Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Ahmet Türk, Şanlıurfa’da yapılan operasyonda Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) üyelerinin gözaltına alınmasının sürecin sağlıklı gelişmesine zarar vereceğini söyledi.
DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk, Bulanık ilçesinde düzenlenecek barış törenlerine katılmak üzere Muş’a geldi. Anadolujet’in Ankara-Muş seferini yapan tarifeli uçakla Muş’a gelen Ahmet Türk ilk olarak BDP Muş İl Başkanlığı’nı ziyaret etti. Burada gazetecilere açıklamalarda bulunan Ahmet Türk, Kürt sorunun güvenlik mantığıyla çözülemeyeceğini söyledi. Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözüleceğinin kaçınılmaz olduğunu belirten Türk, 30 yıldır inkar ve imha politikası uygulandığını iddia etti. İnkar ve imha mantığının değiştiğini vurgulayan Türk, bu dönemde Kürt sorununu bütün boyutlarıyla gören ve sorunun çözümünü gerçekleştirecek demokratik bir yaklaşım ortaya çıkmasını umut ettiklerini ifade etti.
Dünyanın Hiçbir Yerinde Barış Tek Taraflı Oluşmamıştır
Devlet ve hükümetin doğru yaklaşım götürmesinin eylemsizlik sürecinin uzun bir sürece yayılacağı konusunda verilen mesajların açık olduğunu dile getiren Türk, Kürt halkını tatmin edecek adımların atılması gerektiğini belirterek; “Şimdi yeniden bu dönemde ateşkesle birlikte bir eylemsizlik sürecinin geliştiğini ve bir ay içinde bu eylemsizlik sürecinin devam edeceği, eğer demokratik bir sürece dönüştürülmesi konusunda devlet ve hükümet doğru bir yaklaşım götürürse bu eylemsizlik sürecinin uzun bir sürece yayılacağı konusundaki mesajlar da çok açıktır. Önemli olan Kürt halkını tatmin edecek adımların atılmasıdır. Kürtlerin güveneceği bir sürecin başlatılmasıdır. Dünyanın hiçbir yerinde barış tek taraflı oluşmamıştır. İki tarafında barışı isteyen bir yaklaşık biçimini ortaya koyması lazım. Bugün dünyadaki örneklerine baktığımız zaman barış için mutlaka bir altyapı oluşturulmuştur, diyalog oluşturulmuştur, görüşmeler sağlanmıştır ve görüşmeler sonucunda barışçıl bir sürecin gelişmesinin önü açılmıştır. Tabii ki bizim istediğimiz de güven verici adımların atılmasıdır. Biz inanacağız, halkımız inanacak, güven duyacağız, mücadelemiz güven duyacak. Biz bunları görmediğimiz zaman barışın kolay olmayacağını da görüyoruz. Çünkü barış güven üzerine kurulur. Yine kucaklayıcı bir politikanın ortaya çıkarılmasıyla barış gelişebilir, filizlenir diye düşünüyoruz” dedi.
Barışı Ertelemek Acıların Yaşanması Anlamına Geliyor
Sürecin herkesin doğru bir şekilde işlemesi konusunda katkı sunacağına inandığını söyleyen Türk sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu sürecin gerçekten herkesin doğru bir şekilde işlemesi konusunda katkı sunacağına inanıyorum. Çünkü artık ertelemenin hiç kimseye yarar getirmeyeceğini görüyoruz. Barışı ertelemek, görmemezlikten gelmek, biraz daha acıların yaşanması anlamına geliyor. Tasfiye anlayışının da artık bu ülkede para etmeyeceğini, yararının olmayacağını da herkesin görmesi gerekir. İnanıyorum ki bu mantığın da bugün boş olduğunu, bu mantıkla hareket edenlerin başarılı olamayacağı da görülmüştür. Bu nedenle gerçekten Türkiye’yi demokratikleştiren, Kürt halkının taleplerini esas alan ve bu ülkenin yurttaşlarını kucaklaştıran, diliyle, kimliğiyle özgürce kendini ifade edebildiği, sosyal, ekonomik, politik ve kültürel anlamda halkımızın yönetime katıldığı yeni bir demokratik anlayışın gelişmesi için çaba göstereceğiz. Bu süreci yakalayacağımıza inanıyorum. Bu umutlarla geleceğe bakıyoruz.”
Gözaltına Alınmalar Sürecin Sağlıklı Gelişmesine Zarar Verir
Gazetecilerin KCK operasyonunda BDP’lilerin gözaltına alınmasıyla ilgili sorusunu da cevaplandıran Türk; “Barışçıl sürecin gelişmesinin önünü tıkayan mantıkların devreye girdiğini görüyoruz. Biz tam tersine demokratik bir Türkiye, insanların fikir ve düşüncelerinden dolayı gözaltına alınmayacağı, herkesin özgürce tartışabileceği bir Türkiye’nin özlemini ve çalışmalarını yaparken bugün Şanlıurfa’da, Adıyaman’da arkadaşlarımızın gözaltına alınması, tutuklanması elbette ki sürecin sağlıklı gelişmesine büyük bir zarar olur. Duyguların kırılması ve güvenin sarsılması için önemli bir operasyon olarak değerlendiriyoruz. Bugün tabii ki sorduğunuz zaman ‘bizim değil yargının işidir’ diyorlar. O yargıyı da gördük. 101 muvazzaf ve emekli subay gözaltına alındığı zaman bir hafta karar verilmedi, bir hafta anlaşma sonucunda 101 kişinin gözaltından bırakıldığını biliyoruz. Kürt sorunu bence Ergenekon sorunundan daha önemli ve Kürt sorunun çözümü noktası Türkiye’nin barışını getirecek. Ama bugün biz bu insanlarımızın tutuklanması karşısında tepkimizi gösterirken, hükümet duyarsız kalırken, yargının işidir demekle kendini sıyıramaz. Çünkü dün yaşadık. 101 subayın bir hafta karar verilmeden o dosyaların tutulduğu, bir müzakere sonucunda bunların serbest bırakıldığını bütün Türkiye biliyor. Şimdi ise bu sürece zarar verecek davranışları engellemek de hükümetin ve yarının görevidir. Umut ediyoruz ki herkes bu yanlışlıklardan kendini kurtarır ve gerçekten demokratik bir Türkiye’nin altyapısını hazırlamaya çalışır” şeklinde konuştu.
Şark Telgraf Gazetesi


