Eğitim Sen Muş Şube Başkanlığı Yönetim Kurulu tarafından yapılan yazılı basın açıklamasında eğitim sistemi eleştirildi. Öğretmen mesleğinin gidererek değersizleştiğini ifade eden Eğitim Sen açıklamasında eğitim sisteminin bir enkaz haline geldiğini iddia etti.
2010-2011 eğitim ve öğretim yılı raporunda işsiz öğretmenlerin sayısına da değinen Eğitim Sen Yönetim Kurulu tarafından yazılı basın açıklamasında, “2010 – 2011 eğitim ve öğretim yılı daha başlamadan eğitim sistemimizin omurgası haline getirilen sınav sisteminde yaşanan gelişmeler eğitim sistemimizdeki çürümüşlüğü gözler önüne sermiştir. KPSS ile başlayarak tüm sınavlara yayılan kopya şaibesi sadece ilgili kurumları değil bir bütün olarak eğitim sistemini sorgulamamızı gerektirmektedir. Bu anlamıyla sorun sınava endeksli eğitim politikaları ve sınavları merkeze alan bir eğitim sisteminin oluşturulmuş olmasıdır. Öyle ki eğitim sistemimizin omurgası haline getirilen sınav sisteminin KPSS’de yaşanan son gelişmelerde de görüldüğü gibi eğitim sistemini çökme noktasına getirdiği görülmüştür. Çöken sistemin altında öğrencilerimizin geleceği kalmıştır” denildi.
BEKLENEN SORUNLAR
Eğitim Sen Muş Şube Başkanlığı eğitim ve öğretim yılında beklenen başlıca sorunları şu şekilde sıraladı: Öğretmenlik mesleği giderek değersizleştirilmiştir. Öğretmen açıkları giderilmemiş, sayıları 400 bini bulan işsiz öğretmenlerin atamaları yapılmadığı gibi, mevcut öğretmen açıkları, sayılarının yüz bini aştığını tahmin ettiğimiz ücretli ve vekil öğretmenler aracılığıyla kapatılmaya çalışılmaktadır. Öğretmen açığı evrensel ve bilimsel kriterlere göre hesaplanmamaktadır. Eğitim kamusal hak olmaktan çıkmış paralı hale getirilmiştir. 2010 – 2011 eğitim ve öğretim yılının ekonomik yükü yine velilerin omuzlarına yüklenmiştir. Okullar açılırken okulların fiziksel sorunları giderilmemiştir. Türkiye’de okul ve derslik sayısı öğrenci sayısına paralel olarak ve ihtiyaca yanıt veren düzeyde değildir. Okulların üçte ikisinde ikili eğitim yapılmakta, birleştirilmiş eğitim ve taşımalı eğitim uygulamaları sürmektedir. Ders kitaplarının ücretsiz dağıtımı, AKP’nin rant dağıtım aracına dönüşmüştür. Kalabalık sınıflarda eğitim hem öğretmenler hem de öğrenciler açısından önemli bir sorun olmayı sürdürmektedir. Okulların fiziki yapı ve donanım açısından yaşadığı eksiklikler sağlıklı bir eğitim hizmetinin verilmesini güçleştiren önemli bir unsurdur. İlköğretimde okullaşma oranı %98’ler düzeyindedir. Ortaöğretimde ise okullaşma oranının %60’lar civarında kalması düşündürücüdür. Okula gitmeyenlerin önemli bir bölümünü kız çocukları oluşturmaktadır. Türkiye’de 8 milyonun üzerinde engelli vardır. Türkiye nüfusunun yaklaşık % 12’sini oluşturan engellilerin eğitim hakkından yeterince faydalanabildiklerini söylemek mümkün değildir. Sayıları 1 milyonu bulan 4-18 yaş arasındaki engelli çocukların ancak 30.000 kadarı eğitim hakkından yararlanabilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Danıştay’ın kararlarına rağmen zorunlu din dersi uygulamasının değişimi ile ilgili herhangi bir somut adım atılmamıştır. Bireylerin kendi anadillerinde eğitim görme hakkı önündeki engeller sürmektedir. Eğitim ve bilim emekçilerinin ekonomik, demokratik, sosyal ve özlük haklarında kayda değer bir iyileştirme yapılmamıştır. Eğitimde eşitsizlik ve adaletsizliğin en önemli göstergelerinden birisi olarak bölgeler ve iller arası gelir dağılımındaki eşitsizlik devam etmektedir. Ekonomik imkânların kısıtlılığı, çocuğun okula devamını engelleyen en önemli faktördür. Genel liselerin Anadolu liselerine dönüştürülmesi sürecinin eğitim sürecine etkileri öğrenciler ve genel liselerde görev yapan öğretmenler açısından çok sayıda mağduriyet yaratacaktır. Eğitimin herhangi bir alanında düzenleme yapılırken eğitim sendikalarının görüşlerine başvurulmaması, yaşanacak mağduriyetleri daha da arttırmaktadır. Öğretmenliğin kariyer basamaklarına ayrılmasına yol açan 5204 Sayılı Yasa (başöğretmen, uzman öğretmen vb.) öğretmenler arasında çatışmalara, ayrımcılığa, adaletsizliğe, huzursuzluğa yol açmaktadır. Devletin kamu hizmetlerini büyük ölçüde gözden çıkarmış olması, bugüne kadar geniş halk kesimlerini olduğu kadar eğitim sistemini ve eğitimin bileşenlerini de olumsuz etkilemiştir.
SONUÇ
2010-2011 eğitim ve öğretim yılı raporu hazırlayan Eğitim Sen Muş Şube Başkanlığı Yönetim Kurulu yazılı olarak yaptığı açıklamada sonuç olarak şu ifadelere yer verdi: “Her geçen gün içten içe çürüyerek bir enkaz haline getirilmiş eğitim sistemimiz eğitim emekçilerinin çabaları ile okullarda yürütülmeye çalışılmaktadır. İlköğretimden başlayarak tam anlamıyla bir yarış içine sokulan çocuklarımız ve gençlerimiz arasındaki eğitim rekabeti, dershanelerle daha da artmış, oluşan dershane sistemi okullarda verilen eğitimin niteliğini tamamen yitirmesine, en temel işlevlerini bile yerine getiremez duruma gelmesine neden olmuştur. Eğitim, tüm dünya çapında evrensel bir insan hakkı olarak kabul edilmektedir. Bunun altında yatan en önemli etken eğitimin; insan kişiliğinin tüm yönleriyle gelişmesinde çok önemli bir faktör ve insanların kendilerini gerçekleştirmeleri ve özgürleşmeleri ile doğrudan ilişkili bir süreç olmasıdır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde eğitimin; cinsiyet, ırk, etnik yapı ve ulus gibi ayrımlar gözetilmeksizin her bireyin hakkı olduğu açıklanmıştır. Eğitimin temel bir insan hakkı olması, kamusal sorumluluğu, yani devletin herhangi bir ayrım gözetmeden herkese, eşit ve nitelikli eğitimi parasız olarak sunmasını gerektirmektedir. Her tür ve düzey eğitim; sınıf, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, politik görüş, ulus, etnik köken gibi ayrımlar yapılmadan herkese sağlanmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri imzaladığı eğitim hakkıyla ilgili ve eğitimde ayrımcılığın önlenmesine ilişkin uluslararası anlaşmalar ve Anayasa ve ilgili yasalardaki hükümler gereği, eğitim hakkının kullanımının önündeki engelleri aşmak üzere etkin çalışmalar yürütmek zorundadır. Eğitime ilişkin çalışmaları gerçekleştirirken, “eğitim hakkı”na ilişkin ilkeleri göz önünde bulundurmak gerekir. Yapısal sorunları olan eğitim sistemini günü birlik politikalarla geçiştirmek ülkenin geleceğine vurulmuş en büyük darbe olacaktır. Eğitim sistemimiz; özellikle yoksul ailelerin yaşadığı bölgeler açısından daha büyük ihmallerin, derin eşitsizlik ve yoksullukların yaşandığı bir durumdadır. Ayrıca Türkiye nüfusunun yaklaşık % 12’sini oluşturan engellilerin eğitim hakkından yeterince faydalanabildiklerini söylemek mümkün değildir. Sayıları 1 milyonu bulan 4-18 yaş arasındaki engelli çocukların ancak 30.000 kadarı eğitim hakkından yararlanabilmektedir. Türkiye’deki 8 milyon engellinin %36.3’ü okuma yazma bilmemektedir. Engelliler arasında ilkokul mezunlarının oranı %41 iken, yüksekokula devam edenlerin oranı sadece %2.24’tür. Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun her defasında “okullarda ‘mutlu çocuklar’ olmasını istiyorum” ifadesine rağmen, okullar ve eğitim sistemimizin çocukların mutlu olabileceği nitelikte olmadığı açıkça görülmektedir. Eğitim Sen olarak geleceğimizin bu enkazın altında yok olmaması için acil adımlar atılması zorunluluğunu ve kamusal, parasız, demokratik, nitelikli, bilimsel ve anadilinde eğitim hizmetinin hayata geçirilmesi için somut adımların atılmasını bir kez daha talep ediyoruz”. Muş`un Sesi Gazetesi
Eğitim sistemine tepki
Haber Kategorileri :

Eylül 20, 2010 11:37 PM
İlgili Haber Bulunamadı
Ekonomi Haberleri
Kültür Sanat Haberleri

Profesyonel internet sitesi için arayın..
- Google Arama Kaydı
- SEO Puanı Yüksek Tasarımlar
- Türkçe Yönetim Paneli
- Yedekleme Hizmeti

