Cumhuriyetin 87’nci yıldönümü düzenlenecek çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde 1923 yılında ilan edilen Cumhuriyet, bugün düzenlenecek etkinliklerle 87 yaşına giriyor.
Cumhuriyet Bayramı kutlama programı çerçevesinde dün saat 13.00’de Valilik binası önündeki Atatürk Anıtına çelenkler konuldu. Resmi kurum ve kuruluş temsilcilerinin çelenklerin sunulması, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile start alan Cumhuriyet Bayramı kutlamaları bugün çeşitli etkinliklerle devam edecek. Bugün saat 09.00 – 09.30 arasında Vali Erdoğan Bektaş makamında kutlamaları kabul edecek. Cumhuriyet Bayramı daha sonra Muş Eğitim Fakültesi önündeki alanda çeşitli etkinliklerle devam edecek.
Vali Erdoğan Bektaş, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Yavuz Selim Kahveci ve Belediye Başkanı Necmettin Dede tören alanında öğrencilerin ve halkın bayramını kutlayacak. Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla okullarda düzenlenen şiir ve kompozisyon dallarında dereceye giren öğrenciler şiir ve kompozisyonları okuyacaklar. Kutlama programında günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapılacak. Halk Eğitim Merkezi folklor ekibinin gösterisinin yapılacağı programda, çeşitli yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödüllerin verilmesinden sonra tören geçişinin yapılacağı bildirildi.
Vali Erdoğan Bektaş’ın akşam Kültür Merkezi’nde vereceği resepsiyondan sonra Cumhuriyet Bayramı kutlamaları tamamlanacak.
Ulu Önder’in Yaklaşık Üç Çeyrek Asır Evvel Cumhuriyet İçin Söyledikleri, Bugün Hala Bazı Batı Ülkelerin Elde Etmeye Çalıştıkları Düşüncelerdir
Cumhuriyet, ulusun vatan ve hukuka sevgisi ve içten bağlılığı ile yaşatılmalıdır. Bu nedenle cumhuriyete hayat veren damarların başında demokrasi gelir. Gerçek cumhuriyet rejimlerinde sistemin demokrasi ile olan ilişkisi çok önemlidir. Çünkü iç ve dış tehlikelere karşı cumhuriyet kendisini sert ve katı bir şekilde ama demokrasinin gerekleri içinde koruyacaktır. Bunların dışına çıkılmaması gereklidir, aksi taktirde demokrasi ile cumhuriyet arasında kopukluk başlar. Bundan da en büyük zararı cumhuriyet rejimi görür. Onun için cumhuriyet yöneticileri daima uyanık ve gözleyici durumda olacaklardır.
Atatürk, kurmuş olduğu genç Türk Devletinin yapısını 29 Ekim 1923 tarihinde cumhuriyetin temelleri üzerine oturturken, en kısa zaman da bunun gereği olan demokrasiye geçileceğini öngörüyordu. O da siyasi alanda demokrasinin çok partili sistemle gerçekleşeceğinin bilincindeydi.
Atatürk’ün zamanımızdan yaklaşık üççeyrek asır evvel cumhuriyet için söyledikleri, bugün hala bazı batı ülkelerin elde etmeye çalıştıkları düşüncelerdir. O söylediklerini bilimsel bir temel üzerine oturtmamış olsaydı, bu kadar zaman sonra düşünceleri hala güncelliğini koruyabilir miydi? Atatürk sadece bilgili bir asker, uzak görüşlü bir devlet adamı değil aynı zamanda gerçek bir düşünürdü. Ayrıca sadece düşünce üretmekle kalmamış, bu düşünceleri gerçekleştirerek, üçüncü dünya ülkelerine bağımsızlığın ve kurtuluşun yolunu da göstermiştir. Bugün bağımsızlık savaşı veren pek çok ülkede Atatürk adı hala bir bayrak gibi dalgalanıyorsa nedenini burada aramak doğru olur.
29 Ekim 1923 günü ilan edilen cumhuriyetin alt yapısını Atatürk aşama aşama nasıl hazırlamıştı?
Cumhuriyet laik bir sistem üzerine kurulacaktı. Yani cumhuriyet idaresinde ne halifeye ne de onun kalıntılarına yer vardı. Cumhuriyeti adaletli bir adalet sistemi koruyacaktı. Cumhuriyetin genç kuşakları çağ dışı kara kafalılar tarafından değil, aydın bağımsızlık ve hürriyetin değerini bilen aydın kafalı öğretmenler tarafından yetiştirilecektir. İmparatorluktan kalan mantık dışı ne varsa hepsi kaldırılacak, cumhuriyetin temelini müspet ilim oluşturacaktır. Cumhuriyetin yalnızca kanunlar ile devlet zoru ile ve yasaklarla korunamayacağının bilincinde olan Atatürk, onun gerçek değerini anlayabileceğini söyleyebilmiştir. Geçen zaman içerisindeki olaylar bu ileri görüşlü devlet adamının ve düşünürünün ne denli haklı olduğunu göstermiştir.
Bilgisiz ve bilinçsiz bir halk topluluğunun ulus olma hakkına sahip olamayacağını vurgulayan Atatürk, ulusun bilinçlendiği oranda hak ve hukukuna sahip çıkacağını biliyordu. Bu nedenle eğitim ve kültüre çok önem vermiştir. Onun, bir bakıma kültürü, cumhuriyetin temellerinden biri olarak görmesindeki neden budur.
Atatürk’e göre sadece cumhuriyete sahip olmak yeterli değildir. Ona layık olmak da gereklidir. Bunun içinde gereken yol gene eğitimden geçiyordu.
Hürriyet ve bağımsızlığın kıymetini, erdemli ve özverili, çağdaş eğitim almış olan gençler, savaş alanlarında bu uğurda şehit düşen askerlerden çok daha iyi bilebilirlerdi Bağımsızlık; hürriyet, cumhuriyet bundan böyle savaşarak değil, bunları değeri bilinerek korunacaktı. Onun için kılıçla elde edilen zaferler, siyasi, ekonomik, kültürel zaferlerle taçlandırılmalıydı.
Şark Telgraf Gazetesi


