TBMM Genel Kurulunda Sayıştay Kanunu teklifinin üçüncü bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak maddelerine geçildi.
Üçüncü bölüm üzerinde BDP Grubu adına söz alan Muş Milletvekili Nuri Yaman, mevcut Sayıştay Kanunu’nun eksik yönlerinin bu teklifle giderilme şansının yitirildiğini savundu. Yaman; “Açıkça ifade etmem gerekirse bu yeni Sayıştay Kanunu Teklifi eski kanunun eleştirilen pek çok yönünü düzeltme şansını ne yazık ki kaçırmış ve kullanamamıştır. Yeni teklifin performans denetimi konusundaki yaklaşımları ve düzenlemeleri ise deyim yerindeyse ilgili çevrelerce bir şok etkisi yaratılmıştır. Öncelikle performans denetimiyle ilgili bazı hatırlatmaları yapma ihtiyacı duymaktayım. INTOSAI Performans Denetimi Uygulama Rehberine göre performans denetimi, devlet faaliyetleri, programları veya organizasyonlarının verimliliğinin ve etkinliğinin ekonomik ve iyileştirmelere yol açma amacı gözetilerek bağımsız bir biçimde incelenmesi demektir. Performans denetiminin amacı da hesap verme sorumluluğunu geliştirmek, kurum faaliyetlerinin performansının geliştirilmesini desteklemek, idari ve mali reformları teşvik ederek Parlamentoya ve kamuoyuna objektif performans bilgisini de sunmaktır” dedi.
“Performans denetiminin Türkiye’deki pratiğine baktığımızda da 832 sayılı Kanun’un 1996 yılındaki değişikliği ile bu konuda denetime tabi tutulan kurum ve kuruluşların kaynaklarının verimli, etkin ve tutumlu kullanılıp kullanılmadıklarını denetleyerek denetim sonuçlarını Türkiye Büyük Millet Meclisine raporlarla sunma görevi yetkisi verilmesi sağlanmıştı” diyen Yaman sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu kapsamda, Sayıştay tarafından bugüne kadar 15 performans denetimi çalışması tamamlanmış, 2 pilot çalışma hariç tamamı Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştur. 6 performans denetim çalışması da hâlen devam etmektedir. Sayıştayın on dört yıllık performans denetimi uygulaması bugüne değin uluslararası uygulamalarda da tam bir uyum içinde yürütülmüşken bugün bundan vazgeçilmesi, burada dile getirildiği gibi, birçok hatibin değindiği gibi, büyük bir eksiklik olarak Grubumuz tarafından da karşılanmaktadır. Denetimin her aşamasında yönetimin onayı alınmakta, önemli her gelişme hakkında yönetime anında haber verilmekte ve yönetim uygun görüşü doğrultusunda da hareket edilmesi bu şekilde sağlanmıştı. Oysa yeni teklifle öngörülen performans denetim modeli kamu idaresini kendisi tarafından yapılan performans ölçme işleminin Sayıştay tarafından yeniden yapılmasına dayandırılmaktadır. Yeni teklif bununla da yetinmemekte, ülkemizde ve dünyada bir ilki gerçekleştirerek “Sayıştay tarafından yerindelik denetimi yapılamaz, idarenin takdir yetkisini sınırlayacak ve ortadan kaldıracak karar alınamaz.” hükmünü de hayata geçirmiştir. Bu da, önemli bir eksiklik olarak tarafımızdan değerlendirilmektedir. Değerli arkadaşlar, kanuna hüküm konularak “Performans denetimi şöyle yapılsın, böyle yapılsın.” demek eşyanın da tabiatına aykırı bir durumdur çünkü denetim rasyonel bir faaliyettir. Denetimin nasıl yapılacağı denetim standartlarında ve rehberlerinde yazılıdır. Yani söz konusu sürece ve etkinliklere denetçilerin müdahalesi son derece sınırlıdır.”
Sayıştay performans denetiminin ülkenin yüzünü ağartan bir birikim olduğunu dile getiren Yaman; “Teklifin bu hâliyle “performans denetimi” adı altında performans denetimiyle hiçbir bağı olmayan bir faaliyeti düzenlerken, gerçekte ise performans denetimi faaliyetlerine son vermektedir. Hepimiz bilmekteyiz ki, on dört yıllık Sayıştay performansı denetimi ve birikimi ülkemizin yüzünü ağartan bir birikimdir ancak görünen o ki bu birikim küçük hesaplara bugün feda edilerek bundan vazgeçilmiştir. Yine, bu konu teklif hazırlanırken meslek mensuplarının, sivil toplum örgütlerinin ve Sayıştay Denetçi Derneğinin görüşlerine hiç önem verilmemiş, bu konuda birikimlerinden de yararlanılmamıştır. Öncelikle Sayıştay üyeliği süresinin on iki yıl olarak sınırlandırılması, Sayıştay üyeliği seçim sürecine tüm meslek mensuplarının dâhil edilmesi, denetçinin doğrudan temyiz talebinde bulunabilmesi, “Performans denetimleri mali ve hukuki sonuç doğurmaz.” hükmünün kaldırılması, meslek mensupları için mesleki kıdem esasının getirilmesi, en üst meslek unvanının uzman denetçi yerine başdenetçi olarak değiştirilmesi gibi temel isteklerinin de değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Değerli arkadaşlar, bu yasayla ilgili önemli bir konu da silahlı kuvvetlerin askerî harcamalar ve denetimleri konusunda sivil iradeye hesap vermeye yanaşmaması ve askerî harcamaların ülkenin en önemli gider kalemlerinden birisini teşkil etmesine rağmen kapsam dışında kalmasıdır. Askerî harcamaların bu örtülü harcamalarla birlikte Millî Eğitim Bütçesinden daha fazla olduğunu hepinizin bilgisine sunmak isterim. AB’ye uyum çerçevesinde Hükûmetin önündeki çözüm bekleyen problemlerden biri de bu sürecin gizlilikten çıkarılması konusundaki her yıl yinelenen tutumudur. Nitekim, 2002 yılından beri Avrupa Birliği ilerleme raporlarında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin denetim dışılığı ve şeffaf olmaması konusu her zaman söz konusu edilip bugüne kadar taşınmıştır. Yasanın Silahlı Kuvvetler bütçesi ve harcamaları üzerindeki denetiminin güçlendirilmesiyle ilgili olarak hiçbir ilerleme kaydedilmemiştir. Askerî harcamaların denetimi konusunda harcama sonrası dış denetim, Anayasa’ya göre Sayıştay tarafından yapılabilmektedir. Ancak bu denetim, muhasebe kayıtlarına dayanmaktadır ve masabaşı incelemeleri şeklinde yürütülmektedir. Denetçilerin yerinde inceleme yapmasına bugüne kadar izin verilmemektedir” şeklinde konuştu.
Şark Telgraf Gazetesi


