Muş Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Bayram Güler, konferansla ilgili olarak yazılı basın açıklamasında bulundu.
Düzenlenen konferansla ilgili olarak yapılan açıklamada: “Muş Eğitim Bir-Sen Şubesi tarafından Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, Prof. Dr. Nesrullah Hacımüftüoğlu (Erzincan), Prof. Dr. Nurullah Kurt (Malezya) katılımıyla ilimizde bir konferans düzenledi. Konuşmacılar genel olarak İslam kardeşliği ve müslümanların yapması gerekenleri anlattılar Konferanstan sonra Bayram Güler’in yaptığı açıklamada Muş Alparslan Üniversitemizin düzenlemiş olduğu sempozyum için emeği geçen herkese teşekür etti. Yaklaşık 100 ilim adamlarımızdan Muş halkı ilmi fayda gördü. Biz de Muşumuza gelen hocalarımızdan bir konferans vererek üyelerimizle birlikte yararlandık. Eğitim-Bir-Sen Muş Şube Başkanı Bayram Güler kamuda başörtülü görev yapmayı mümkün kılan, Meclis’te başörtülü kadınların yer almasını sağlayan, kadınların başörtüsüyle eğitim hakkından yararlanmasına imkân veren ve bütün bunları teminat altına alan yasal ve anayasal düzenlemelerin milletin haklı ve ortak beklentisi olduğunu söyledi. “Sendikalar üyesinin hak ve menfaatleri için vardır” diyen Güler, mücadelelerinin hak ve özgürlük merkezli olduğunu vurguladı. Okullarda yaşanan sıkıntılardan dolayı eğitim çalışanlarının suçlanmasını doğru bulmadıklarını anlatan Bayram Güler,. Okullarda kaynak sorunu ortada iken, okul yöneticilerini suçlayan bir anlayış doğru değildir. Bakanlık, artık çözümleriyle ön plana çıkmalıdır”dedi. Bakanlığın uygulamalarına yönelik eleştirilerinin yanlış anlaşılmaması isteyen Güler, “Eleştirimiz, 4+4+4 yeni eğitim sistemi eleştirisi şeklinde anlaşılmasın. Eğitim sistemimiz çok hasarlıydı. Sekiz şiddetinde deprem görmüş bir bina gibiydi. Burada yeni bir bina inşa etmemiz gerekirdi. 4+4+4 yeni eğitim sistemiyle bu gerçekleşmiştir. Yeni eğitim sistemi harika ama işçilikte eksiklikler var” dedi. Konuşmasında toplu sözleşme sürecine de değinen Güler, bu süreçte muhalefetin hiçbir katkısını, desteğini alamadıklarını, aksine onların muhalefetiyle karşılaştıklarını dile getirdi. Halkı ve öğrencileri cezalandırmak için eylem yapmadıklarını belirten Güler, şöyle devam etti: “Bunu, bizi mecbur edenleri mahcup etmek için yaptık. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek diyor ki, ‘, yüzde 50 oy almışız. Memur maaşlarını biz belirleyemeyecek miyiz? Memura zam yaparsak yatırımlar durur. Köylünün yolunu yapamayız.’ Memura şaşı bakıyor. Diğer taraftan da zamlar fırtına gibi yağıyor” dedi. “Kadın-erkek eşitliğine yönelik çalışmalar kayda değer olmasına rağmen kadın-kadın eşitliğinin sağlanması bakımından bir ilerleme sağlanamadı. Bu çerçevede kamuda başörtülü görev yapmayı mümkün kılan, Meclis’te başörtülü kadınların yer almasını sağlayan, kadınların başörtüsüyle eğitim hakkından yararlanmasına imkân veren ve bütün bunları teminat altına alan yasal ve anayasal düzenlemeler, milletin haklı ve ortak beklentisidir. Bu arada ek ödeme talebimizde de ısrar ediyoruz” dedi. Güçlü olmanın örgütlenmeden geçtiğini ifade eden Güler, şöyle konuştu: “Ülkemizin ve insanımızın, camiamız tarafından oluşturulacak örgütlü bir güce acilen ihtiyacı olduğuna yürekten inandık. Milli ve manevi değerlerimizi başımıza taç ettik, yolumuzu aydınlatacak rehber bildik. Amaçlarımızı bu değerler ışığında ülkemizin, çocuklarımızın, geleceğimizin, eğitim çalışanlarının ihtiyaçlarını önceleyerek belirledik. Bu inanç ve kararlılıkla çıktığımız yolculukta amaçlarımıza ulaşma adına kendimizi hem yetkili hem görevli hem de medeniyetimizi yeniden inşa etmek için çalıştıklarını belirterek, “Bunun en önemli, vazgeçilmez ve istikamet tayin edici unsuru ise ilim yuvalarıdır; ilkokuldan üniversitelere kadar. Çünkü mahiyet itibarıyla her şey ilme bağlıdır. Bunun en önemli öğesi ise eğitimcilerdir” dedi. Güler, ücret sendikacılığına akademik ve hizmet sendikacılığını kattıklarını, sosyal sorumluluk alanlarında da ellerini taşın altına koyduklarını ifade ederek, “Eğitim-Bir-Sen, bu alanda, yeri geldiğinde risk alan bir sivil toplum örgütü olduğunu göstermiştir. Her zaman ve her yerde haklı davasında güçlü bir duruş sergilemiştir. Bu gayretler Eğitim-Bir-Sen’i sendikal alanda nitelikli bir marka haline getirmiştir” dedi. İdeolojik körlüğün milleti de, devleti de götüreceği yerin zifiri karanlık olduğunu kaydeden Güler, “Eğitim-Bir-Sen, yaptığı çalışmalarda ideolojik saplantılardan uzak, ilmin aydınlığındaki faaliyetleriyle sendikacılığa yeni bir bakış açısı kazandırmıştır. Zira milletin hafızasındaki sendikacılık algısı; kırıcı, tahripkâr, millet ve değerler düşmanlığı olarak yer almıştır. Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen bu algıyı değiştirmek için kolları sıvamıştır. Milletle birlikte, milletin değerlerine sahip çıkarak, insanı merkeze alan ve insan hak ve hukukunu ön planda tutan sistemli ve fedakâr çalışmalarıyla yeni bir sendika ve sendikacı algısını yerleştirmektedir” dedi. Milli Eğitimdeki vesayet uygulamalarının kaldırılması mücadelesini Eğitim-Bir-Sen’in verdiğini dile getiren Güler, sözlerini şöyle sürdürdü: “Katsayı ve başörtüsü zulmünü zalimlerin yüzüne çarpan ve çözüme katkı veren Eğitim-Bir-Sen’dir. Milli Güvenlik derslerinin kaldırılmasını savunan, söyleyen ve çözüm üreten Eğitim-Bir-Sen’dir. Eğitim-Bir-Sen, misyonundan, vizyonundan; kimliğinden ve ideallerinden; felsefesinden ve değerlerinden; hak ve hukuktan taviz vermeden büyümüştür ve büyümeye devam edecektir” dedi. Güler, ilkeli, kararlı, asil bir duruşla, ne dediğini ne yaptığını bilen teşkilatımızın, eğitim camiasının olduğu gibi, milletimizin de takdirini kazanarak, 15 Haziran 2012 itibarıyla 231.472 sayısına ulaştığını söyledi. Sendikal faaliyetlerinde hiçbir zaman tahripkâr, sendikaya gönül verenler olarak asla ayrımcı olmadıklarını vurgulayan Güler, “Bu sendika asla kırıcı olmadı, gücendirici olmadı, tam tersine milletimizin menfaatleri doğrultusunda insanımızın gücünü bir araya getirmeye çalıştı, birleştirmeye gayret etti. Ve bunu gelecek adına çok ciddi bir sermaye olarak görerek bütün çalışmalarını bu yönde yoğunlaştırdı. Sendikaların asıl görevleri, mensuplarının menfaatlerini korumaktır. Ve bu tabiidir de, bu her kuruluşta böyledir. Biz bunu bu zamana kadar hakkıyla yaptık, inşallah bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. “Davamız, üç-beş kör kuruşa mahkûm edilecek bir dava değildir” diyen Güler, “Bizim, insan-ı kâmil ismine layık medeniyetimizi yeniden ihya ve inşa etme, yeniden hayata geçirme gibi bir idealimiz vardır. Bunun en önemli, vazgeçilmez ve istikamet tayin edici unsuru ise ilim yuvalarıdır; ilkokuldan üniversitelere kadar. Çünkü mahiyet itibarıyla her şey ilme bağlıdır. Bunun en önemli öğesi ise eğitimcilerdir, öğretmenlerdir, hocalardır. Cehaletin en büyük panzehiri onların elindedir. Onun içindir ki, eğitimciler; kalpleri kırılmaya değil, elleri öpülmeye layıktır” değerlendirmesinde bulundu. Eğitimin milletlerin olmazsa olmazı olduğunun altını çizen Güler, “Gelecek nesilleri iyi yetiştiremeyen milletler gelecek mücadelesini kaybetmiş demektir” denildi.
Muş Ovası Gazetesi


