Lale Kadın Derneği (LAKADER) kadınlara şiddete değindi. Lale Kadın Derneği Başkanı Gaye Mergen, kadınların dörtte birinin şiddete maruz kaldığını belirtti. Mergen yaptığı açıklamada: “Küçük yaşta evlendirme ve töre cinayetlerinin bir türlü önüne geçilemiyor. Kadının mal olarak sahiplenilmesi sonucu pek çok cinayet işlenmektedir. Sosyal ve siyasal yaşama kadının aktif katılımı çok düşük düzeyde. Hala kadın milletvekili oranımız %10’ları geçememekte. Karar mekanizmalarında kadın temsili çok az. Bizler artık daha somut adımlar atarak, sorunları genel olarak ele almak yerine, tek tek mercek altına alıp çözmeliyiz. İstemek yerine almak için çaba harcamalıyız. Dünyanın dört bir tarafında olduğu gibi Türkiye de de yüz binlerce kadının insan hakları her gün ihlal edilmektedir. Tahminlere göre, ülkedeki kadınların en az üçte birinden yarısına kadarı aile içi fiziksel şiddete maruz kalmaktadır. Bu kadınlar dövülmekte, tecavüze uğramakta ve hatta bazı durumlarda öldürülmekte ya da intihara zorlanmaktadır. Genç kızlar takas edilmekte ve küçük yaşta evlenmeye zorlanmaktadır. Kadınlara yönelik şiddet, kadınların ve kızların insan haklarının ihlalidir; maddi ve manevi bütünlük hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, ifade özgürlüğü ve evleneceği kişiyi seçme hakkı gibi hakları ihlal eder. Şiddet, işkenceye, zalimane, insanlık dışı ve onur kırıcı muameleye kadar varan hareketlere yol açabilir ve uç vakalarda yaşam hakkını ihlal edebilir. Kadınlara yönelik şiddet, sağlık ve çalışma hakkı gibi temel hak ve özgürlüklerden tam olarak yararlanmayı engeller.
Kadınlara yönelik şiddetin tanımı: Birleşmiş Milletler Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi kadınlara yönelik şiddeti; “ister kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel veya psikolojik acı veya ıstırap veren veya verebilecek olan cinsiyete dayanan bir eylem veya bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyŞ olarak özgürlükten yoksun bırakma” (1. madde) şeklinde tanımlamaktadır. Bu tanımın son yorumlamalarına “kurbanı ekonomik ihtiyaçlardan yoksun bırakmak” da dahil edilmiştir. Kadınlara Yönelik Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi ne göre, kadınlara yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, “bir kadına sırf kadın olduğu için yöneltilen ya da oransız bir şekilde kadınları etkileyen” şiddettir. Bildirge, önsözünde kadınlara yönelik şiddeti, “erkekler ve kadınlar arasındaki eşitlikçi olmayan güç ilişkilerinin tarihsel bir göstergesi” ve “erkeklerle karşılaştırıldığında kadınları zorla bağımlı bir konuma sokmanın çok önemli toplumsal mekanizmalarından biri” olarak tanımlamaktadır. Dünya Sağlık Örgütü eşlerin uyguladığı şiddeti, yakın bir ilişkide fiziksel, psikolojik ya da cinsel hasara yol açan her tür davranış olarak tanımlamıştır. Bunların içinde aşağıdakiler de yer almaktadır: Tokat atma, vurma, tekmeleme ve dövme gibi fiziksel saldırı fiilleri. Sindirme, sürekli küçük düşürme ve aşağılama gibi psikolojik taciz. Cinsel ilişkiye zorlama ve öteki cinsel zor kullanma biçimleri. Bir kimseyi ailesinden ve arkadaşlarından uzaklaştırma, hareketlerini gözleme ve bilgi ya da yardıma ulaşmasını kısıtlama gibi çeşitli kontrol edici davranışlar” dedi.
TÜRKİYE DE DURUM
Mergen açıklamasında: “Tüm kadınların yüzde 25 i Fiziksel şiddete uğruyor. Şiddete uğrayan kadınların yüzde 75 i eşi tarafından şiddete uğruyor. Şiddete uğrayan erkeklerin yüzde 75 i aile dışından gelen şiddete uğruyor. Cinayet sonucu ölen kadınların yüzde 40-70 eşi tarafından öldürülüyor. Tecavüze uğrayanların yüzde 50 si 18 yaş altında ve bunlardan yüzde 10 erkek çocuk gerisi kız çocuktur. Her 4 kız çocuktan biri cinsel şiddete uğruyor. Daha çok 7-9 yaş arası çocuklar cinsel şiddete uğruyor. 5-10 yaş arası çocukların yüzde 55 i ensest mağdurudur. 10-16 yaş arası çocukların yüzde 40 ensest mağdurudur. Cinsel saldırganların yüzde 75 i tanıdık biridir. Ensest olaylarında faillerin yüzde 50 si öz baba ve sırasıyla amcalar enişteler, ağabeyler, dedeler ve dayılardır. Acil yardım hattını arayan kadınlardan yüzde 57 si fiziksel şiddete, yüzde 46,9 u cinsel şiddete, yüzde 14,6 sı enseste ve yüzde 8,6 sı tecavüze maruz kalmıştır. 1995 te başkent Ankara daki gecekondularda yaşayan kadınlar arasında yapılan bir araştırma, kadınların yüzde 97 sinin kocalarının saldırısına uğradığını ortaya koymuştur. 1996 da orta ve yüksek gelir gruplarında yer alan ailelerle yapılan bir araştırmada, soruların başlangıcında kadınların % 23 ü kocalarının kendilerine karşı şiddet kullandığını söylemiş, fakat belirli şiddet tipleriyle ilgili sorular sorulduğunda bu oran yüzde 71 e yükselmiştir. Başka bir araştırma, kadınların % 58 inin yalnızca kocalarından, nişanlılarından, erkek arkadaşlarından ve erkek kardeşlerinden değil, kadın akrabalar da dahil olmak üzere kocalarının ailesinden de aile içi şiddete maruz kaldığını tahmin etmektedir. Bir grup orta ve üst sınıf kadının yüzde 63,5 unun cinsel tacizin bir türüne maruz kaldığı bulgusuna ulaşılmıştır. Bir araştırmaya göre, şiddet sonucu ölen 40 kadından 34 ü evde ölmüş, 20 si asılmış ya da zehirlenmiş, 20 sinde öldürüldüklerine dair kesin belirtiler görülmüş ve 10 u da ölmeden önce aile içi şiddete maruz kalmıştır. Türkiye nin kuzeybatısında yer alan Bursa şehrindeki halk sağlığı merkezlerinde yapılan bir araştırma, kadınların % 59 unun şiddet kurbanı olduğunu ortaya koymuştur. Mor Çatı nın 1990 ile 1996 yılları arasında bin 259 kadın arasında yürüttüğü bir araştırma, kadınların yüzde 88,2 sinin bir şiddet ortamında yaşadığını ve % 68 inin kocaları tarafından dövüldüğünü göstermiştir. Ankara da yapılan başka bir kadın araştırmasına göre, kadınların yüzde 64 ü kocalarından, yüzde 12 si ayrıldıkları kocalarından, yüzde 8 i birlikte yaşadığı erkeklerden ve yüzde 2 si de kocalarının ailesinden şiddet görmektedir. Yüzde 60 ı, kocalarının kendilerine tecavüzüne maruz kalmaktadır” dedi. Muş Ovası Gazetesi


