda bulunalım diye ifade etti.
Hükümetin başlattığı çözüm sürecinin üzerinden 19 ay geçti. Tam 19 aydır bu mesele üzerinden hiç bir genç hayatını kaybetmedi, hiç bir anne gözyaşı dökmedi, hiçbir çocuk yetim kalmadı. Bu sürecin en büyük kazanımı budur. Dün yaşayan gençlerin bugün de yaşayabilmesi, bugün hayatta olan gençlerimizin yarın da hayatta kalabilmesidir. Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç, Barış Müzakerelerinde attığı imzadan sonra bir gazeteciye verdiği mülakatta şunu söyler: Bu imza şüphesiz Bosna için fevkalade bir anlaşmayı ima etmez. Ama eğer bu imzayı o an atmamış olsaydım, bugün hayatta olan bir çok Boşnak, şuan toprak altında olurdu, bir çoğu da açlıktan ölmüştü. En azından şuan Boşnaklar yaşıyor ve Bosna davamız sürüyor. Çok değil, sadece Çözüm Süreci 1 yıl önce başlasaydı şuan toprak altında olan bir çok gencimiz şuan hayatta olacaktı. Ancak daha önceki bütün çabalar, barış girişimleri, ulusal ve uluslararası savaş baronları tarafından heba edildi. Öte yandan, 19 aylık Çözüm Süreci beraberinde, demokrasi, ekonomik istikrar, yatırım ve kalkınmayı da beraberinde getirmiştir. Bölge, bilhassa Muş, bu çatışmasızlık ortamından, normalleşmeden ve barış ikliminden pozitif yönde etkilenmiştir. Yatırımlar, istihdamı arttırmış, toplumsal refah düzeyini yükseltmiştir. Şüphesiz bütün bu gelişmeler barış ikliminin doğurduğu güvenlik ve normalleşme ortamıyla doğrudan ilintilidir. Sermaye sahipleri ve yatırımcılar, güvenli liman ararlar. Riskli olduğuna inandıkları hiçbir coğrafyaya para bağlamaz, yatırım yapmazlar. Bölgemizdeki ve Muş’taki olağanüstü çatışma koşulları ve çatışmalar doğrudan insanımızı etkilemiş, gelişmişlik ve refah düzeyini negatif yönde etkilemiştir şeklinde konuştu.
Işık konuşmasını şu şekilde sürdürdü: İşte bu nedenle hepimize, tüm toplum kesimlerine, kanaat önderlerine, Sivil Toplum Örgütlerine ve medyaya önemli sorumluluklar düşmektedir. Bu sorumluluk, Çözüm Süreci’ni korumak ve onu geliştirmek sorumluluğudur. Bunun yanı sıra siyasetçilere de önemli görevler düşmektedir. Şöyle ki; herkesim sürecin ruhuna aykırı, barışa zarar verecek söylemlerden ve davranışlardan uzak durmalıdır. Dil ve söylem önemlidir. Toplumlar, siyasetçilerin dil ve söylemine bakarlar. Ona göre pozisyon alırlar. Bu gerçeğin göz ardı edilmemesi gerekir. Öte yandan, örgütün şiddet eğiliminden vazgeçmesi, adam kaçırma, yol kesme ve benzeri toplumu rahatsız eden, huzur kaçıran eylemlerden derhal vazgeçmesi gerekmektedir. Yol kesme eylemleri süreci kırılgan hale getiriyor ve tansiyonu yükseltiyor. Bölge halkı da bu durumdan dolayı gergin ve rahatsız. Çözüm süreci bölgenin iklimini olumlu yönde değiştirmiş, turizm, ticaret ve kültür alanlarında canlanmaya sebep olmuştur. Çıkılmayan dağlara geziler düzenleniyor, gidilmeyen mezralarda piknikler yapılıyordu. İşadamları bölgede yaşanan normalleşme ile yeni yatırım projeleri geliştiriyorlardı. Her şey yoluna giriyor diye bölgede yatırıma gelen sermayenin çözümün bahar mevsiminde fırtınayla karşılaşması yazıktır. Bölgenin geleceğine bu kötülüğü yapmaya kimsenin hakkı var mı.? elbette yoktur. Unutmayalım ki, barışı inşa ve tahkim etmek için değerlendirilecek zamanı boşa geçirmek hepimiz için hasrete ve nedamete sebep olacaktır. Oysaki telafisi imkânsız zamanlarda ihmaller, ıskalamalar geride anlamsız keşke diye başlayan cümlelere dönüşecektir. Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Muş Manşet Gazetesi


