Mudosk, havaların ısınmaya başladığını belirterek, bölgede çığ uyarısında bulundu.
2012 Yılında yağan karın yoğunluğundan dolayı, Tedbirlerin zamanında alınması gerektiğini de vurgulayan MUDOSK Başkan Yardımcısı Abit Oruç’tan çığ uyarısı geldi. Oruç yaptığı açıklamada, Muş ilini temel aldığımızda 2 veya 3 katman kar yağışı gerçekleştiği, kar yapısına göre birbirinden bağımsız bir şekilde tabakalar arasında kaygan bir yapı oluşturduğunu genellikle, Andok dağı eteklerinde bulunan üç evler, Cevizlidere, Bilican dağı eteklerinde bulunan köylerin dikkatli olması, çığ kulvarlarından kesinlikle yürünmemesi, geçilmemesi gerektiğini belirtti. Çığın oluşmasında karın uzunca süre yerde kalması, hava sıcaklığının seyri, kar kalınlığı ve bölgenin topoğrafik özelliklerinin belirleyici olduğunun altını çizen Oruç Çığa maruz kalındığında arama kurtarma ekiplerine olan uzaklık göz önüne bulundurulduğunda 8 saatten erken ulaşılmayacağını bunun da ölümle sonuçlanacağını, bilgilendirme konusunda herkese görev düştüğünü, Muş Dağcılık Doğa Sporları Ve Arama Kurtarma Derneği MUDOSK olarak 40 kişilik yetişmiş ekiple müdahaleye hazır olduklarını belirtti. Yetkililerin havaların ısınmasıyla silahlı avlanmayı yasaklaması gerektiğini. Yasaklanma gerekçesini de Oruç şu şekilde dile getirdi: Ses çığın en büyük tetikleyici olduğu bilinmektedir, o yüzden bu uyarılarımızındın da dikkate alınması gerektiğini belirtti, Çığ, genellikle bitki örtüsü olmayan engebeli, dağlık, ve eğimli arazilerde, vadi yamaçlarında tabakalar halinde birikmiş olan kar kütlesinin iç ve/veya dış kuvvetlerin etkisi ile başlayan bir ilk hareket sonucu(tetiklenen),yamaçtan aşağıya doğru hızla kayması olarak tanımlanır..Çığ kısaca, kar tabakası veya tabakalarının iç ve dış kuvvetler etkisi ile yamaç eğim yönünde gösterdiği akma hareketidir. Kar tabakalarının birbirlerinden farklı özellikleri olacağından; çığ, bazen diğer bir tabaka üzerinde kayan bir tabaka veya tabakalar ile veya tüm tabakaların zemin üzerinde topluca kaymaları sonucunda oluşur. Türkiye’de Çığ Problemi: Muş Dağcılık Doğa Sporları Ve Arama Kurtarma Derneği Türkiye’nin özellikle kuzey-kuzeydoğu ve doğu kesimlerinde, çığ olayına uygun topografik ve meteorolojik koşullara sahip dağlık alanlar mevcuttur. Ortalama yüksekliği 1000 m’yi geçen ve çığ oluşumuna uygun alanların yüzölçümü bu bölgeler içinde çok yüksek bir yüzdeye sahiptir. Dağlık alanların, Türkiye yüzölçümünün yaklaşık 1/3’ünü oluşturduğunu düşünecek olursak, çığ olayının meydana geldiği alanların yayılımının ne kadar büyük olduğu anlaşılır. Bu bölgelerde meydana gelen çığlar, yerleşim yerlerini, yolları, turistik tesisleri ve diğer bütün devlet yatırımlarını tehdit etmektedir. Çığ olayının yerleşim yerlerine etkisi her afet türü gibi sosyal ve ekonomik açıdan olmaktadır. Ülkemizde çığ afetinin, sosyal etkileri hakkında fikir vermesi açısından; 1958 yılından beri Türkiye’de AFET kayıtlarına geçmiş 448 adet çığ olayındaki can kayıplarının miktarı verilebilir. Bu kaybın en çarpıcı örneği, 1991-1992 kış mevsiminde 328 kişinin hayatını kaybetmiş olmasıdır. Çığın sosyal etkisi sadece can kayıpları ile sınırlı değildir. Çığdan etkilenen alanlardaki maddi kayıpları karşılayamayan insanların bölgeden göç etmesi de bir sosyal sonuçtur. Ekonomik açıdan bakıldığında ise, bölgede çığların verdiği hasarların kısa sürede telafi edilememesinin getirdiği zorluklar nedeni ile oluşan üretim ve iş gücü kayıpları giderek artmakta ve bazı bölgelerin turizm potansiyeli dahi dolaylı olarak etkilenmektedir.
Fırat Demir / Haber 49 Gazetesi


