Muş Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şihmus Sinecem, Türkiye’nin özel sektör yatırımlarıyla krizden çıkan 16 ülkeden birisi olduğunu söyledi.
Ceylan Plaza’da düzenlenen Vergi Rekortmenleri Ödül Töreni’nde konuşan MTSO Başkanı Şihmus Sinecem, il ekonomisindeki gelişmeler ve ülke ekonomisindeki büyüme ile ilgili olarak açıklamalarda bulundu. Tüccarın milletin emeğini, üretimini kıymetlendirmek için eline ve zekasına emniyet edilen ve bu emniyete liyakat göstermesi gereken adam olduğunu belirten Şihmus Sinecem, 1 Milyon 300 bin girişimciden oluşan özel sektör yatırımlarının katkısı ile Türkiye’nin krizden çıkan dünyada ilk 16 ülkeden birisi olduğunu hatırlatarak; “Kriz öncesi seviyenin üzerine çıkmış ülkeler arasında ise 12. Sırada olması bizleri onurlandıran bir gelişmedir. Dünya gerçekleri ve ekonomik gelişmeleri ışığında oluşturulacak, ekonomik politikalar ile yeni stratejiler geliştirerek küresel rekabet edilebilir bir özel sektör ihtiyacı vardır. Uluslararası rekabet etme kapasitesini elde etmiş bir özel sektör, ülkemizi de küresel bir güç olmasını sağlayacaktır. Bunu sağlamanın yolu da yerel dinamiklerimizin işlerlik kazanmasından geçmektedir. Ülkemizde ve dünya da Meslek örgütleri, Sivil Toplum Kuruluşları gittikçe büyük önem kazanmakta ve bunların talepleri doğrultusunda politikalar üretilmesi gerekmektedir. Devlet, Sivil Toplum Kuruluşları arasında koordinasyon ve işbirliklerinin artmaya başladığı bu son dönemde, özel sektörün de ihtiyaçları doğrultusunda politikalar üretilmeli ve bunlar artarak devem etmelidir” dedi.
Dünya sıralamasında Türkiye’nin 17. ekonomik güç olduğunu belirten Sinecem sözlerini şöyle sürdürdü; “Ülkemizde yatırımcıya sağlanan imkanlar artıkça, önündeki engeller kalktıkça ve rakibimiz olan ülkeler ile yarışma koşullarımız iyileştikçe, özel sektörümüz ülkemizi çok daha üst sıralara taşıyacaktır. Türkiye ekonomisinde yaşanan bu gelişmeler son iki yılda ilimize de yansımıştır. İlimizde gerçekleşen özel sektör yatırımları ve ihracat rakamları bu yansımanın bir göstergesidir. Muş ili ihracat rakamlarında ve ihracat yapan firma sayılarında artışlar görülmektedir. Muş ili 2009 toplam ihracatı yaklaşık 6 milyon 700 bin dolar iken, 2010 yılı ihracatımız, yaklaşık 16 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu iki yıl arasında İhracatımızdaki artış oranı %238 ‘dir. Tabi bu bizler için son derece sevindirici bir gelişmedir. İhracatımızda yaşanan başka bir gelişme ise 2010 yılında Konfeksiyon ve hazır giyim sektöründe de ilimizin ihracat yapmış olmasıdır. 2011 yılına baktığımızda ocak ayı itibari ile ihracatta yeni bir sektörümüzde, taşıt araçları ve yan sanayi sektöründe ihracat yapıldığını görüyoruz. Muş Ticaret ve Sanayi Odası olarak bizlerde üyelerimizin ihracat yapma kapasitelerini artırmaları kapsamında 2010 yılı içersinde Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı ile beraber Suriye Türk Ürünleri fuarına ilimizden 30 kişilik bir heyet ile bir gezi düzenledik, Yine, 2010 yılında Irak ve Nahçıvan’a ilimizden bir heyet ile Devlet Bakanımız Zafer Çağlayan’ın başkanlığındaki ticari heyet programına katıldık. Ayrıca Erzurum İlinde düzenlenen Gürcistan alım heyeti programına katılım gerçekleşmiştir. Tüm bu girişimler sonucunda ilimizden ileriki zamanlarda değişik sektörlerde, özellikle mobilya, plastik, tekstil ve ayakkabı sektörlerinden de ihracat yapılacağına inanıyoruz. Odamız tarafından Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Merkezine sunmuş olduğumuz projemiz ile ilimizden tarım makineleri ve süt ürünleri üretimi yapan toplam 16 firmamıza dış ticaret eğitimi ve yurtdışı fuarlara katılımlarını gerçekleştireceğiz. Bu projemiz ile ilimizde önemli bir üretim konusu olan tarım makinelerin da ihracat yapan firma sayımızı da inşallah arttıracaktır. Ayrıca, İlimiz de faaliyette olan süt ve süt ürünleri imalatçılarının da bu proje ile ihracat yapma kapasiteleri arttırılacaktır. 2011 yılının, İlimizde sanayi alanında yapılan yatırımların meyvelerini almaya başladığımız bir yıl olmasının temenni ediyorum.”
Kalifiye eleman ihtiyacını karşılamak için açılan mesleki eğitim kursları ile ilgili olarak katılımcılara bilgiler veren Sinecem; “Sanayicilerimiz için önemli bir sorun olan kalifiye eleman ihtiyacının karşılanması için açılan mesleki eğitim kursları bu önemli sorunun çözümüne katkı sağlamıştır. Oda olarak bizimde, Muş Valiliğince yürütülen SODES projemiz kapsamında, Mobilya ve Makine otomasyonu alanında kursumuz Mart ayı itibari ile başlayacaktır. Ayrıca, TOBB, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve TOBB-ETÜ üniversitesi işbirliği ile imzalanan protokol ile 81 ilde Uzmanlaşmış Mesleki Eğitim Merkezleri (UMEM) kurulmuştur. UMEM kapsamında da ilimizde işverenlerimizin talepleri doğrultusunda 7 alanda kurs açılmış ve 105 kursiyer kurslara başlamıştır. İşverenlerimizin talepleri doğrultusunda yeni kurslar da açılmaya devam edecektir. Bu kursları başarı ile tamamlayanların, talepte bulunan firmalar tarafından istihdam edilmeleri sağlanacaktır. UMEM projesi 5 yıl sürecek bir projedir. Bu proje sonunda Türkiye genelinde 1 Milyon işsizin meslek sahibi olarak istihdam edilmeleri hedeflenmektedir. Tüm bu çalışmaların, başlayan yatırımların devam etmesine ve yeni yatırımların yapılmasına katkı sağlayacağı inancındayız. Ayrıca Muş’ta, önümüzdeki dönemde Turizm alnında da yatırımların yapılacağına inanıyoruz. Yapılacak tesisler için, ücretsiz arsa tahsisi konusunda Milli Emlak Müdürlüğümüzce otel yatırımlarına uygun hazine arazilerinin tespit edilerek yatırımcılarımıza rehber olmaları konusunda gerekli çalışmanın yapılması gerektiğine inanıyoruz. Çünkü bu konuda talepler vardır. Bu taleplerin karşılanması açısından ilimizin kaynaklarının bilinmesi gerekmektedir” diye konuştu.
Tarım ve hayvan ürünlerinde bugün Türkiye’nin ithalat yapan bir ülke konumuna geldiğini söyleyen Sinecem açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Özellikle tarım, hayvancılık ve tarıma dayalı sanayinin desteklenerek, ülkemizin bu alanda yapmış olduğu ithalatın önüne geçilmeli ve dışa bağımlılıktan kurtarılmalıdır. Ülkemizde son 30 yıldır uygulanan yanlış politikalar ile hayvancılığımız ve tarımımız bitme noktasına gelmiştir. Bu politikalar ile üretim yapmayan bir toplum haline getirildik. Tarım ve hayvancılıkta bizler son otuz yılı hep hazırı tüketmekle geçirdik. Tarım ürünleri ithalinde son yıllarda yaşanan artış ile tarım potansiyeli yüksek olan bölgelerimizin ekonomisini maalesef olumsuz bir şekilde etkilemiştir. Ayrıca, Türkiye’nin bugün et ithal eder duruma gelmiş olması, hayvancılığın en önemli merkezlerinden biri olan Muş’ta da, hayvancılığın bitme noktasına geldiğinin bir göstergesidir. Bu sorunu derinden yaşayan bir ilin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı olarak, 2010 yılında yapmış olduğumuz açıklamalarımızda da tarım ve hayvancılığımızın yaşadığı bu acı tabloya değinmiştik. Muş’ta ve diğer bölge illerinde tarım ve hayvancılık ekonominin can damarıdır. Tarım ve Hayvancılıkta verimi artırmaya yönelik alt yapı çalışmaları da bir an evvel tamamlanmalıdır. Sayın Başbakanımızın 18 Aralık’ta ilimize yapmış olduğu ziyarette bizlere bir müjde vermiştir. Alparslan II Barajının 2011 yılı itibari ile inşaatının başlayacağı sözünü vermiş olması ve bununla eş zamanlı olarak Muş ovasının sulama alt yapısının yapılacak olması ilimiz ve Ülkemiz ekonomisine büyük bir kazanç sağlayacaktır. Evet, bu ve bunun gibi alt yapıların tamamlanması ile tekrar bölge olarak Tarım ve Hayvancılıkta lider konuma gelebiliriz. Tarımsal sanayinin gelişmesi sağlanabilir ise, İlimizde ve bölgemizde çok önemli İstihdam imkanları doğacaktır. Tarıma dayalı sanayi ve gıda sanayinin geliştirilmesi hususunda da gerekenler yapılması halinde inanın Doğu Anadolu Bölgesinde sanayi alanında çok daha büyük bir ilerleme kaydedilecektir.”
Devletin üzerine düşen görevleri yapabilmesi için doğal olarak ülke toprakları üzerinde yaşayanlardan belli kıstaslara göre vergi toplamak zorunda olduğunu hatırlatan Sinecem şöyle konuştu; “Demokrasinin gelişmiş olduğu ülkelere bakıldığında, devlete karşı ilk demokratik hareketlerin vergi ile ilgili olduğu görülür. Tarihteki ilk demokrasi belgesi olan 1215 tarihli Magna Carta İngiliz Kralı ile İngiliz toplumu arasında haraçların ve vergilerin belli bir düzene bağlanmasını sağlamıştır. Tarihteki devlet ve toplum çatışmalarının, anayasal ve yasal düzenlemelerin temelini iktisadi durum ve vergi oluşturmaktadır. Keza diğer Avrupa ülkelerinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nin anayasalarında vergi ile ilgili düzenlemeler önemli yer tutmaktadır. Çünkü demokrasinin en önemli unsuru vergidir. Gelişmiş demokrasilerde vergi kaçırmanın cezası da büyüktür, en önemlisi toplum gözünde utanç verici ve onursuz bir suçtur. O nedenle devlet kayıt dışı ekonomiyle mücadele etmekte ve vergi sistemi kurulurken mümkün olduğunca halk kitleleri arasında adaletli davranılmaktadır. Gelişmiş toplumlarda herkes güçlü ve kalıcı bir devletin ve sağlam bir demokrasinin ancak, istikrarlı ve adaletli bir vergi sistemiyle olabileceğinin bilincindedir. Gelelim ülkemize; Devlet vergi mükelleflerinin sayısını arttırmak yerine vergiyi mevcut mükelleflerin sırtına yüklemektedir. Vergi yükü de diğer gelişmiş demokratik ülkelerin seviyesinin kat kat üzerindendir. Bu durum kayıt dışı ekonominin büyümesini de körüklemektedir. Vergi oranları düşük olsa kayıt içine alınabilecek unsurlar, vergi oranlarının yüksekliği nedeniyle bundan kaçınmaktadır. Devlet, doğrudan vergiler yerine dolaylı vergilere ağırlık vermektedir. Bunun sonucu olarak gelir bölüşümü adaletsizliği yaratılmaktadır.”
Şark Telgraf Gazetesi


