Türk Eğitim Sen Muş Şubesinin daveti üzerine Muşa gelen Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü, Sosyal, Ekonomik ve Siyasal İlişkiler Anabilim Dalı Başkanı ve İlahiyat Profesörü, Prof. Dr. Nadim Macit gençlik merkezinde konferans verdi.
Gençlik Spor Müdürlüğüne bağlı olan Gençlik Merkezi Salonunda yapılan konferansa Türkiye Kamu Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Türk Eğitim Sen Muş Şube Başkanı Ümit Çolak, çeşitli illerdeki Türk Eğitim Sen Şube Başkanları, Türkiye Kamu Sen’e bağlı sendika üyeleri ile çok sayıda seçkin davetli katıldı. Türk Eğitim Sen Muş Şube Başkanı Ümit Çolak selamlama konuşmasında sendikanın Muş faaliyetlerini de anlattı. Daha sonra Türk Eğitim Sen Genel Başanı İsmail Koncuk konuştu.
Koncuk : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundaki iş güvencesi anayasanın 128. Maddesinde bulunan devlet memuru tanımı sebebiyle, siyasi iktidar devlet memuru karşısında eli kolu bağlı kalıyor. Hükümet bu durumu tamamen değiştirmek ve kamuyu yeniden tanzim etmenin niyetindedir dedi.
AK Parti iktidarının kamu çalışanlarıyla bir hesabı olduğunu söyleyen Koncuk, Kamu çalışanlarının hükümetin bu tutumunu görmesi ve değerlendirmesi lazım. Hangi siyasi partiye oy vermiş olursa olsun kamu çalışanlarının AKP iktidarının kendilerine yönelik olumsuz düşüncelerini bulması lazım. Bize göre siyasi iktidarın, seçimlerde kaç oy alırsa alsın kamuyu yeniden tanzim etmek, kamu çalışanlarını iş güvencesini elinden almak, devlet memurluğu kavramını ortadan kaldırmak gibi bir hakkı yoktur dedi. İslam Anlayışımız ve Siyasal İslamcılık isimli konferans için Muşa gelen Prof. Dr. Nadim Macit selamlama konuşmalarının ardından konferansına başladı.
Prof. Dr. Macit : İslam anlayışımız ve siyasal İslamcılık konumuzla, uzun süredir İslam’ın küresel güç denkleminin, zaman zaman uluslararası politikaların bir parçası yapıldığını, İslam’ın başına bir takım etiketler getirilerek, İslam’ın ibadet ve ahlakın dini olarak değil de toplumların belli güçler menfaatine kullanılan bir araç olarak kullanıldığını göstermeyi amaçlıyoruz.
Günümüzde İslam’ı, bir yaşantı tarzı olarak değil de İslam’ı güncel politikanın bir parçası yaparak insanların birbirini tarif etmesi söz konusudur. İslam’dan uzak insanlara bile kullanılmayan tabirlerin kullanılması, toplumu parçalayacağı gibi, insanın Allah’a karşı olan vazifelerinin de aksatılmasına da sebep olmaktadır.
Ben Türkiye’de son dönemlerde gerçekleşen arızaların eleştirisini yapmak için buradayım. İslam anlayışımız derken de İslam’ın temel kaynaklarına dayanarak İslam’ı anlatmayı amaçlıyoruz.
Daha sonra da siyasal İslamcılık adı altında İslam’ı değişik etiketler altına koyarak insanları ve toplumu itham etmenin ne topluma ne de İslam’a fayda sağlamayacağını belirtmek . Tarihte her ne zaman ki İslam siyasetin bir parçası olmuşsa, orada kavganın da bir parçası olmuştur. İktidarın hizmet harekâtını çok ağır bir şekilde tahrif etmesi İslam ve din değildir.
Daha önce bu iki kesimi birleştiren de din değildi siyasetti. Bugünde bu ayrışmayı sağlayan yine İslam değildir yine siyasettir. Dolayısıyla burada siyaseten birleşme ve ayrışma söz konusudur.
Onun için iktidarın hizmet hareketini İslam temalarını kullanarak tahrif etmesi çok yadırganacak bir şeydir. Haşhaşi veya örgüt terimlerinin kullanılması çok yanlış ve ağır ithamlardır. Dün birlikte olduğunuzda bunları söylemiyordu dunuz derler. Şehristani’nin güzel bir sözü var, ‘İslam tarihinde siyaset üzerinde akıtılan kan, hiçbir mesele üzerinde akıtılmamıştır.’ Bugün Türkiye’deki ihtilaf ve çatışma alanının İslam haline getirilmesi gerçekten üzücüdür. Bundan ülke ve İslam zarar görüyor dedi.
Muş Ovası Gazetesi


