31 kişinin silahlı örgüt kurmak ve yönetmek suçundan yargılandıkları davada hakkında verilen tutuklanmama güvencesinin ardından Türkiye’ye dönen Şerafettin Kaya Muşa geldi.
Sürgündeki Kürt Parlamentosu ile Kürdistan Ulusal Kongresi üyesi olmak suçundan 31 kişinin yargılandığı davada Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, 27 Şubatta bir karar almış, sağlık sorunları bulunan Yaşar Kaya, Yusuf Serhat Bucak ve Şerafettin Kaya hakkındaki yakalama kararı kaldırılmıştı. Mahkeme, Kaya, Bucak ve Şerafettin Kaya’nın bir ay içinde Türkiyeye gelmeleri halinde tutuklanmama güvencesi vermişti.
Kapatılan Demokrasi Partisinin (DEP) üyeleri Yusuf Serhat Bucak ve Şerafettin Kaya, avukatlarıyla Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinde ifade verdikten sonra serbest bırakıldılar.
Bölgede ziyaretlerini sürdüren ve bu kapsamda Muşa gelen Şerafettin Kaya basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Kendiliğimden gitmedim, devletin zoruyla gittim. Mahkemede yapılan haksızlıklara göz yummadığım için beni tutukladılar. Gitmeyebilirdim Avrupaya, Diyarbakırdaki cezaevindeki işkenceler alabildiğine büyüyordu. Cezaevi, Nazi kampı gibiydi. Nazilerin yaptığı işkenceden daha fazla işkence yapılıyordu dedi.
Askeri darbeden sonra, en çok zarar görenlerin Kürt halkı olduğunu söyleyen Kaya, Hem köylerde, hem kasabalarda işkence, baskılar yapıldı. Tüm Avrupayı gezdim, her yerde Türkiyede teşhir ettim. Cezaevindeki işkenceleri teşhir ettim. Bundan dolayı Türkiye Devleti beni vatandaşlıktan attı. Onun için gelemedim, yoksa benim niyetim geri gelmekti. Ben buradan giderken, Kürt meselesini konuşmak, Kürt olayını gündeme getirmek, Kürt olayını tartışmak mümkün değildi. Şimdi öyle değil. Gençler, kadınlar ateş gibi. Yürüyüşlerde, eylemlerde en öndedirler, bu gelişmedir. Barış süreci Kürt hareketinin mücadelesinde bir kazanımdır. AKP kendiliğinden getirmiş bir olay değildir. Önemli olan Kürtlerin kendi siyaset kimliklerini, kendi kimliklerini ifadeleridir. Bunu kazanmak azmindedirler. Gerekli adımların atılması lazım diye konuştu.
Muş Manşet Gazetesi


