Damla Sanat Kültür Merkezi, tarihi değerlerin yok edilmesine seyirci kalınamayacağını vurguladı. DSKM Başkanı Deniz Sinan Bulakçıbaşı yaptığı açıklamada: “Kültür, bir toplumun karakteri, şahsiyetidir. Toplumun değerlerini yaşam tarzını ,mücadelesini, hayat kodlarını belirler. Eğer yok olursa toplum tamamen kişiliksizleşir, silik bir toplum haline gelir. Bir toplumu ayakta tutan can damarları kendi kültürüdür. Bu kültür kah kendisini bir Türküde, manide, hikayede, şiirde bir atasözünde ya da mimari bir mekanda gösterir. Mimari yapı taş, kerpiç veya ahşap diye geçmeyelim. İçinde barındırdığı insanların duygularının, düşüncelerinin, endişelerinin, sevinçlerinin, üzüntülerinin duvarlara yansıdığı mekanlardır. Bu mekanlar içinde evler önemli bir yer tutar. Evler, içinde yaşamış insanların ailelerin sevinçlerini, mutluluklarını, üzüntülerini kısaca acı ve tatlı hatıralarına ortaklık etmiş yapılardır. Hele bu evler ortak bir geçmişin tek tanığı ve onu sanatkarane bir biçimde inşa etmiş insanların ayakta kalmış son sanat eserleri ise daha önemli olmaktadırlar. İşte bu evlerden günümüzde son örnekleri sinesinde barındıran güzel şehrimiz Muş’ta, insanımızın ince duygularıyla inşa ettiği, tarihe tanıklık eden Anadolu‘daki yöresel sivil mimarimizin kerpiç ev örneklerinin kendine özgü özelliklerini içinde barındıran Muş evleri maalesef yok olmak tehlikesiyle karşı karşıyadır. Özellikle Yukarı Çarşı dediğimiz Kale ve Minare mahallelerinin kesiştiği yer olan Mal meydanı ve çevresi, Cumhuriyet İlkokulu ve çevresinde, Bitlis Caddesi civarı ve Postane karşısındaki alan bu evler tarih olarak ve çok eskilere dayandığı halde tescillenmediği için beton bir ev veya bina yapılması için yıktırılma tehlikesiyle karşı karşıyalar. Sadece bu evler değil bütün eski şehir tamamen silinecek, betonlaşmaya kurban edilecek. Bazılarının harabe evler diye küçümsediği bu evler maalesef bizim kendi kültürümüzün nadide örnekleri. Bu evler Balkayaların, Büyüközerlerin, Coşkunların, Zencirlerin, Turhanerlerin, Öztürklerin ve daha nice bu memlekete mal olmuş hemşehrilerimizin yaşadıkları evlerdir. Muş Evlerini araştıran Karabük Üniversitesinden Sanat Tarihi Bölümü öğretim Üyesi Sayın Bülent Nuri Kılavuz, bu evlerin “Doğu Ve Güneydoğu Anadolu da bir benzeri daha olmayan özgün bir mimariye sahip olduğunu” belirtmişti”. Biz Damla Sanat ve Kültür Derneği olarak çocukluğumuzda güzel anılar yaşadığımız, koşup oynadığımız, gurbetten geldiğimizde memleketimizin kokusunu aldığımız, eski anılarımıza yeniden döndüğümüz, dışarıdan gelen misafirlere gururla gezdirdiğimiz, Muş un ve Muşlunun kültürünü,karakterini yansıtan bu evlerin yıkılmasına bir çare olarak etkinlikler gerçekleştireceğiz. İlimizde halkımızın bu konudaki farkındalığını artıracak çalışmalar yapacağız. Öncelikle bu konuyu devamlı gündemde tutacağız. Basın ve medya, internet ve tiyatro yoluyla geniş halk kitlemize bunu anlatacağız. Sayın Valimiz, Sayın Belediye Başkanımız, Milletvekillerimiz, Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Sivil toplum örgütleri olan Baro, Mimarlar ve Mühendisler Odası, Sanayi ve Ticaret Odası ile Esnaf ve Kefalet Odası gibi STK’lar ile görüşülecek. Bu süreç içerisinde gerekirse imza kampanyası düzenlenecek, halkımızın bu kampanyaya desteği sağlanacaktır. Ülkemizde tarihi yapıların kurtarılması için hemen hemen her ilde restorasyon projeleri yapılırken kendi ilimizde tarihi yapılarımızın kurtarılması için neden bir çalışma yapılmasın. Biz dernek olarak bunu gerçekleştirecek bir sivil insiyatifin halkımızda var olduğuna inanarak harekete geçtik. İnşaallah bunu gerçekleştireceğiz. Bu konuda halkımızın desteğini bekliyoruz.Şunu unutmayalım ki; kültürel mirasını gelecek kuşaklara bırakmayan bir toplum yok olmaya mahkumdur” dedi.
Muş Ovası Gazetesi


