Muş İli Sivil Toplum Platformu tarafından yapılan yazılı basın açıklamasında, seçime girmesine onay verilmiş adayların seçim sonrasında böylesine kararlarla meclis dışında bırakılmasının kabul edilebilir bir durum olmadığı belirtildi
Önceki gün Muş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı’nda düzenlenen toplantıdan sonra hazırlanan rapor doğrultusunda basın mensuplarına yazılı açıklama yapıldı. Toplantıya Muş Barosu Başkanı Sabahattin Göçmen, Muş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şihmus Sinecem’inde bulunduğu platformda basın açıklamasını Muş Kültür Sanat Kooperatifi Başkanı Kasım Sığınç yaptı.
Sığınç açıklamasında, “12 Haziran 2011 Milletvekilliği Seçimleri, seçim öncesinde tırmanan gerginliğin aksine büyük bir sükûnet içerisinde tamamlanmış, halk tercihlerini net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu tercihlerin iyi okunması gerektiğine inanmaktayız. Seçim kampanyası boyunca; demokratik, 12 Eylül ruhunu taşımayan yeni bir Anayasa yapacağını söyleyen AKP, ciddi ve büyük bir teveccüh görmüş; halk, AKP’nin söylediği şeylere itibar etmiş ve yıllardır ülkenin önünde duran büyük sorunların çözümünde özgürlüklerin genişletilmesi amacıyla AKP’ye yetki vermiştir” dedi.
Muş İli Sivil Toplum Platformu adına basın açıklamasını yapan Sığınç, şu ifadelere yer verdi:
“Yine, Kürt Sorununu gündeme taşıyacağını, dil, kimlik mücadelesi vereceğini belirten Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloğu da bağımsız adaylarla girdiği seçimlerden ciddi bir sonuç elde etmiş; halk, sorunun çözümünde Bloğu adres göstermiştir.
Seçim sonuçlarının böyle okunması gereken bir yerde tarif edilemeyecek bir nedenle, seçimlerin hemen arkasından anti demokratik kanunlar da bahane edilerek, daha başlamadan maalesef sürecin tıkanması sağlanmıştır. Bu dönemde YSK aldığı kararlarla darbecilerin yaptığı kanunları kullanarak, bu vahim sonucun ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Aslında bu süreç başlı başına çelişkilerle yürümüş, demokratik bir ülkeye yakışmayan garabetlerle bugüne gelmiştir. Öncelikle bilinmelidir ki bugün yaşanan sorunların temelinde Anayasayı bir kenara bırakırsak, Terörle Mücadele Kanunu ve Seçim Kanunu yatmaktadır.
Hatip Dicle’nin Yargıtay’ca onanan cezasının bir düşünce suçu olduğu unutulmamalıdır. Söylediği şeyler nedeniyle cezalandırılan Dicle, anti demokratik bir şekilde haklarından yoksun bırakılmıştır. Hatırlanacağı üzere Başbakanımız da yıllar önce okuduğu bir şiir yüzünden hapis yatmak zorunda bırakılmış, seçime katılma hakkı elinden alınmıştı.
Aynı Terörle Mücadele Kanunu tek suçu BDP’de siyaset yapmak olan yüzlerce kişinin daha tutuklanmasına neden olmuş, siyaset kurumunun tıkanmasına yol açmıştı. Bugün gelinen noktada bağımsız seçilen Dicle dışındaki beş vekille birlikte CHP’li 2 ve MHP’li 1 vekilin daha halen içeride tutulması da anti demokratik kanunların bir başka marifeti olarak tarihe geçmiştir.
Yine anti demokratik Seçim Kanununda yer alan yüzde onluk seçim barajına takılan BDP, seçimlere bağımsız adaylarla girmek zorunda kalmış, bunun faturasını da Dicle olayında olduğu gibi bin bir zahmetle halkın teveccühünü kazanmış bir vekilini sisteme kurban vererek ödemiştir.
Gelinen noktada kanunlar ve yargı marifeti ile Diyarbakır’da yaklaşık 80 bin oy almış olan Hatip Dicle vekillikten olmuş, tutuklu bulunan toplam 8 milletvekili de tahliye edilmeyerek yasama faaliyetleri engellenmiştir. Tüm bunlar açıkça halk iradesinin yok sayılması, millet egemenliğinin gaspı anlamını taşımaktadır.
Biz Muş Sivil Toplum Platformu olarak, seçime girmesine onay verilmiş adayların seçim sonrasında böylesine kararlarla meclis dışında bırakılmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını belirterek, bu durumun düzeltilmesi için bir an önce harekete geçilmesini istiyoruz. Gasp edilen hakların gerçek sahiplerine verilmesi için özellikle iktidar partisi, almış olduğu tarihi sorumluluğun gereğini yerine getirmeli, özgürlüklerin önünü açmalı, diğer partilerle de işbirliğine giderek sürecin önünü açmalıdır.
Tam da bu noktada seçimler öncesinde YSK’nın aldığı veto kararlarına ülke olarak tepki gösteren tabloda AKP’nin takındığı bütünsel tutumun seçimler sonrasında da gösterilmesi gerektiğini vurguluyoruz. Her kafadan ses çıkan bir görüntüden kaçınılmalı, parti ve hükümet olarak net bir duruş sergilenmeli, bu süreçten güç alanların önü kesilmelidir.
Bununla birlikte yine halkın oyları ile şekillenen Meclis yapısının, halkların özlemi olan yeni bir anayasayı ve diğer kanunları ivedilikle ele almasını bekliyoruz.
Süreçle ilgili tüm hassasiyetimizle takipçi olacağımızın ve üzerimize düşen kısmıyla sorumluluklarımızı yerine getireceğimizin bilinmesini istiyoruz. Aynı şekilde sorunların demokratik yollardan siyasi zeminde çözümlenmesi amacıyla herkesin sorumluluk taşıması gerektiğine inanmaktayız. Bu amaçla da mağdur olan partilerin de siyasal çözümleri zorlamasını, ülkemizin daha da gerilmesinin önüne geçecek tavırlar sergilemelerini beklemekteyiz”. Muş`un Sesi Gazetesi


