Muş Küçük Millet Meclisi Şubat ayı toplantısı Muş Ticaret ve Sanayi Odası toplantı salonunda gerçekleştirildi. BDP Muş Milletvekili Demir Çelik, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şihmus Sinecem, Siyasi Parti İl Başkanları ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin katıldığı toplantının moderatörlüğünü TKMM Sözcü Şanar Yurdatapan yaptı.
Toplantıdan bir gün sonra açıklanan KMM Şubat ayı raporunu aynen yayınlıyoruz.
Genel Konu Üzerine Konuşulanlar “Yargı Paketi”
Şihmus Sinecem: Gerçekten çok ciddi bir şekilde hareket etmemiz lazım. Herkesin kendisine göre bir ideolojisi ve görüşü vardır. Sadece benim siyasi görüşüm ve ideolojim sadece benim fikrim zihniyeti asla ve asla insanları birlik ve beraberlik içerisinde bir yere götürmez. Önemli olan bizim ortak yönlerimizi değerlendirmektir. Nelerin üzerinde durmayı ve hangi sorunları çözer yada çözemeyiz diye çaba sarf etmemiz lazım. Bu sorunların üzerinde durmak lazım. Buna örnek olarak Muş Şeker Fabrikası’nın özelleştirilmesini gündeme alalım bunu yaparken Ahmet bunu Mehmet bunu yaptı olmasın. Özelleştirme bize ne getirir ne götürür, artısı ve eksisi nedir diye bunları tartışmamız lazım. Tek sizden isteğim ve arzum ilimizin ve memleketimizin sorunlarını tartışma arzusuyla ortaya atmak istiyorsak bir birimizin görüşüne ve ideolojisine saygı gösterelim. Saygı gösterelim ki sorunları çözelim. Ortak yönlerimizi ele alalım ve birlik olalım. Birlikte hareket ettiğimizde inanıyorum ki sorunlara çözüm buluruz. Geçen hafta burada farklı düşünce ve fikirli arkadaşlarımız arasında tartışmalar meydana geldi ve bunlar bizi kutuplaştırıyor. Ötekileştirme zihniyetlerinin yaratmayalım’ sorunların ortaya atılarak çözümlere kavuşturulması gerekir. Biz ötekileşme zihniyetini yaratmayalım. Ben daha öncelerini de hatırlıyorum Küçük Millet Meclisi daha da büyük çoğunlukta toplantı düzenliyordu. Ama bu günde görüyorum ki git gide küçülmeye başladı peki neden? Çünkü ürktük. Ama küçültme ile değil büyüme ile ortaya çıkar. Sorunlarımızı ortaya atıp ortaklaşa yönlerimizle bunları çözelim. Yok, efendim ben buyum ve siz busunuz zihniyeti bizi bir birimizden ayırır. Ötekileşme zihniyeti birlik ve beraberliğimizi bozar. Ve o zaman kıyametimiz kopar. Bazıları diyor ya; böl, parçala ve yönet zihniyeti olmasın. Bir birimize kenetlendiğimiz zaman kimse bize dokunamaz. O yüzden bölgemiz çok hassastır. Onun için sizden tek isteğim yapıcı olalım. Tabi biliyorsunuz belediye bu tür yerleri tahsis etmesi gerekirken biz Odamızın toplantı salonunu açıyoruz. Bazen de biz çok eleştirilere maruz kalıyoruz. Toplantılarda meydana gelen tartışmalar bize yansıyor bunun için dikkatli olmanızı tavsiye ediyorum.
Şanar Yurdatapan : Öncellikle ben Küçük Millet Meclisi nedir ve ne oluyor diye size küçük bir bilgi vereceğim. Biz ne Ankara ne de İstanbul’dan gelerek Küçük Millet Meclisi yaratabilir ne yönetebiliriz. Muş kendisi istiyorsa bu olur istemezse olmaz. Belki de ileride ne güzel bir şey vardı keşke devam etseydi belki de ne saçma sapan bir şeymiş iyi ki bitti denilebilir. Küçük Millet Meclisleri şunu amaçlıyor; Türkiye’de hepimizin bildiği gibi politika yukardan aşağıya doğru işliyor. Her ne kadar partilerin organı varsa ve bu organlar en yüksek organdan en düşüğüne kadar piramit halinde delerse kararlar aşağıdan yukarıya doğru alınmıyor. Her partide istisnasız bir baş karar veriyor. Hatta bazen de tek baş karar veriyor. Sonuçta demokrasinin işlenmesi onların kararına kalıyor. Burada bir sakatlık var. Bu sakatlar yukarıdan aşağıya doğru düzeltilir mi? Niye düzeltilsin zaman zaman düşünüyorum. Yukarıdan aşağıya doğru düzeltilmesi belki de hayal olur. Bir ayda bir Türkiye’nin genel konularından ama güncel olacak şekilde seçseler ikincisi ise yerel sorunlar gündeme alınmalıdır.
Muhsin Göktürk: Şanar bey 12 Eylül darbesinden sonra yıllarca yurt dışında kaldınız peki o günden bu güne ne değişti? Son süreçte başbakanımız, Musa Anter’in mezarını buraya getirdi sahip çıktı diğer taraftarda Musa Anter’in kitabına yasak getirdi. Bu durum bana umutlu gelmedi. Önceden 2 yıl yatmak zorunda olanlar artık para cezasıyla kurtuluyor. Tabi bu taslağın azda olsa olumlu yönleri var ama uygulamada neler olacağını kestirememek ürkütücü.
Robin Erdenci:Yargı paketinde iyileştirmeler olmuş ama halkın beklentilerini karşılamıyor. Çekleri karşılıksız çıkan vatandaşa kim yardımcı olacak. Hükümet biz tarafsızız diyor. Pratikte ne olacak bilemiyoruz. Tutarsızlıklar çok fazla. Irkçı ve nefret söylemleri yapan tv kanalları ceza almıyor. Mesela STV, Akit, Zaman gibi yayınlar ne yaparsa yapsın ceza almıyor.
İdris Gürkan :Orta doğuda ciddi değişimler yaşanıyor. Dünyanın en az gelişmiş ülkelerinde bile demokrasi işliyor ama Türkiye dikte edilen bir ülke haline geldi. Artık halk bu liderleri kabul etmiyor.Bizim hakkımızda ki kararları tek bir adam veriyor. Uzun bir zaman mazlum rolünü oynadı halada devam ediyor. Reformun anlamı yeni devrimler değişimlerdir. Suç ceza ile ilgili hapis cezası kaldırılacak deniyor. Bizim sendikamızdan tutuklanan bir çok arkadaşımız var. Yasada örgüt üyeliğinden yargılanan kişiler örgüte üye olmayanlardan daha az ceza alacak. Biz de o zaman daha az ceza almak için yargılandığımızda bizde örgüt üyesiyiz mi demeliyiz. Ak Partinin tedbirinin kararı genişliyor. Alkollü araç kullananlara cezayı yargı değil, kaymakamlık ve kolluk kuvvetleri verecek.
Vatandaşların basit suçlar için yargılanması engellenecek. Ev eşyaları haciz edilemeyecek. Falan bunlar olumlu gelişmeler ama bizi ilgilendiren gelişmeler değil. Grevde toplu sözleşme,Özel yetkili savcı ve mahkemeler, Molotofların bomba olarak değerlendirilmesi gibi bir sürü mağduriyet yaratacak maddeler var. Önceden de ünüversiteliler için genel af çıktı bizde sevindik arkadaşlarımız yeniden dönecek diye ama sonradan ne çıkardılar ‘siyasiler hariç’ dediler. Biz bu yargı paketinin oyalama taktiği olduğunu beklentileri kesinle karşılamadığı kanaatindeyiz.
Yunus Emre Seydanlıoğlu : Borçlar kanununa hukukta iyi niyet diyorlar. Hakim o gün eşiyle kavga etmişse o adamın lehine yada aleyhine karar verebilir. Hükümet kendini cici göstermek istiyor. Bence televizyonlar ırkçı, ayrımcı dilleri kullandıklarında en az iki gün kapatılmalı.
Trafik cezaları artık valilik ve kaymakamlıklara verilecek.
Ramazan Erdenci :Yargı taslağında 100 madde var, bir çoğunun yarar sağlayacağını düşünmüyorum. Çekler boş çıkarsa kim sahip çıkacak?
İsmail Adanur: Yargı paketi toplumu uyutamaya yöneliktir. Bu ülkede özel mahkemeler, özel savcılar oldukça bu girişimler bana samimi gelmiyor. Eğer hükümet gerçekten samimi olsaydı önce bunları kaldırırdı. 1990-2000 aralarında nelerle uğraştık. Bakıyoruz da 10 yıldır bir adım atmamışız. Hükümet benden olmayan yaşamasın diyor. Yargı taslağında birkaç iyi madde var ama özel yetkili hakim ve savcılar oldukça bu maddeler uygulanamaz.
Faruk Uygur: Bu gün bile Muş’ta tutuklamalar oldu. Hükümet hala vatandaşlar basit suçlardan yargılanmayacak diyor, insanlar KCK denilen saçma sapan hangi maddeden yargılanıldığını bilinmeyen insanlar yıllardır içerde. Ahmet Altan eleştiren yazılar yazıyor hakkında soruşturma açılıyor. Cüneyt Özdemir Van depremi ile ilgili haberler yapıyor başbakandan fırça yiyor. Başbakan tek tip bir halk yaratmaya çalışıyor. İfade özgürlüğü yok, basın özgürlüğü yok. 148 basın mensubu hapiste. Bu içi boş bir yargı paketidir.
Abdurrahman Devrim :Yargı reformunun içinde hiçbir şey yok. Biz 2010’da yetmez ama evet demedik mi? Aslında 2005 tarihinde çıkarılan özel yetki ve mahkemeler oldukça bu ülke refaha ulaşmaz. Avukat halkı savunuyor, Savcı hakim hukuku savunuyor ama hakim ve savcının sandalyeleri metrelerce yüksekte. Avukat halkın yanında aşağıda suçlu gibi duruyor. Demokratikleştirmek amacı ile bir sürü yasa çıkıyor. Ak Parti kendi yasalarını çıkarıyor.
Şihmus Sinecem: Söylenenlere katılıyorum, ülkemizde yasalar kişilere ve kurumlara göre yapılırsa bu ülkede iyileşme olmaz. Bir iş adamı yada kurum sıkıntıya girdi diye yeni paketler yapılırsa bu iyileşme değil gerileme olur.
Nizamettin Özkan: Bu gün gazeteciler içerde, avukatlar avukatlık yaptığı için içerde. Vatandaşlar düşüncelerini ifade ettiği için içerde. Bu hukukun ne kadar işlemsiz yada taraflı olduğunu gösterir.
Demir Çelik : Yargı paketi hukuk toplum, toplum siyaset çelişen yerlerine vurgu yapmak. Görünen o ki kutsanan devlet mevcudu tölere edilebilir diye yaklaşıyor, malüpületiftir, aldatmacıdır. Zihniyeti değiştirmiyor, 1020’den bu yana bu böyle. O zaman devlet güvenlik mahkemeleri vardı şimdide özel mahkemeler var. 1960-70-80 darbelerinin anayasası hala duruyor. Hükümet 2 generali yargılayacağım diyor. Onların yasası ortada duruyor bu yasalar oldukça onlar nasıl yargılanacak? Adli kolluk görevlisi delilsiz sayfalarca yazı yazıp, hakimin savcının önüne koyarak istedikleri kişileri tutuklatabiliyorlar. Beş bin kişi siyasi düşüncesinden dolayı tutukludur. Hükümet bu gazı alamıyor ama Esat’ı eleştiriyor. Kendi halkına eziyet eden Başbakan diğer liderleri eleştiriyor. 3 yargı paketi yerine Kürt sorununu çözecek yasalar yapması gerekirken, terörle mücadele yasasını kaldırması gerekirken içi boş yargı paketleri çıkarıyor. Siz önce toplum örgütleriyle bir arada olmaktan mutlu olacağız. Terörle mücadele yasasını kaldırın demokrasi dediğimiz şey o zaman gelir. Biz mecliste kanun çıkarmıyoruz, başbakan kanun hükmünde kararname çıkarıyor meclise sunuyor onlar sayısal olarak çok olduğundan dolayı kabul ediliyor ve uygulanıyor. Biz mecliste kukla gibiyiz. Küçük Millet Meclisleri çok önemlidir. Biz bu meclislerde vatandaşlarımızla, Sivil Toplum örgütlerimizle bir arada olmaktan mutluyuz.
YEREL KONU ÜZERİNE KONUŞULANLAR “MUŞ ŞEKER FABRİKASININ KAPATILMASI”
Fikret Sancar: Muş şeker fabrikası 1000 çalışanı ürettiği 45000 civarında şekeri işlediği 300-400 bin ton pancarı dolayısı ile 600-700 bin ton nakliye yükü ile ilimize 80-90 milyon liralık katma değer sağlamaktadır.Biz şeker-iş sendikası olarak haykırıyoruz ki tarıma dayalı sanayide yapılan her özelleştirmede ülke zarar etmiş hep başkaları kazanmıştır. et balık kurumların ve yem fabrikalarının kapanması ile ülke ette ithalatçı ülke konumuna gelmiştir. Aynı durum tekelde yapılmış kaliteli tütün üreten bölgemiz tekellerin kapanması ile çiftçimiz eli kolu bağlı duruma getirilmiş satılan sigara fabrikaları tek tek kapatılmış, neticede Amerikan ve Çin sigaralarına insanımız ama yasal ama gayri resmi yollarla yurda sokulmak sureti ile mahkum edilmiştir. aynı senaryo stratejik öneme sahip pancar sektörü ve pancar şekerinde oynanmaktadır. Amerikan mısırında üretilen tatlandırıcıların önü açılmıştır. Avrupa da pancar tarımı yapılan ülkelerde sektörlerini ayakta tutabilmek adına tatlandırıcı üretilmezken ülkenizde %15lere kadar kotası yükseltilmiş bunun karşılığında pancar çiftçisi desteklenmediği gibi pancara kota konulmuş sektörün adeta zarara uğraması ve kapanması için zemin hazırlanmıştır. İnsan sağlığını tehdit eden tatlandırıcılar ve nişasta bazlı şekerler , Türkiye de kişi başı 7 kilo düşerken Avrupa’nın pek çok ülkesinde 0 veya 1–2 kilo düşmektedir tatlandırıcıya müsaade eden ülkeler ise pancar tarımı olmayan ülkelerdir İlimizdeki geri kalmışlık, Milli gelirdeki düşüklük, 16,4 lük işsizlik oranı ve bölge barışının sağlanmasında bölgeye daha çok yatırımların devletçe yapılması beklenirken Mevcut doğu farikaların satışa sunulması düşündürücüdür. aynı zamanda kalkınmada teşvik alan iller arasında 4 bölgede bulunan muşumuzun hiç teşvik almaya gerek olmadan 100 bin insanı ama direk ama dolaylı yoldan etkileyen bir kurumdur. bölgenin pancar tarımına elverişliliği ve pancardaki yüksek şeker oranını hesapladığımızda; Bu kurumun yok olması ile hem çiftçimize hem muş halkına yapılacak en büyük kötülüktür. göreceğimiz zarar hesaplanamaz ölçüdedir. her kapanan tekel süt fabrikaları et balık kurumları gibi kamu işletmeleri hep kaybeden muşlu olmuştur. Ancak şeker fabrikamızın aynı akıbeti yaşaması çok daha büyük bir yıkım olacaktır ve bunun geri dönüşü olmayacaktır.
Faruk Uygur: Tekellerde özelleştirildi insanlar perişan edildi. Barut fabrikası da özelleştirildi. TİGEM’i özelleştirdiler, sadece TİGEM’in arazisi satılsaydı a paranın iki katı ederdi. Oradaki makineler malzemelerle beraber çok ucuza satıldı. Tarım biterse hayvancılıkta biter. Muş’un ovası Türkiye’nin en büyük ovalarından biri, iki nehrimiz var (Murat ve Karasu) ama Muş’ta tarımda hayvancılıkta bitirilmiş durumda. Devlet özelleştirmeyi yaparken kendi yandaşlarına nasıl daha ucuza kapatırım hesabını yapıyor. Şekere kota ve zaman kısıtlılığı getiriyorsa zarar olur tabi. Şeker fabrikası Muş’un %30 tekabül eden, üç bin kişiye yemek aş demektir. Muş için hayati bir konudur. Siyasiler, STK, belediye başkanları, odalar fabrikamıza sahip çıkmalıdır. Özelleştirmeler kapitalizmdir. Biz özelleştirmeye karşıyız fakat olası bir durumda satılacaksa Şeker fabrikasını Muş’lular almalıdır. En azından İhaleye çıkarıldığında Muş şeker fabrikası tek başına çıkarılmalı bölgedeki fabrikalarla beraber çıkarılması kendi yandaşlarına peşkeş edilmesi anlamına geliyor. Şeker fabrikası için elli altı milyon dolar isteniyor, sadece arazisi yüz milyon dolar eder, makineleri binaları hariç. Şekere kota getirildiği için fabrika 3-4 ay çalıştırılıyor, kota kaldırılırsa fabrika sürekli, çalışır. Dışarıdan gelen şekerler burada üretilen şekerler gibi kaliteli değil.
İdris Gürkan: Bir özelleştirme furyasıdır gidiyor. Vatandaşa eşit ulaştırılabilir hizmet gerekiyor. Bulgaristan’da bir fabrika bir liraya satılıyor ama şartları ağır. En azından 500 işçi çalışacak, maaşlar yüksek olacak, kapatılmayacak gibi şartlar konuyor. Türkiye’de alan kişi istediği amaçla kullanıyor. Tekel kapatıldığında eylemler yaptık KESK olarak destek olduk. Şeker fabrikasının kapatılmasını istemiyoruz bunun için elimizden geleni yapacağız. Sizin yanınızdayız.
Yaşar Kalır : Şeker fabrikamızın kapatılmaması için hep birlikte hareket etmeliyiz. Bu konuda AK Parti ve BDP millet vekillerimizden destek bekliyoruz. Muş için çok önemlidir.
Robin Erdenci: Bu özelleştirmeler komplikedir. Televizyonlarda görüyoruz alternatif tatlandırıcılar birçok hastalığa hatta kansere bile neden oluyor. Şeker fabrikasının Muş’un ekonomisine çok ciddi katkısı vardır. Özelleştirmeler yapılırken şartlar konulsa ve halka daha iyi hizmetler verilse bir sıkıntı olmazdı ama biz biliyoruzki bunlar sadece birkaç kişinin cebine daha çok para girsin diye yapılan özelleştirmelerdir. İnsanlar ayda 700 TL ye çalıştırılıyor. Özelleştirmeye karşıyız ve şeker fabrikası kapatılmaması için elimizden geleni yapacağız. İlla satılacaksa Muş’lu biri alsın.
Şihmus Sinecem: Biz şeker fabrikasının özelleştirilmesinden yana değiliz. Muş’ta sanayi ve ticaretle ilgili alt yapı sorunumuz var. Vekillerimize ulaştık fabrikanın kapatılmaması için bazı yerleri ziyaret ettik ama bazı vekillerimiz bizi yalnız bırakıyor. Sağ olsun eski millet vekilimiz Medeni Yılmaz bizlere bu konularda çok destek çıkardı. Bu sadece Muş’u ilgilendiren bir sorun değil bölgede ki vekillerinde desteğine ihtiyacımız var. Bu özelleştirmeler Erzurum, Kars, ağrı ve Muş’ta yapılacak. Muş’ta teorik olarak çok iş yapıyoruz ama pratikte bir şeyler yapmaktan geri duruyoruz. M. Vekillerimizle bakanımızla, STK’larla beraber bu özelleştirmenin önüne geçmeliyiz. Özelleştirme olacaksa bu fabrikayı Muş’lular almalı. Muş’ta ki şeker fabrikası tek olarak ihaleye çıkmalı.
Yunus Emre Seydanlıoğlu: Biz Şeker fabrikasının kapatılmasına karşıyız. Biz bu konuda beraber çalışmalıyız. Belediye bunun için neler yapabilir? biz sivil örgütler neler yapabiliriz? Mesela ben önümüzdeki ulusal gençlik parlamentosunun toplantısında gerekirse söz keserim Başbakana söylerim. Vekillerimiz şeker pancarı ile meclise gitsin diğer vekiller kömürle gidiyor bizim vekillerimizde şeker pancarı ile çıksa ses getirir. Kesk açık açık destek sundu bizde destekliyoruz ve karşısındayız.
Muhterem Bozkurt: Bir insanda kalp ne kadar önemli ise, Muş için de şeker fabrikası o kadar önemlidir. Bu şeker fabrikasının en büyük faydalanıcıları çalışanlar ve çiftçilerdir. Şeker pancarı bu yıl 60 bin ton karın altında kaldı. Bu bizim için büyük bir zarar oldu. Biz yılda beş yüz bin ton pancar çıkarıyorduk. Eylülün 20’de fabrikayı açtık ama çiftçiden pancar gelmedi. Bu sıkıntıları aşabiliriz ama özelleştirilirse binlerce insan madur olur. Fabrikaya herkes sahip çıkmalı ben şahsım adına özelleştirilmesinden yana değilim. Muş için çok ciddi katkıları var.
Fatih Barutçu: Şeker fabrikası Muş için çok hayatidir. Kesinlikle özelleştirilmesine karşıyız. Biz hep tek kalmaktan yakınıyoruz birlikte hareket edersek bunun önüne geçebiliriz. Biz yanınızdayız. Her anlamda destekçiniziz.
Demir Çelik: Muş 81 ilin gayri safi milli hasılasından faydalanan sondan dördüncü ildir. Muş ovası İsviçre’nin yada başka bir ülkenin elinde olsaydı çok iyi değerlendirilirdi. Şeker fabrikası bizim için çok büyük önem taşıyor. Bu özelleştirmeler toplumun siyasi, ekonomik kırımına yol açıyor. Fabrika bizim can damarlarımızdan biridir. Malazgirt’in ağrıya verdiği 30 bin tonu da katarsak bu yılki kaybımız 105 bin ton oluyor. Bu konu önemlidir ve enine boyuna tartışılması gerekmektedir. Biz özelleştirmelerin olmaması için meclise soru önergesi verdik. Fabrikanın getirisi nedir? Götürüsü nedir? Bunun iyi hesaplanması gerekir. Özelleştirilmemesi için Bakanı ziyaret ettik. Bu konu siyasi aktörlere havale edilmeden önce toplumun dinamiklerinin harekete geçmesi gerekir. Biz BDP’nin 2 vekili olarak önünüzde değil yanınızda olacağız. Sizinle sokakta, meydanda, alanlarda sizinle olacağız.
Muhsin Yiğit: Yabancıya verilmesin Muş’lu alsın mantığı yanlıştır. Sermaye sermeyedir, alan kişilerin hesabına gelirse, fabrikayı farklı da değerlendirebilir. Haberlerde görüyoruz tatlandırıcı kanser yapar diyorlar, bizim şeker üretimimize kota koyuyorlar. Fabrika kesinlikle özelleştirilmesin bunun içinde elimizden geleni yapmalıyız. Biz halk olarak birlikte hareket edersek önümüzde kimse duramaz. Halkın karşısında hiçbir güz duramaz.
İhsan Aytemiş : Şeker fabrikasının özelleştirilmesini istemiyoruz. Özelleştirildikten sonra kimin aldığının bir önemi yok, sermaye kazanımına bakar. İşletmedeki mantık yanlıştır. Devlet özelleştirmelerde ben zarar ediyorum diyor demek ki özelleştirme yapmakla yanlış yapıyor. Özelleştirmelerin bu Ülkeye bir faydası olmamıştır.
ÖNERİLER:
ORTAK SONUÇ: Şeker Fabrikasının Muş için çok önemli bir kaynak olduğunun, özelleştirmelerin doğru olmadığı konusunda ortak fikre varıldı. Özelleştirilmemesi için herkes elinden geleni yapacağını söyledi.
Muş`un Sesi Gazetesi


