İl Müftüsü Hasan Atlı, “Özellikle ırz ve namus konusuyla alakalı haberlerde daha hassas davranmamızı, hemen kötü düşünceye kapılmamamızı tavsiye etmekte ve sonuç itibariyle bunun son derece isabetli bir davranış olduğunu beyan buyurmaktadır” dedi.
Atlı, yazılı olarak yaptığı açıklamada; “Yüce Dinimiz İslam, duyduğumuz her söze, işittiğimiz her habere hemen inanmamamızı, onu iyice araştırıp sonra bir neticeye varmamızı, ani kararlardan ve hissi hareketlerden sakınmamızı emretmekte; aksi taktirde zarara uğrayıp pişman olacağımızı bildirmektedir. Özellikle ırz ve namus konusuyla alakalı haberlerde daha hassas davranmamızı, hemen kötü düşünceye kapılmamamızı tavsiye etmekte ve sonuç itibariyle bunun son derece isabetli bir davranış olduğunu beyan buyurmaktadır. Hucurat Suresinin 6. ayet-i kerimesinde Yüce Rabbimiz şöyle buyururlar: “Ey iman edenler! Eğer bir fâsık, size bir haber getirirse; onun doğruluğunu iyice araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.”dedi.
Atlı, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Müfessirlerden birçoğu, bu âyet-i kerimenin Velîd b. Ukbe hakkında nazil olduğunu söylerler. Mustalik oğulları Müslüman olduktan sonra Resûlullah (s.a.v), zekâtlarını almak üzere onlara Velid b. Ukbe’yi gönderdi. Mustalik oğulları, Velîd’in kendilerine zekât memuru olarak gelmekte olduğunu duyunca onu karşılamaya çıktılar. Velid b. Ukbe ise karşısına atlılar çıkınca, bunlarla arasında önceden var olan bir husumetten (düşmanlıktan) dolayı, kendisini öldürmeye geliyorlar diye korkuya kapılıp geri döndü ve Resûlullah (s.a.v)’e geldi. Mustalik oğullarının dinden çıktıklarını, kendisini öldürmeye kalkıştıklarını, vermeleri gereken zekâtı da vermediklerini haber verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber, onlara öfkelendi. Hatta onlarla savaşmayı bile düşündü. Derken Mustalik oğullarından bir heyet Medine’ye çıkageldi ve: “Ey Allah’ın Resulü! Bize göndermiş olduğun zekat memurunun gelmekte olduğunu duyunca onu karşılamaya çıktık. Niyetimiz ona ikramda bulunmak ve zekâtımızı kendisine vermekti. Bizi görünce geri dönüp hızla kaçtı. Bize gelen habere göre; size, kendisini öldürmek istediğimizi söylemiş. Allah’a yemin ederiz ki; biz, onu öldürmek için gitmedik.” dediler. Bunun üzerine Allahu Teala yukarıda mealini verdiğimiz ayet-i kerimeyi indirdi.
Diğer bir rivayette Hz. Peygamber (s.a.v), Halid b. Velid’i durumu incelemek üzere Mustalik oğullarına gönderdi. Halid (r.a), incelemeleri sonunda Mustalik oğullarının ezan okuyup, namaz kıldıklarını gördü. Zekatlarını alıp fakirlere dağıtılmak üzere Hz. Peygamber (s.a.v)’e getirdi.
Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de iyice bilmediğimiz bir konuda söz söylemememizi bizlere emretmektedir: “İyice bilmediğin bir şeyin ardına düşme, peşinden gitme. Çünkü kulak, göz, kalp bunların hepsi yaptıklarından sorumludur.”
Rivayet edildiğine göre; bir gün bir adam kölesini satmak üzere pazara götürür ve şöyle seslenir:
– Benim bu kölem, her yönüyle mükemmeldir. Kendisine verilen her görevi hakkıyla yerine getirir. Ancak bir kusuru vardır. O da senede bir defa yalan söyler. Eğer onun o yalanına kanmazsanız, zararından korunmuş olursunuz.
Alıcılardan biri: Bu kusurdan ne olacak, deyip o köleyi satın alır ve evine götürür. Gerçekten kölenin çok güzel çalıştığını, her işe koştuğunu görür. Aradan bir müddet geçtikten sonra köle hanımına der ki:
– Söylemeye utanıyorum ama, söylemeden de edemeyeceğim. Beyiniz sizi sevmiyor, başka bir kadınla evlenecek.
Zavallı kadın, her kadın gibi bu konuda hassas olduğundan kölenin bu sözlerine inanır ve:
– Öyle mi? Peki ben ne yapabilirim? Diye sorar. Köle, oyunu kafasında tasarlamıştı. Hemen cevap verir:
– Kocanın başka bir kadınla evlenmemesi için büyü yaptırabilirim. Ancak bu iş için beyinin sakalından birkaç kıl getirmen lazım, der. Kadın, buna da inanır ve gece beyi uyurken sakalından birkaç kıl kesip getireceğini söyler. Köle bu defa efendisine gider ve:
-Efendim! Başımıza gelenleri hiç sorma. Senin hanımın meğer başka bir adamı severmiş. Seni bir başkasıyla aldatıyor. Bunun için seni öldürmek istiyor. Efendi şaşırır:
– Bunu nereden biliyorsun? Diye sorar. Köle:
– İnanmazsan bu gece uyur gibi yap, ama sakın uyuma. Gör bakalım söylediklerim doğru mu, değil mi?
O gece adam yatağına girer. Gözlerini kapar, uyur gibi yapar. Derken elinde bir ustura olduğu halde hanımının kendisine sessizce yaklaştığını görür. Hanımı sakalına doğru eğildiği sırada kocası gözlerini açar, hanımının kendisini keseceğini zanneder, kölenin doğru söylediğine hükmederek hanımına hiçbir şey sormadan hemen elinden usturayı alıp hanımının boynunu keser. Köle, hemen olayı hanımın yakınlarına bildirir. Kadının yakınları da intikam hevesine kapılıp eniştelerini öldürürler. Bu defa köle efendisinin yakınlarının yanına varır, efendisini öldürdüklerini söyler. Böylece iki aile arasında kavga başlar ve her iki taraftan pek çok insan suçsuz yere öldürülür.
İşte işitilen bir söz, duyulan bir haber iyice araştırılmayıp hemen hissi davranıldığında ne kadar kötü sonuçlara sebebiyet verdiği bu misalle daha iyi anlaşılmaktadır. Bu gerçek, yaşanmış daha pek çok olayla sabittir. O halde telafi edilemeyecek bu çeşit hatalara hala neden düşüyoruz”
Muş`un Sesi Gazetesi


