Belediye Meydanı nda bir araya gelen dernek üyelerine vatandaşlar da destek verdi.
Kuran-ı Kerim okunmasıyla başlayan protesto gösterisinde konuşan Muş Selam Der Başkanı Cesim Yılmaz: “Amerika da Yahudiler in desteğiyle Kıpti bir Hristiyan, Müslümanların Masumiyeti adlı filmde, İslam a ve Peygamber Efendimize alçakça dil uzatmıştır” dedi. Filmde İslam ın şiddet yanlısı bir din olduğunun anlatıldığını belirten Yılmaz, bu şiddetin de Hz. Muhammed in (SAV) öğretilerinden kaynaklandığının iddia edildiğini ve böylece Hz. Muhammed e hakaret edildiğini belirtti.
Etkinlikte, Amerika ve İsrail bayrakları yakıldı. Cesim Yılmaz: “İslam düşmanları, yüce peygamberimiz (sav)’e hakaretle derin kinlerini bir kez daha ortaya koydu ve nefret duyulası bir eylemi gerçekleştirerek, İslam ve Kuran’ın günümüz dünyasında giderek daha bir ilgi odağı olması karşısında duydukları öfkeyi göz önüne serdiler. Şanı yüce olan Rabbimiz K.Kerim de şöyle buyurmaktadır: ‘Onlar ağızlarıyla Allah ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır. Amerika da Yahudilerin desteğiyle Kıpti bir Hıristiyan tarafından “Müslümanların Masumiyeti” isimli filmde, İslam a ve onun Aziz Peygamberi ne alçakça dil uzatılmış, İslam ın şiddet yanlısı ve bu şiddetinde Hz. Muhammed(sav) in öğretilerinden kaynaklandığı iddia edilerek Peygamberimize hakaret edilmiştir.
Bununla yetinilmemiş Filmin yapımcısı ve yönetmeni İsrail asıllı Amerikan vatandaşı İslam düşmanı olan zavallı.., İslam ı kansere benzetip, Müslümanların da yok edilmesi gerektiğini söyleyerek, İslam dünyasına meydan okuma küstahlığında bulunmaya devam etmiştir. Amerika ve İsrail; İslam ve Kuran’ın her geçen gün parıldamasından dolayı çirkin ve nefret dolu bir şekilde öfkelerini kustular. İnsanoğlunun en kutsal simasına karşı yaptıkları bu melun hadiseyle, kara yüzlerini bir kez daha gösterdiler. Bu alçakların suç dosyaları kabarıktır. Bunlar İslam’ın kutsallarına 1989 da saldıran Salman Rüştü yü, 2005 te Danimarkalı karikatüristi ve 2010 da Kur’an-ı Kerim i yakan papazı savundular. Onlarca İslam karşıtı film hazırlattılar. İsrail in, Amerika nın ve Batı nın, farklı dinlere saygılı olma iddiaları tamamen yalandır. Bütün bunlar planlı bir organizasyonun parçalarıdır. Bu İslam düşmanının Amerika da Kur an-ı Kerim’i yakan rahipten destek aldığını ifade etmesi bu eylemleri yapanların birbirleriyle olan bağlantılarının kanıtıdır. Sonuçta ‘’Küfür tek bir millettir’’ Eğer Amerikan yöneticileri bu işte parmaklarının olmadığı iddiasında samimi iseler, bu alçakça filmin faillerini ve onları finanse edenleri; Müslümanların yüreklerini yakan suçlarından dolayı uygun cezaya çarptırsınlar ve bu tür filmleri bir daha çektirmesinler. İslam ümmetinden dileyecekleri özür ancak bu şekilde olabilir. Aksi halde kuru bir sözle özür dilemekle ve kınamakla kimseyi aldatamazlar. İkiyüzlü Amerika, İsrail ve Avrupa; Müslümanların mukaddesatlarına saygı duymayı bilmelidirler. Aksi halde Resulullhın Ensarı buradadır ve Resulullaha verdikleri söze sadıktırlar. Evet, bunlar bu hareketlerle Müslümanların tepkilerini ölçmek ve meydana gelebilecek olayları bahane edip yeni işgallerin ve katliamların zeminini oluşturmak istemektedirler. Özellikle son dönemlerde Mısır, Tunus ve Libya gibi bazı ülkelerde Müslümanların kazanımları, emperyalist devletlerin ve Siyonist rejimin uykularını kaçırmaktadır. Meydana gelen gelişmelerin istedikleri yönde gitmemesi, kendilerini kaygılandırmaktadır. Canlarımız onun uğruna feda olsun.
Hz. Muhammed (SAV) hakaret asla kabul edilemez. Hiçbir Müslüman böyle bir küstahlığa tahammül edemez, bu tür bir saldırıyı kabul edemez. Yeryüzünde hiç kimsenin Efendimize dil uzatmaya haddi ve hakkı yoktur. İnancımızın gereği olarak peygamberler arasında ayırım yapmayız ve saygıda kusur etmeyiz. Aynı şekilde Peygamberimize ve kutsallarımıza da saygı duyulmasını bekliyoruz. Ama tarih boyunca kâfirler ve özellikle Yahudiler İslam a karşı saldırı ve hakaretlerini sürdürmüşler ve bu çirkeflikte birbirlerine destek olmuşlardır. Böyle alçakça saldırılar karşısında Peygamberimizin hürmetini korumaları, tüm Müslümanların üzerine bir farzdır. İslam a ve onun aziz Peygamberine yapılan hakaretlerin Müslümanlarca hoş görülemeyeceği ve gereken tepkinin verilmesi herkesin malumudur. Ancak Müslüman halkların doğal olarak verdikleri bu tepkiler bazı kesimlerce Müslümanların tezgâha geldikleri yönünde ifadeler sarf edilmiştir. Amerika’nın dümen suyundan gidenlerin, Müslüman halkların verdiği tepkilere karşı durması ve tezgâha geldiklerini ifade etmesi, bu kişilerin Amerika ya bağımlı ve teslimiyet ruhu içerisinde olduklarının bir göstergesidir. Amerika ve Avrupalı emperyalist devletlerin Müslümanlara ve mazlum halklara yönelik gerçekleştirdikleri katliam, talan ve her türlü zorbalığı görmezden gelenler, bu mazlum halkların verdiği herhangi bir tepkide, hemen mal bulmuş mağribi gibi saldırmakta, Müslümanları terörist olarak görmekten çekinmemektedirler. Öte yandan Amerika, İsrail ve diğer emperyalist devletlerin uyguladıkları devlet terörünü kendi güvenliklerini sağlama adı altında meşru görmeyi de ihmal etmemektedirler.
Düşünce özgürlüğü adı altında yapmış oldukları bu menfur olayın basite alınacak bir olay olmadığı hepimizin malumudur. Düşünce özgürlüğü hiç kimseye Müslümanların kutsallarına edepsizlikte bulunma hakkı vermez. İfade özgürlüğü hiç kimseye hiç bir semavi dinin mukaddesatına dil uzatma ve hakaret etme hakkı vermez. Amerika ve Avrupa, İslam a ve değerlerine yapılan iğrenç saldırıları ifade özgürlüğü adı altında meşru görürken, çıkarları ve kendi deyimlerince hayat tarzları için bir tehlike gördüklerinde, ülkeleri yakıp yıkmaktan ve yüz binlerce masum insanın kanına girmekten çekinmemektedirler. Çağdaş haçlı seferlerini başlatarak, Afganistan, Irak, Somali ve birçok ülkede çoluk çocuk demeden Müslümanları katledip evlerini başlarına yıkmakta, yeraltı ve yer üstü kaynaklarını talan etmektedirler. Tüm bunlara karşın Amerika ya ve Siyonist İsrail e yönelik en ufak bir saldırıda tepki verenler, maalesef masum Müslümanların zalimane bir şekilde katledilmesine, İslam a ve Hz Muhammed e (as) yapılan hakaretlere ses çıkarmamaktadırlar.
Zalimleri masum gibi gösterip, onlara karşı çıkmayı da İslam ın ruhuna ihanet olarak görmektedirler. Dün Moğollara biat edip karşı çıkmayanların varisleri, bugünde aynı zihniyet ile Amerika ya biat etmekte beis görmemektedirler. Öte yandan tarihten beri fitne ve fesat kaynağı olan ve Kuran’da Hz Davut (as) ve Hz. İsa nın (as) diliyle lanetlenen Yahudiler, bu alçakça saldırının arkasında yer almış, maddi ve manevi yardımlarda bulunmuşlardır. Kendi varlıklarını diğer milletlerin kargaşa içinde olmasına bağlayan ve bu yolda hiçbir fitne ve fesattan geri kalmayan bu lanetli kavim, bu şekilde kendince Hıristiyanlarla Müslümanlar arasında kargaşa çıkararak dünyada ki hâkimiyetlerini devam ettirmek istemektedirler.
Dün İspanya da ve Avrupa da zor duruma düştüğünde, Müslümanlar tarafından kurtarılan bu habis ur, hiçbir zaman iyilikten anlamamış, kadirşinaslık nedir bilmemiş, Müslümanlara olan kinlerini her fırsatta kusmaktan çekinmemişlerdir. Adalet timsali olan Peygamberimiz Hz. Muhammed i şiddet yanlısıymış gibi göstererek hakaret edenleri, önce kendi karanlık tarihlerine göz atmaya davet ediyoruz. Söz konusu kişilerin tarihte hangi vahşetlere imza attıklarını, kimin şiddet ve kötülük kaynağı olduğunu eğer vicdanları varsa rahatlıkla görebileceklerdir. Bizler Peygamber Efendimiz (sav) e olan ahitlerimizi burada tazeliyoruz. Ve diyoruz ki Ey yüreklerinde Aziz Islama ve Onun peygamberine kin ve düşmanlık besleyen İsrail Amerika ve yandaşları! Bizde Rabbimizin dediği gibi diyoruz ki; “geberin kininizden” Şunu unutmayın ki, sizin bu kininizden taşan hakaretlerinizi Müslümanlar asla kabul etmeyecektir.
Sizler atalarınız olan Ebucehiller, Ebulehebler, Kab. Bin Eşrefler’in yolunu tutup Aziz İslam Peygamberine hakaretler ediyorsunuz. Şunu o beyinsiz kafanıza sokun ki bizlerde birer Musab, birer Zeynep, birer Fatma ve birer Bilal olup erkek ve kadınlarımızla, gençlerimiz ve yaşlılarımızla Aziz Peygambere yapılan hakaretlere karşı kendimizi siper yapacak, malımızla ve canımızla buna karşı duracağız. Ey aziz Peygamber! Bugün burada sana olan ahdimizi bir kez daha tazeliyor ve Yüce Allah ı şahit tutarak; kanımızın son damlasına ve ömrümüzün son anına kadar senin yolunu sürdüreceğimizi, nerden gelirse gelsin senin şahsına ve davana yapılan hakaretleri asla kabul etmeyeceğimizi ve bu uğurda ölmeye hazır olduğumuzu ilan ediyoruz. Müslümanlar ve kutsalları hakarete uğradığında Birleşmiş Milletlerin ve İnsan Hakları Örgütlerinin her zaman sessiz kalmaları, ağır davranmaları küfrün tek millet oluşundandır. Bunu anlıyoruz ama İslam İşbirliği Konferansı nın, Arap Birliği nin ve çoğu Arap Devletin yöneticilerinin sessiz kalmaları anlaşılır değildir. Büyük şeytan Amerika ve küçük yavrusu Siyonist İsrail ve diğer emperyalist Avrupalı devletler şunu bilsin ki, Selahaddin-i Eyyubi, Şeyh Şamil ve Şeyh Said in torunları olarak, dinimize ve aziz Peygamberimize yapılan her türlü saldırıya karşı seleflerimiz gibi dik duracak ve bu alçakça saldırılara karşı bütün gücümüzle tepkimizi ortaya koyacağız. Son olarak İslam a ve Peygamberimize dil uzatan bu alçakları lanetliyor ve Zuntikam olan Rabbimizin Kur anda buyurduğu; Resulüm! Sakın, Allah ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor ayetinin işaret ettiği güne havale ediyoruz” dedi.
Muş Ovası Gazetesi


