Diyarbakır’da gerçekleştirilen 1 Mayıs kutlamalarına, Muş Memur Sen’de, Başkan Fehmi Kuzey Vurar Başkanlığında katıldı. Vurar: Muş’tan 250’nin üzerinde üyemizle, Diyarbakır’daki 1 Mayıs kutlamasına katıldık. Kutlamalar çok coşkulu geçti, hiçbir taşkınlığa mahal vermeden, bayram havasında bir kutlama oldu dedi. On binlerce kişinin katıldığı 1 Mayıs kutlamalarında halaylar çekildi, grup yürüyüş konseri ile alan coştu, 4 dilde yayınlanan bildiriyle emek, dayanışma ve kardeşlik mesajları verildi. Açılış konuşmalarının ardından Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu alana hitap etti. Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu’nun konuşması alkışlar ve sloganlarla sıklıkla kesildi. Gündoğdu, Tarih şehri, medeniyet şehri, ilim şehri, maneviyat şehri, kardeşlik şehri Diyarbakır’a selam olsun. Peygamberler, sahabeler ve veliler şehri Diyarbakır’a selam olsun. Kadim medeniyetin mirasçıları Diyarbakırlı kardeşlerime selam olsun. Ahmed-i Hanilerin, Fakiye Teyranların, Said-i Kürdilerin dostları, torunları sizlere selam olsun. Gönül erlerine, peygamber aşıklarına, Türkiye sevdalılarına, emeğin ve özgürlüğün sahiplerine selam olsun. İnancı bir, davası bir, tarihi bir, kıblesi bir, hatırası bir olanlara selam olsun. Anadolu’nun dört bir yanından kardeşlik için Diyarbakır’a koşanlara selam olsun. Memur-Sen olarak kurulduğumuz günden itibaren, emeğin, ekmeğin, hakkın, özgürlüğün barışın, milli iradenin, demokrasinin mücadelesini verdik, veriyoruz. İslam coğrafyasının ızdırabını tâ yüreğimizde hissettik, dünya mazlumlarının mağduriyetini vicdanımızda duyduk. Sadece duymakla da kalmadık, tüm mazlumlara yardım eli uzattık, yaralarını sarmaya çalıştık. Çünkü Memur-Sen’in sendikal anlayışının merkezinde insan var. İnsan emeği var. İnsan hakları var. İnsan onuru var. Saygın iş var. Kardeşlik hukuku var. Dayanışma var. Bu anlayışla geçen yıl ‘hak, emek, barış ve kardeşlik yolunda Çanakkale’deyiz’ demiştik. Bu yıl aynı inançla emek, dayanışma, kardeşlik ve medeniyet buluşması için Diyarbakır’dayız. 1 Mayıs’ı kavga nedeni olmaktan çıkarmak, şiddetten arındırmak, asıl amacına uygun bayram olarak kutlamak için buradayız. 1 Mayıs üzerinden toplumun iradesine ipotek koymak isteyenlerin aksine biz evrensel hukuk, ebedi kardeşlik için buradayız. Kadim medeniyetin ortak varisleri olarak medeniyetimizin yeniden inşası için buradayız. Temel hak ve özgürlüklerle insanlık onurunu korumak için buradayız. Her türlü ırkçılıkla mücadele etmek için buradayız. Bir daha işkencelerin olmaması, faili meçhullerin yaşanmaması, kireç kuyularında insanların yakılmaması, kan ve gözyaşının durması için buradayız. Sizlere Konya’dan Mevlana’nın, Siirt’ten Veysel Karani’nin, Malatya’dan Somuncu Baba’nın, Nevşehir’den Hacı Bektaş’ı Veli’nin, Bitlis’ten Said Nursi’nin, Eskişehir’den Yunus Emre’nin, Kırşehir’den Ahi Evran’ın, Sögüt’ten Şeyh Edebali’nin, Ankara’dan Hacı Bayram-ı Veli’nin nefesini, duasını, birlik ve beraberlik iradelerini getirdim. 81 ilden dualar, sevgiler, manevi kokular ve renkler getirdim diyen Gündoğdu, Bu koku kardeşliğin kokusudur. Bu renk çoklukta birliğin rengidir. Bu dua ve dayanışma huzurun müjdecisidir. Bugün burada peygamberlerin, sahabelerin, velilerin manevi atmosferinde buluştuk. Bugün Ahmed-i Hani’nin manevi huzurunda toplandık. Diriliş şairi Sezai Karakoç’un memleketine misafir olduk. İnşallah buluşmamız Anadolu’nun birliğinin zemini, İslam dünyasının dirliğinin mayası, dünya barışının harcı olacak. Büyük Türkiye’nin, bölgesel ve küresel vizyonunun yeni ufku olacak. Allah Anadolu’nun birliğini ve dirliğini bozmasın inşallah dedi. KİRLİ EMELLERİNE ULAŞAMAYACAKLAR Gündoğdu sözlerini şu şekilde sürdürdü: Dün Şam’ı, Bağdat’ı, Mekke ve Medine’yi İstanbul’dan, Diyarbakır’dan, Mardin’den ayıranlar, bugün Türk’ü Kür’ten, Lazı’ı Çerkez’den, Alevi’yi Sünni’den ayırarak bizi bölmek istiyorlar. Bilsinler ki başaramayacaklar. İzin vermeyeceğiz. Post modern sömürgecilerin bu kirli emellerine ulaşmalarına asla müsade etmeyeceğiz. Onların yenilenmiş yöntemlerine, planlarına, tuzaklarına ve komplolarına karşı tek ses, tek yürek, tek bilek olduk. Bundan sonra da hep birlikte var olmaya, diri kalmaya, onurla yaşamaya devam edeceğiz. Çünkü biz; bin yıllık desende bir ve beraberiz. 15 asırlık kadim medeniyetin ortak mirasçılarıyız. Kimse bu kadim medeniyetin çocuklarını ayıramaz, ayrıştıramaz. Görüyorsunuz Diyarbakır meydanında sevinçler bir, acılar bir, gayeler aynı. Vicdanlar bir çarpıyor. Şarklı, Garplı, Şimalli, Cenuplu yok. Biz varız. Horonu halaydan, zeybeği ata barından ayrı tutmayan, Osmaniye bozlağından da Yozgat sürmelisinden de, Diyarbakır halayından da aynı tadı alan insanlarız. Diyarbakır 1 Mayıs kutlamalarımızın ana temalarından birisi medeniyettir. Çünkü biz ortak medeniyetin mirasçılarıyız. O medeniyet ki, samimiyet, adalet, hak ve alın teri medeniyetidir. Bugün hafızalarımızı tazelemek; kadim medeniyet deseninde bir ve beraber olduğumuzu haykırmak için Diyarbakır’a misafir olduk. Bu toprağın desen desen örgüsünün birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu bilmeyenler ya da unutanlar neden Diyarbakır’dasınız diye soruyorlar. Yeniden büyük Türkiye, yeni bir uygarlık talebimizi haykırmak için Diyarbakır’dayız. Küresel adalet, ebedi kardeşlik ve kadim medeniyet çağrısı için Diyarbakır’dayız. Hz. Adem’in kardeşliğini, Hz. İbrahim’in dostluğunu, Hz Muhammed’in önderliğini ve örnekliğini yeniden inşa etmek için buradayız. 15 asırlık eskimeyen değerlerin cem olduğu kadim medeniyetin çatısı altında bir ve beraber olduğumuzu tüm dünyaya haykırmak için buradayız. Ve buradan tüm Türkiye’ye tüm dünyaya sesleniyoruz; 1 Mayıs ayrılık değil kardeşlik bayramıdır. Çatışma değil, emek ve dayanışma bayramıdır. Kutuplaşma değil bütünleşme bayramıdır. KÜRESEL OPERASYONLARA TEPKİ 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı bir mekâna, bir alana hapsedilemez, esir alınamaz diyen Gündoğdu, Ülkemizin ve dünyanın tüm alanları 1 Mayıs Emek ve Dayanışma alanıdır, barış alanlarıdır, kardeşlik alanlarıdır. Gündem Taksim değil, gündem bayramın nerede kutlanacağı değil; gündem emek, dayanışma ve kardeşlik olmalıdır. Memur-Sen olarak, mekân dayatmasını da, kutlama şekli dayatmasını da reddediyoruz. Taksim dayatması bir senaryodur diyoruz. Bu senaryo, Taksim’e çakma bir kutsallık yükleyerek, Taksim’den yeni bir Gezi çıkarma senaryosudur. Bu tuzağın, bu komplonun da farkındayız. Taksim’den Gezi çıkarmaya çalışma olsa olsa darbeci zihniyetin ürünü olabilir. Gezi Parkı ve 17 Aralık Küresel Operasyonuyla Türkiye’nin demokratik istikametini değiştiremeyenler, 1 Mayıs’ta emeği suistimal ederek kirli emellerine ulaşmak istiyorlar. Çözüm sürecini akamete uğratma planları yapıyorlar. Herkesin eşit yurtdaş olduğu yeni Türkiye’yi Eski Türkiye’ye döndürme hesapları yapıyorlar. Geçmişte hiçbir hesapları tutmadığı gibi 1 Mayıs’ı toplu gerginlik atmosferine sokma planları da tutmayacak, hevesleri kursaklarında kalacak inşallah. Memur-Sen olarak, ülkemize ve milletimize karşı kurulan komplolara asla boyun eğmeyeceğiz. Anadolu insanını kurda kuşa yem etmeyeceğiz. Ümmeti ve ümmetin geleceğini küresel darbecilerin eline bırakmayacağız. Ulus ötesi darbecilerle de, taşeronlarıyla da demokratik mücadelemizi son darbeci de pes edinceye kadar sürdüreceğiz şeklinde konuştu. 17 ARALIK’TA SUS PUS OLANLARLA AYNI ZEMİNİ PAYLAŞMAYIZ Gündoğdu sözlerini şu şekilde sürdürdü: Bazı kendini bilmezler 1 Mayıs’ı Diyarbakır’da kutlama kararını kiminle aldınız diyorlar? Biz gücünü üyesinden ve çalışanlardan alan bir Konfederasyonuz. Uluslararası sendika konfederasyonlarının isteğine göre yer belirlemeyiz. Biz küresel güçlerin tezgâhına, tuzağına, planına ve senaryosuna göre miting yapmayız. Biz milletin, çalışanların beklentilerine göre yer belirleriz. Biz kangren olan sorunların çözümü için, çözümüne katkı yapmak için alan belirleriz. Bu nedenle; Gezi’de kapitalistlerle, faiz lobileriyle, emperyalistlerle kol kola olanlarla, aynı yerde olmadık, olmayız. 17 Aralık’ta sus pus olanlarla aynı zemini paylaşmayız. Taksim’i millet ve çalışanlarla değil AB’nin çifte standartlı kuruluşlarıyla paylaşanlarla bir olmayız. Darbelere, zulümlere alkış tutup, emek örgütlerinin kürsülerini işgal edenlerle aynı yerde durmayız. Biz yasakları sevmiyoruz. Biz klişeleri kabul etmiyoruz. Biz statükoyu onaylamıyoruz. Biz dayatmaları reddediyoruz diyen Gündoğdu, Dün Taksim’de 1 Mayıs’ı kutlamak yasaktı. Girişimlerimiz sonucunda Taksim’de 1 Mayıs’ı sosyal ortaklarımızla birlikte kutladık. Sonra bir kez daha kutladık. Sonra Taksim fetişizmine emek mücadelesinin ruhunun teslim edilmesine karşı çıktık. 2012’de Tandoğan’da emek ve toplu sözleşme temalı, 2013’te Çanakkale’de çözüm süreci odaklı kutlamalar yaptık. Bugün de buradayız. Biz emek örgütlerinin Taksim’e hapsolmasını istemiyoruz. Taksim’in kutsallaştırılmasını, tabulaştırılmasını doğru bulmuyoruz. Bizim için her yer Taksim. Her alan emeğin sesinin yükseldiği meydanlardır. Çünkü Taksim konfederasyonu değil Türkiye konfederasyonuyuz. Milletin konfederasyonuyuz. Ümmetin Konfederasyonuyuz. Mazlumların ve insanlığın konfederasyonuyuz. 1 Mayıs’ta çalışanların, milletimizin, mazlumların ve insanlığın taleplerini, dertlerini, sıkıntılarını haykırmak için alanlardayız. Bizim için İzmir Gündoğdu Meydanı, İstanbul Taksim, Kazlı Çeşme, Yenikapı Meydanı, Kayseri Meydanı, Ankara Sıhhıye Meydanı, Diyarbakır İstasyon meydanı kardeştir. Kardeş kalacak. Emeğin dayanışmasını kimse bozamaz. Tüm meydanlardan yükselen emeğin sesidir, milletin sesidir. Mazlumların sesidir dedi. MAZLUMLARIN GÜRLEYEN SESİYİZ Taksim’in değil meydanlardan haykırılacak taleplerin önemine vurgu yapan Gündoğdu, Önemli olan 1 Mayıs’ı nerede kutladığınız değil. Önemli olan ne söylediğiniz. Önemli olan sonuç almanız. Memur-Sen olarak, hem masada hem alanlarda çok kazanımlar ürettik. Bugün de bu alanlardan kazanımlarımızı haykıracağız. Yeni taleplerimizi dile getireceğiz. Mazlumların gürleyen sesi olacağız. Toplu sözleşme masasındaki kararlılığımızla ve alanlardaki dik duruşumuzla hem demokratik hem mali ve sosyal kazanımların altında imzamız var, alın terimiz var. Bu kazanımlarımızı görmezden gelenlere bir kez daha ‘kazanımlara kör ve şaşı bakmayın’ diyeceğiz dedi. Gündoğdu sözlerini şu şekilde sürdürdü: Emeğimizin ve ekmeğimizin tadı, medeniyetimizin bekası ancak kadim kardeşliğimizle mümkündür. Memur-Sen kardeşlik hukuku noktasından bakıldığında Türkiye’nin model sivil toplum kuruluşudur. Erdemliler hareketidir. Memur-Sen Türkiye’nin her yerinde vardır, herkesle birliktedir. Çözüm sürecinin kalıcı olması için, kan ve gözyaşının ebediyen durması için, Hz. İbrahim’in ateşine su taşıyan serçe misali barışa, kardeşliğe, birlikte yaşamaya katkı yapıyoruz. Çözüm sürecinde yaptığımız açıklamalarda, Memur-Sen’in iki kırmızıçizgisi var dedik. Biri, şehitlerin ruhu ile şehit yakınlarının ve gazilerin incitilmemesiydi. Hamdolsun, bugün artık şehit cenazeleri gelmiyor. Akil İnsanlar Heyeti içinde aktif sorumluluk alarak bu olumlu gelişmede payımız olduğu için mutluyuz. İkinci kırmızı çizgimiz, çalışanların iş güvencesidir dedik. Bu hassasiyetlerimizi haykırmaya devam edeceğiz. Bu yolda mücadele edeceğiz. Çözüm sürecini; ilk kırmızı çizgimizin gereği olarak destekledik. Oğlunu şehit vermiş anaların gözyaşlarının dinmesi için destekledik. Aleviler, Kürtler, başörtülüler, Romanlar öteki olmasın, beriki olsun diye destekledik. Anadolu’yu karış karış dolaştık. Anadolu insanı ile dertleştik. Ülkemizin her karış toprağını, her insanını bir bildik. 81 vilayet bizim vilayetimizdir dedik. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Boşnağıyla, Arnavutuyla, Romanıyla, Gürcüsüyle, Abazasıyla, Arabıyla kim olursa olsun 76 milyon kardeşiz, bin yıllık desende bir ve beraberiz. Biz Nurettin Zengi’nin, Kılıçarslan’ın, Selahattin Eyyübi’nin torunlarıyız. Çanakkale’de yan yana şehit olduk. Dünyaya birlikte adalet götürdük. İstiklal Savaşını birlikte verdik. İstikbalimizi de birlikte kuruyoruz. Büyük Türkiye’yi, Yeni Türkiye’yi birlikte inşa ediyoruz. Zılgıt da bizim, horon da. Halay da bizim, zeybek de. Bizim dualarımız ortak, bizim kıblemiz ortak, bizim Allah’ımız da bir peygamberimiz de, kitabımız da, tarihimiz de geleceğimiz de bir. Bin yıllık desende nasıl bir ve beraber yaşamışsak, yine binlerce yıl yaşamaya, bu birlikteliği yaşatmaya devam edeceğiz. Bugün kadim kardeşliğin devamı, gözyaşlarının dinmesi için buradayız. Şiddet, kan, gözyaşı toplumundan uzaklaşmak, huzur ve barış toplumuyla kucaklaşmak için buradayız. Hepimiz bu dünyada Anadolu denen geminin yolcularıyız. Onun karaya vurmasına, altının delinip su almasına izin vermeyeceğiz. İyilik hareketi, erdemliler hareketi olarak ülkemizi huzur gemisi, barış gemisi, refah gemisi haline getireceğiz. Bu gemiyi dünyanın dört bir yanına taşıyacağız dedi.
Muş Ovası Gazetesi


