Muş İl Sağlık Müdürlüğü Ruh Sağlığı ve Sosyal hastalıklar şube Müdürü Osman Ek “Aile içi şiddet bir sağlık sorunu olmanın yanı sıra aile içindeki diğer bireyleri ve çevreyi de etkilediğinden aynı zamanda toplumsal bir sorundur” dedi.
“Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele” bakımından Muş İl Sağlık Müdürlüğü Ruh Sağlığı ve Sosyal hastalıklar şube Müdürü Osman Ek ve Muş Devlet Hastanesi Psikiyatri Doktoru Bayram Oflaz tarafından Hasköy İlçe kamu kuruluşlarında çalışan bayanlara yönelik şiddet eğitimi verildi.
Eğitim programlı Sağlık Ocağında verilen eğitime Hasköy İlçe Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan bayanların yanı sıra ilçedeki kadınlarda katıldı.
Muş İl Sağlık Müdürlüğü Ruh Sağlığı ve Sosyal hastalıklar şube Müdürü Osman Ek ve Muş Devlet Hastanesi Psikiyatri Doktoru Bayram Oflaz ve Saplık personeli Veli Uçar tarafından verilen eğitim seminerinde konuşmacı Psikiyatri Doktoru Bayram Oflaz kadının aile içi şiddette yaşadığı ve karşılaştığı sorunlara yönelik çeşitli açıklamalarda bulundu.
Kadına yönelik aile içi şiddet, kadınlarla erkekler arasında eşit olmayan güç ilişkilerinin sonucu meydana gelen, özel yaşam içinde olduğu için de genellikle gizli tutulan ve tespit etmenin zor olduğu önemli bir toplumsal problemdir diyen Muş Devlet Hastanesi Psikiyatri Doktoru Bayram Oflaz yaptığı konuşmasında; “Aile içi şiddet günümüzde önemli bir halk sağlığı sorunu olarak da değerlendirilmektedir. Çünkü aile içi şiddet; yetersiz beslenmeye, kronik hastalıkların artmasına, madde bağımlılığına, beyin travmalarına, organ travmalarına, geçici ve kalıcı çeşitli hastalıklara, kronik ağrıya, korunmadan cinsel ilişkiye girmeye, pelvik enflamatuar hastalıklara, jinekolojik problemlere, düşüklere, düşük ağırlıklı bebek doğumlarına, anne ölümlerine, intiharlara neden olmaktadır. Şiddet mağduru ve şiddet altındaki kadınlarda depresyon, organik nedeni olmayan ağrılar ve bayılmalar, uykusuzluk, baş ağrısı, sıkıntılı olma hali, yoğun korku, değişikliklerden kaygı duyma sık rastlanan belirtiler olarak bilinmektedir. Psikolojik etkiler: Cinsel saldırılarda ilk tepkiler şok, duygusal küntlük, geri çekilme ve reddir. Yabancıların saldırısına uğrayan kurbanların korkusu, saldırganın dönüp tekrar zarar vermesidir. Tanıdıkların ve yakın ilişkidekilerin saldırısına uğrayanlarda şaşkınlık görülmektedir. Kronik anksiyete, incinebilirlik duyguları, kontrol kaybı ve kendini suçlama şeklinde tepkiler gösterebilir. Uzun süreli tepkiler arasında anksiyete, kabus görmeler, yabancılaşma, yalnızlık duyguları, cinsel fonksiyon bozuklukları ve fiziksel yakınmalar bulunabilmektedir. Güvensizlik fobiler, depresyon, düşmanlık duyguları ve somatik belirtiler bulunabilmektedir. Saldırı sonrası etkiler postravmatik stres bozukluğu (PTSB) meydana getirebilmektedir ” dedi.
Muş İl Sağlık Müdürlüğü Ruh Sağlığı ve Sosyal hastalıklar şube Müdürü Osman Ek, Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri, Aile içi şiddet çocukların sağlığını olumsuz yönde etkileri ile ilgili açıklamalarda bulunurken, Şiddetin kadın sağlığına yönelik etkileri bakımından şiddet kurbanı olmak bazı sağlık sorunları açısından bir risk faktörüdür. Fiziksel hasar ve ruhsal acıya neden olmasına ek olarak, şiddet kadının gelecekteki sağlığını da etkilemektedir dedi.
Yapılan çalışmalar sonucu fiziksel ya da cinsel istismar yaşamış kadınların çocuklukta olsun, yetişkinlikte olsun sağlık problemleri yaşama riskleri yüksektir diyen Osman Ek, “şiddet kısa ve uzun dönemde ortaya çıkan pek çok ciddi sağlık problemi ile ilişkilidir. Bunlar arasında, yaralanma, kronik ağrı sendromu, gastrointestinal bozukluklar, anksiyete ve depresyon da dahil olmak üzere birçok ruhsal problem yer alır. Şiddet, ayrıca, sigara, alkol ve narkotik madde kullanımı gibi birçok davranış problemine neden olarak ta sağlığı olumsuz olarak etkilemektedir. Önceleri yapılan birçok çalışma doktora başvurmuş kadınları temel aldığından bulgular şiddet ve sağlık problemleri arasındaki bağlantıyı olduğundan yüksek olarak gösteriyor olabilir. Fakat yakın zamanlarda yapılan, randomize örneklem ve temel sağlık hizmetleri için başvuran kadınlarla yapılan çalışmalar tarafından da bu bağlantı ortaya çıkmaktadır. Anne-baba arasındaki uyuşmazlık çoğunlukla etkisini küçük çocukları üzerinde de göstermektedir. Aile içi şiddete tanık olmuş bir çocuk anksiyete, depresyon, okul başarısının düşmesi, öz-saygının azalması, itaatsizlik, kabus görme ve fiziksel sağlık şikayetleri gibi duygusal ve davranışsal problemler için artan bir risk altına girer. Bu çocuklar ayrıca, çocukluk ve adolesan agresif davranışlarda bulunma olasılıkları daha fazladır. Ebeveynleri arasındaki şiddete şahit olan çocuklar çoğunlukla kendileri istismara uğramış çocukların geliştirdikleri davranışsal problemlerin çoğunu yaşarlar. Aile içi şiddetin çocuğun yaşamını sürdürmesini ne şekilde etkilediği açık değildir; buna rağmen getirilen bir açıklamaya göre, istismara uğramış kadınların çocuklarının düşük kiloda doğma olasılığı yüksektir ki bu da bebeklik ya da çocuklukta ölüm riskini arttırmaktadır. Diğer olası bir açıklama da şöyledir: şiddet uygulayan eşlere sahip annelerin öz-saygıları düşük, mobiliteleri az, girişkenlikleri az ve kaynaklara erişimleri azdır; bu nedenle, çocuklarının sağlığını muhafaza etme olasılıkları azdır” ifadelerini kullandı.
Muş Ovası Gazetesi


