Belediyede düzenlenen toplantıya Vali Ali Çınar başkanlık yaptı.
Belediyede düzenlenen toplantıda, Muş’un imarı detayları ile ele alındı. Toplantıya Vali Ali Çınar, Belediye Başkanı Necmettin Dede, Baro Başkanı Zait Söylemez, Muş Alparslan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Osman Özcan, Belediye Meclis Üyeleri, kurum amirleri, muhtarlar ve vatandaşların yanı sıra inşaat sektöründe faaliyet yürüten meslek guruplarından temsilciler katıldı. Toplantıda konuşan Vali Ali Çınar, iki yıldır Muş’ta görev yaptığını ve vatandaşlarda da ve memurlarda da kanunlara uymama gibi bir meyil olduğuna değinerek, “Bu güne kadar biz atamızdan dedemizden böylemi gördük ki bundan sonra böyle olsun deniyor. İşte bu anlayış Muş’u böylesine sıkıntılı bir sürece soktu. Birçok şehir 21’nci yüzyıla girerken gelişimini hızlandırırken, maalesef bizim gelişimimizi yavaşlatan bir tablo ile karşı karşıyayız. Belki geçmişte sorunumuzu çözmüş olabiliriz ama biz aslında geçmişten bugüne çözümsüzlüğü taşımışız.
Biz hep eleştiren değil, çözümün bir parçası olmak durumundayız. Bu il için hep birlikte ortak hareket etmeye ihtiyacımız var. Bu toplantının sebebi ne durumda olduğumuzu görmek içindir. Muş’un imar problemi bugünün değil, geçmişten günümüze taşınmış derin bir problem. Muş’un gelişimin önündeki engellerden bir tanesi de maalesef imar planıdır. Muş’ta mücavir alanın genişletilmesi gerekir. Yakındaki köyler mücavir alana dahil edilmelidir. Bu yönde karar alan belediye meclisi bu şehir için en doğru kararlardan birini almıştır. Bu şehrin gelişmesi için çok önemli bir karardır bu” dedi. Başkan Dede, ise yaptığı konuşmada, “Belediye başkanı göreve geldiği günden bu yana vatandaşların sorunları ile teke tek ilgilenmek durumunda mıdır, yoksa vatandaş sosyal haklarını ilgili mercilerden mi istemek zorundadır? Bu sorunun cevabını da veremedik, bu düzeye de erişemedik. Yaşanan tüm aksaklıkların, tüm günahı ve vebali bana ait ise tamam diyor ve kabul ediyorum, ama bunun böyle olmadığı, herkesin üzerine düşeni gereğince yapmadığının aşikar olduğu ortamda kalkıp da her şeyi bir sorumluya yüklemek girişimi çok da doğru değildir. Biz, bu söylemleri siyaset olsun diye dile getirmiyoruz. İmar İşleri Müdürlüğünde çalışan 4 arkadaşımız tehdit edildi. Bu arkadaşlar, tehditler yüzünden görevlerini bıraktılarsa bu durumun herkes tarafından sorgulanması gerekmez mi? Sayın Başbakanımız, iktidar mensubu olmam dolayısıyla İller Bankasından bu projenin hibe olarak çizilmesini sağladı. Bunun mali değeri 1 milyon TL’ye yakındı. Biz o zaman belediyemize 1 milyon TL’lik bir çizim yapılacağı için çok sevinmiştik. İller Bankası geç de olsa 4 yıl önce bu projeyi ihaleye çıkarttı. İhale nasıl olur, süreç nasıl gelişir, belediyenin buraya müdahale şansı nedir? Verildiği kısa zamanda, verilmemesi konusunda, gecikmenin sebepleri, unsurları, cezası ve takdiri belediyeye mi aittir, yoksa İller Bankası’na mı? bu soruların cevabı alınmadan direk eleştiriler belediyeye yöneltildi.
Çare arıyoruz, imar kanunu günceldir, her ay değişiyor. Her buradan takip edecek, o kapasitede elemanların olması gerekiyor. Peki, İmar Müdürlüğündeki yetkili arkadaşlar neden yapamıyorlar? Çünkü tehdit ediliyorlar. Bu nedenle personeller görevden alınmalarını talep ettiler. Eskiden yapanlara aynı konuyu sorduğumuzda “Başkan böyle emir verdi, gözümüzden kaçtı” türü cevaplar aldık. Bugüne kadar bu konuda böyle ilerledik. Acaba bu durum nasıl düzeltilir? Bunun için planlar yaptık, dedik ki “bize İller Bankası’ndan ilişiğin kesilmesi gerekir.” Biz burada meclisimizde önünün kesilmesi için… Peki yeniden İller Bankasının revize etmesi için verildiği zaman ne olacak? O zaman da bizden yeni proje parası istenecek. Yeniden proje ihalesine çıkılacak ve burada da artık bir çivi çakılmasına imkan olmayacak. İmar çıkıncaya kadar iş yürümez. Mevzuat dâhilindekiler yapılır, ama bir üstteki konularda da çivi çaktırılmaz. Biz burada bu planı geçici olarak kabul ettik. Öyle olunca, ‘para almış, değiştirmiş veya hatırla yaptırmış’ bizi ilgilendirmez. Ben burada kabul ettim, muhalif olan arkadaşlarım da oldu ama kapıya astık kararı. Bu çıkan imardan mağdur olan var mı diye sorunca, bin 800’e yakın vatandaşımızın müracaatı oldu. Hukuki bir yönü yoktu, ama biz ihaleye çıktık. Ben hukuksuzluğa ve keyfi idareye karşı durdum, eğer başkalarının bu konu hakkında bildikleri varsa bana da bir dilekçe ile durumu bildirebilirlerdi. Ya da ben de bir hata söz konusu olsaydı, savcılığa gereken şikâyeti yapsalardı. İlmi bir çalışma yapılmadan, nasıl olacaktı. Meclis olarak bu revizeyi takip ediyoruz. Şu anda son aşamalarına doğru geliniyor. Şu anda hakikaten Muş bir kadersizlik yaşıyor, bundan çok büyük üzüntü duyuyorum, hakaretlere maruz kaldık, sanki biz vatandaşa zulüm ediyormuşuz gibi bir algı oluşturuldu. 30 müteahhitten 26’sının yapmış olduğu kooperatifler mühürlü. Uygunsuz inşaat yapanları birer gazı ile indirecek halimiz yok ya. Mühürlenmiş ama adamlar hâlâ çalışmaya devam ediyorlar. Ceza kesmişiz, fakat daireler çoktan satılmış durumda. Ben bu işlerin teknik boyutunu bilmiyorum, ama benim personelim size yanlış bir davranışta bulunmuşsa ve siz bunu bana taşımıyor, sonrasında da beni suçluyorsanız, ben ne yapabilirim? Öyleyse savcılığa taşıyın olayı. Zabıtayı dinleyen yok, ama her şeyde belediyeyi suçluyorlar. Suçlamak yerine ortaya çözüm önerileri getirilmesi gerektiğine inanıyoruz” dedi. Şehir Plancısı Adem İldeşi ise yaptıkları çalışmalar hakkında ve Muş’un imar planındaki yanlışları aktardı. İldeşi, “İller Bankası belediyelerin en sık çalıştığı kurum.
Çünkü belediyelere tüm desteklerini iller bankandan almaktadırlar. Sadece maddi olarak değil, teknik olarak da İller Bankası’ndan destek alınır. Muş Belediyesi’nin imara palanı için İller Bankası’na yetki verildikten sonra bütün resmi kurumlara yazı yazarak imarı etkileyecek konularla ilgili bilgiler alır. Şu anda Muş’ta DSİ’nin verdiği görüş sonucu 500-600 tane itiraz var. Muş’un imar planı ile jeolojik araştırması birlikte yapıldı. Şu anda jeolojik çalışma ile ilgili sıkıntı var. Muş’un ilk imar planı 1985 yılında yapılmış ve o dönemde buraya gözlemsel jeoloji yapılmış. Yüklenici fira hiçbir kazı yapmadan bu çalışmayı İller Bankası’na kabul ettirmiş. Bu imar planının bir ayağını sakat eden çok önemli bir nokta. 1984 yılı planına göre Muş’ta en fazla dört kat izni verilmiş. Bunun yanında kat artışı vermek için jelojik etüt yapmak zorundasınız. Ama bugüne kadar 1984 yılındaki rapora göre hareket edilmiş. İller Bankası da Muş’ta kat onayı vermiş. DSİ’nin görüşü var. Buna göre dere yataklarına göre 20 metreye kadar yapı yapılamaz. Ama burada bu alanlar çok fazla bırakılmış. Bunun içinde çok sayıda itiraz var. Dere ıslahları yapıldıktan sonra buraya 20 metre yakınına kadar değerlendirilebilecek alanlar. Çok fazla alan boş bırakılıp alan kaybı olmuştur. Bunların dışında işi yüklenen firma kadastral çalışmalar yapmak zorunda. Şimdi bu iş 2004 yılında yapılan kadastral çalışma verilerinin ardından ihale 2007 yılında yapılmış ve 2009 yılında plan çalışmaları yapılmış. Aradan geçen beş yılda yapılan binaların hepsi yola girmiş, park alanına girmiş ve kısacası sorun teşkil etmiş. Burada kanunlar dikkate alınmayarak yapılan uygulamalar 1990’lı yıllarda sorun yaratmamış ama şimdi çok büyük sorunlar oluşturuyor. Çünkü şehir yetmiyor ve yeni yerleşim alanları oluşturulması lazım. Yeni yerleşim planı da İller Bankası tarafından çok dar alana sıkıştırılmış. Mücavir ala sıkıntısı sebebiyle hemen bitişikteki alanlar özel idarenin yönetiminde. Şu anki problemleri çözeceğiz ama başka problemler oluşacak. Buradaki parseller çok küçük ve bu sebeple bugüne kadar Muş’ta uygulanan ruhsatlandırma çalışmasından da vazgeçilmesi gerekiyor. Burada büyük parseller oluşturup yeni bir kat planı oluşturmak gerekiyor. İkincisi şehir çok sıkıştırılmış ve park alanı ile oyun ve yeşil alan yok denecek gibi. O yüzden yapılarak planda bunları üretmek zorundayız. Şu anki imar planının yarattığı problemler açıkça görülüyor. Yani imar planı ile kadastral yolların hiçbiri aynı değil. O sebeple kimse ruhsat alamaz ve kimse bina yapamaz bu şehirde. Bugüne kadar kadastroda hiçbir çalıma yapılmamış. Kurumumuz var ama imar planına çözüm üretecek bir veri yoktu. Ama bu verilerin hepsini elde ettik, jeolojik çalışmalarda devam etmektedir. Mart ayına kadar jeoljik etüdü bitirmeyi planlıyoruz” dedi.
Muş Ovası Gazetesi


