Seçimden sonra Şeker Fabrikası’nın özelleştirilmesi konusunun yeniden gündeme gelebileceğini kaydeden Şeker İş Sendikası Başkanı Sancar, Muş halkının fabrikaya sahip çıkması gerektiğini ve özelleşmesini engellemek için herkesin üzerine düşeni yapması çağrısında bulundu
Şeker İş Sendikası Muş Şube Başkanı Fikret Sancar, bir süre önce gündemde olan Şeker Fabrikası’nın özelleştirilmesinin seçimden sonra yeniden gündeme gelebileceğini belirterek, tüm Muşluların bu sanayi kuruluşuna sahip çıkmasını istedi.
Sancar, yazılı olarak yaptığı açıklamada, “Muş ilinin ülkenin en geri kalmış illerinde biri olduğu düşünüldüğünde 900ü aşkın çalışanı 4 il 6ilçe 107 köyde 8500 çiftçisi 108000 dekar pancar ekim alanı Muş şeker fabrikasının önemi ortaya çıkmaktadır. Bu yıl için planlanan 520 000 ton pancar ile rekor bir ekim ve buna karşı 55000 ton şeker üretimi hedeflenmesi fabrikamızın yıllar geçtikçe diğer fabrikalara güre gittikçe yükselen olumlu bir grafiği yakalamıştır. Dolayısı ile Muşumuz için fabrikamızın önemi ortaya çıkmaktadır. Eleman eksiğine rağmen gecesini gündüzüne katan şeker fabrikası işçisi aynı zamanda emeğinin karşılığını alamadığı halde boş kalmamak adına ekim yapan fedakar pancar çiftçimizin emeği sayesinde bu günlere gelinmiştir” dedi.
“Türkiye’deki özelleştirmelerin acı geçmişini düşündüğümüzde mağdur bir ilin biraz daha mağdur hale getirecek şeker fabrikasının özelleşmesi düşünmek bile huzursuzluk vermektedir” diyen Sancar, “Oysaki pancar ekim alanları ve rekoltenin artığı bir dönemde Özelleştirme yerine 3600ton /gün işletme kapasitesi olan fabrikanın yeni yatırımlarla 6000 ton/gün e çıkarılması düşünülmelidir. Gerek verimli Muş ovasının kapasitesi gerekse fabrikanın verimi ve üretilen Pancar’ın ihtiva ettiği şeker oranının yüksekliği ve şeker kalitesi buna müsaittir. Seçim sonrası özelleştirileceği korkusu çalışanların işe motivasyonlarını bozmakta geleceklerini karartmakta bu durum işletmenin verimine olumsuz yansımaktadır” ifadelerini kullandı.
Şeker İş Sendikası Muş Şube Başkanı Fikret Sancar yazılı olarak yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Doğudaki şeker fabrikalarımızın kuruluş amaçlarının kar değil tamamen bölgenin olumsuz şartlarında istihdamı oluşturmaktır. dolayısı ile doğu ile batı arasındaki gelişmişlik farkını bir nebze olsun azaltmaktır. Buna rağmen 2010 yılında yeni yatırımlara rağmen kar etmiş, bir fabrikayı özelleştirmek bölge halkına yapılmış kötülükten başka bir şey değildir. Sosyal devlet anlayışında ülke kaynaklarının hakkaniyet ölçülerinde tabana yaymak esası vardır. Özelleştirmede ise ülke insanının elinden tırnağında artırdığı cumhuriyetin ilk kurulduğu yılların zorluklarında meydana getirdiği kurumları birilerinin zengin olması çalışanların ise örgütsüz, güvencesiz karın tokluğuna çalıştırıldıkları yerler haline getirilme gerçeği vardır. Şeker fabrikaları da bu şekilde cumhuriyetle yaşıt ülkenin modern tarımına ve sanayisine lokomotiflik etmiştir.
Şeker sanayimizin geneline baktığımızda 25 şeker fabrikası,5 makine fabrikası,1elektromekanikaygıtlar fabrikası ile işçi ve mühendisi ile yurt dışına anahtar teslimi fabrika kurar hale gelmişken bu durum dış güçlerin işine gelmemiş bu güzide sanayinin bitirilmesi planı hazırlanmıştır 2000 yılın da başlayan Türk şeker özelleştirme süreci 2005 yılında dünya şeker kartellerince yeniden bir strateji raporu hazırlatılmış, Portföyler halinde satışa sunulan şeker sanayin özelleştirme planı sendikamızın azimli mücadelesi ile günümüze kadar gelinmiştir., Öte yandan daha ucuz ama aynı zamanda sağlıksız olan tatlandırıcılara yol verilmiştir. Nişasta bazlı şeker kotası %50 artırıp eksilme yetkisi bakanlar kurulundadır ama bu yetkiyi her seferinde tatlandırıcılar lehine kullanmış bu da pancar ekim alanlarının daralmasına yol açmıştır. Resmi rakamlarla 407000 olan tatlandırıcı üretimi %1-2 lere düşürülebildiği taktirde 3 milyon ton daha fazla şeker pancarı üretimi, daha fazla istihdam daha fazla hayvancılığa destek ve yüksek bir katma değer sağlanacaktır ve tatlandırıcı ham maddesi olan Büyük ihtimal ile genetiği değişmiş mısır ithalatının önüne geçilmiş olacaktır.
Ülkede şeker pancarı kotaya bağlanmıştır. Bunun pek çok sebebi, vardır. Avrupa birliğinin en önemli pancar şekeri üreticisi olan Almanya ve Fransa olası Türkiye ortaklığında bu konuda da Türkiye’yi rakip olarak görmek istemektedirler.2015 ortaklık hesapları yapılırken pancar kotaları düşürülmüş bir Türkiye dolayısı ile ortaklıktan sonra artış yapılamayacağından pancar şekeri üretiminde ikinci kategoride bir ülke konumuna gelecektir.
Ülkemize uzun yıllar şeker kamışından üretilmiş, şekerinin kaçak girişi önlenememiş bu yolla da ürettiğimiz şekerin stoklarda kalmasına sebep olmuş ülke önemli oranda vergi kaybı yaşamıştır. Anlatılan bu olgular tamamen şeker sektörümüzün adeta sonunu hazırlamaya yönelik olduğunu düşünüyoruz.
Fransa’da tatlandırıcı üretilmiyorsa ve Almanya’da nişasta bazlı şeker oranı % 1 lerde ise Bunun sebebi kendi pancar sektörlerini korumak tekellerini sağlamlaştırmak içindir. Fransa’nın özelleştirme yerine kamulaştırma yapılmış, çiftçi birlikleri ile işçi, devlet sektörü ortak yönetmekte aynı zamanda bu sektörü %40 lara kadar sübvanse etmektedir. Dolayısı ile iki, iki buçuk milyon ton şeker ihtiyacı olan Fransa dört milyon ton üretmekte ihtiyaç fazlasını ihraç etmektedir.2002 yılında 170 ton olan şekerin uluslar arası fiyatı şimdilerde 800 dolarları bulduğu düşünülürse işin emniyeti daha da artmaktadır.
Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi Şeker-iş sendikamızın haklı ve kararlı hukuk mücadelesi sonucu bu günlere ertelenebilmiştir. Ancak halen özelleştirme idaresine bağlı olmamız hasebi ile fabrikalarımız gerekli yatırımlarını yapamamakta yenilenmesi gereken birimlere el atılmamakta aynı şekilde kalifiye eleman sıkıntısı giderilememektedir. Bu şekilde sanayimizin adeta zarar edilmesi sağlanmakta ve bunu da özelleştirmeye gerekçe olması hedeflenmektedir.
Pancar tarımına baktığımızda ise Atmosfere daha çok oksijen veren bu ürün diğer tarım ürünlerine göre daha fazla istihdam sağlamakta ve daha fazla verim vermektedir. Ülkenin iklim yapısına fevkalade uyumlu olan pancar tarımı için geniş arazi imkanına sahip bulunmaktayız. Gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı ve soğuk bölgelerimizde yüksek polarlı pancar yetişmektedir. Enerjide büyük ölçüde dışa bağımlı olan ülkemiz, Alternatif enerjide lider olma imkânına sahiptir. Yıllardır dayatılan özelleştirmelerden vazgeçildiği taktirde biyoenerji, biyoetenol gibi ülke ekonomisine büyük katkılar sağlayacak dışa bağımlılığı azaltacak yatırımlar yapılabilir. Bunun örnekleri dünyada mevcuttur Güney Amerika ülkelerinden Brezilya bugün enerjisinin üçte birini şeker kamışında elde edilen yakıtlardan elde etmektedir.
Halkımızın konuya alakadar olması siyasilerimizin destekleri ile Fabrikamızı bu başarısı ile daha ileriki yıllara taşımak hepimize bir görevdir.
24 Parlamento dönemi propaganda dönemi çerçevesinde gerek bizleri ziyaret eden gerekse bizim ziyaret ettiğimiz tüm siyasilerimizin, adaylarımızın konuya ilgileri bizleri memnun etmektedir. Kendilerine teşekkür ediyor desteklerinin devamını diliyoruz”. Muş`un Sesi Gazetesi


