Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonuna (KESK) bağlı Eğitim Sen Muş Şube Başkanlığı, sendika üyelerinin katılımı ile 9ncu Olağan Genel Kurul Toplantısını gerçekleştirdi.
İl Gençlik Merkezinin konferans salonunda gerçekleştirilen toplantıya, Muş Belediye Başkanı Necmettin Dede, İl Müftüsü Recep Uzun, BDP Muş Belediye Başkan adayı Nimet Sezgin, Eğitim Bir Sen Muş Şube Başkanı Bayram Güler ve çok sayıda sendika üyeleri katıldı.
Eğitim Sen Muş Şube Başkanı Necmi Erolun Kürtçe başladığı konuşmasını, daha sonra Türkçe sürdürdü.
Eğitimle ilgili verilen mücadelenin çok eskilere dayandığını belirten Erol, II.Meşrutiyet döneminde Encümen-i Muallim ile başlayan bu mücadele 1960larda Türkiye Öğretmenler sendikası (TÖS) ile devam etmiş 1971 askeri darbesi ile sendikal mücadeleden yoksun bırakılmak istenen eğitim emekçileri aynı yıl kurdukları Türkiye Öğretmenler Birliği Derneği olan TÖBDER ile mücadele meşalesini devam ettirmiştir.1980 askeri darbesi ile TÖBDERin bir çok yöneticisi tutuklanmış ve dernek kurma yasağı getirilmiştir. Bu yasak eğitim emekçilerinin mücadelesine engel olamamış 1990larda sırası ile Eğit-Der, Eğit-Sen, Eğitim-iş ve son olarak Eğitim-Seni kurmuşlardır. Eğitim emekçileri bugün Eğitimsen çatısı altında Türkiyenin 81 ilinde 100 den fazla şubesi ve 120 bine yakın üyesi ile eğitim emekçilerinin ekonomik, sosyal, demokratik ve kültürel haklarını koruma ve geliştirme, özgür ve demokratik bir çalışma yaşamının oluşturulması mücadelesi, demokratik ve yaşanılabilecek bir ülke talebiyle birlikte sendikal mücadelenin ana eksenini oluşturmaktadır.
Eğitim Senin parasız, laik, demokratik ve anadilde eğitimden yana olduğunu savunan Erol, Sendikamız Eğitimsen emek mücadelesini demokrasi ve özgürlükler mücadelesinde hiçbir zaman ayırmamıştır. Bunu kendisine şiar edinen sendikamız ülkemizin barış, demokrasi ve özgürlükler mücadelesinin önemli bir tarafı olduğunu her defasında dile getirmiştir. Bugüne kadar vermiş olduğu bedeller ve emekler ile bunu kanıtlamıştır. Şunu biliyoruz ki toplumsal barış ve huzur olmadan soframızdaki ekmek artmayacak ve rahat yüzü görmeyeceğiz ifadelerini kullandı.
Kürt halkının Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Cumhuriyetle sorunlarının olduğunu söyleyen Erol, Yeni kurulan Cumhuriyette temel hakları teslim edilmeyen Kürtler 90 yıllık tarih boyunca defalarca isyan etti ve haklarının teslimini istedi. Ülkemizdeki son 40 yıllık çatışmalı süreçte tutumunu sürekli barıştan ve özgürlüklerden, sorunların diyalog ve müzakere yöntemi ile çözülmesinden yana koyan örgütümüz, gelinen nokta da ne kadar haklı olduğunu göstermiştir. Kürt halkı Cumhuriyet tarihi boyunca uygulanan imha, inkar ve asimilasyon politikalarına karşı geliştirdiği mücadele ile bu politikaları boşa çıkarmıştır. Geçen süre içinde iktidarların Kürt sorunu karşısındaki çözümsüzlük ısrarı demokrasi ve toplumsal barışın önündeki en büyük engellerden biri olmuş, ne yazık ki bedelini bütün halklar ödemiştir şeklinde konuştu.
Çözüm süreci ile ilgili konuşan Erol, AKPnin son iki yıldaki görüşme süreci pratiğine bakıldığında ortaya hiçbir yasal düzenleme koyamaması durumu sürecin her an altüst oluşlara gebe olduğunu göstermekte ve bu durum Türkiye halklarını kaygılandırmaktadır. Son zamanlarda yasalardan çıkarılan ırkçı içerikli çocuk andı ile birlikte ÖYMlerin kaldırılması Türkiye demokrasisi adına olumlu adımlar iken 21. Yüzyılda 20 milyonluk Kürt halkının halen anadilde eğitim talebinin karşılanmaması artık kabul edilemez bir durumdur. Anadilde eğitim talebi Kürt sorununun bugüne gelmesinde en büyük etkendir. Sendikal mücadelemizin temel taleplerinden biri olan anadilde eğitim hakkı vazgeçilmez bir haktır. Bu hakkın bugüne kadar teslim edilmemiş olması bir utanç durumudur. Bütün bilimsel veriler çocukların kendi anadillerinde eğitim görmelerini desteklemektedir. Ayrıca anadilinde eğitim gören çocukların eğitim süreçlerinde daha başarılı oldukları bilimsel olarak kanıtlanmıştır. 12 yıllık iktidar yapılanması bir cemaat ittifakı olan AKP iktidarının çıkar ve rant çatışması sonucu ortaya çıkan yolsuzluk, hırsızlık ve rüşvet çarkının nasıl döndüğünün çok aleni bir biçimde Türkiye halkları tarafından görülmesi sonucu, AKP durumu paralel devlet yapılanmasına sığdırarak kotarmaya çalışması manidardır. Buradan hareketle paralel devleti alt etme amaçlı devlet mekanizmasını düzenlemeye yönelik MİT yasası, HSYK yasası, İnternet düzenlemesi, torba yasa, Milli eğitim yasaları gibi yasalarda neredeyse her gece yeni bir düzenleme yapmaktadır dedi.
657 sayılı yasanın ihtiyaçlara cevap vermediğini söyleyen Erol, 4+4+4 eğitim sisteminin de bir çok sorunu beraberinde getirdiğini savundu.
Muş Eğitim Sen Muş Şube Başkanı Erol konuşmasını şu şekilde sürdürdü: İlimizde eğitim öğretime devam eden öğrenci sayısı birkaç ilin nüfusundan daha fazladır. 140 bin civarındaki öğrenicinin eğitim öğretim faaliyeti yeterince sağlıklı ve düzenli koordine edilip yürütülemediğinden ne yazık ki başarı çıtası çok düşüktür. Öğrenci seçme sınavlarındaki başarı sıralamasından da bu anlaşılmaktadır. Çünkü ilimiz sonuncu sıralarda yer almaktadır. Eğitim Öğretim faaliyetini koordine edenler bunun başlıca sorumlularıdır. Eğitim yöneticilerinin belirlenmesinde tarafsız olamayan benden olsun ne olursa olsun anlayışı bundaki payı göz ardı edilemez. Biz bu ildeki eğitim öğretim faaliyetinin en önemli ayağı olarak, eğitim hizmetinin kalitesinin artması için tüm gücümüzle mücadele edeceğimizin sözünü veriyoruz.
Eğitim Sen Muş Şube Başkanı Necmi Erolun konuşmasının ardından Muş Belediye Başkanı Necmettin Dede konuşma yaptı.
Katılımcılara Kürtçe, Hepiniz Hoş geldiniz diyerek konuşmasına başlayan Dede, çocukluğunda Muşta geçen eğitim hayatındaki eksikliklerden bahsetti. Dede: Öz Muşluyum, Muşun evladıyım. Cumhuriyet Okulundan mezun oldum. Abilerimiz, büyüklerimiz Diyarbakıra, Elazığa eğitimlerini tamamlamak için gidiyorlardı. İmkânlar kısıtlıydı. Rahmetli Adnan Menderes o dönemlerde Muşa geldi. Muşa demiryolu ile lise okulu o dönemde geldi. Biz yeni açılan lisenin ilk mezunlarıyız. O dönemden şimdiye çok şey değişti. Bunları söylememin sebebi geçmişte yaşananlarla, şimdikilerin kıyası içindir dedi.
Dede konuşmasını şu şekilde sürdürdü. Şimdi Üniversiteye okumaya giden gençlerin birçoğu, ilk başta sosyalisttir. Çünkü parasını paylaşır, ekmeğini paylaşır, sırasını paylaşırdı. Ama üniversiteyi bitirdikten sonra yavaş yavaş kapitalizme doğru yönelirler. Acaba çocuğuma bir araba alabilir miyim? Acaba küçük bir evimiz olabilir mi ? diye bir değişime girerler. Tarih bunu yazmıştır. Belediye Başkanlığım döneminden önceki görevlerimin tamamında yaptığım tek milliyetçilik, Muş milliyetçiliğidir. Bulunduğunuz yerin milliyetçiliğini yapmanızı tavsiye ediyorum. Muşa sevdalı biri olarak memleketin kalkınması için elimden geleni yapmaya devam edeceğim. Bir vücuda oksijen ne kadar gerekliyse, kalkınmada demokrasi ve hürriyette o kadar gereklidir. Bu duygu ve düşüncelerle sendikal çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Yapılan konuşmaların ardından sendika yöneticilerinin belirlenmesi için seçim yapıldı. Eğitim Sen Muş Şube Başkanlığı, yapılan seçim sonuçlarının kesin olduktan sonra açıklanacağını bildirdi.
Muş Manşet Gazetesi


