Yaman, Çocuklar İstismar Sorunu İle Karşı Karşıya
Kayıp çocukların, uyuşturucu, şiddet, cinsel istismar gibi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Nuri Yaman, çocukların kaçırılma nedenleri ve organ mafyasıyla ilgili herhangi bir veri bulunmadığını söyledi
TBMM Genel Kurulunda, kayıp çocuklar ve çocukların maruz kaldığı sorunlara ilişkin iktidar ve muhalefet milletvekilleri tarafından verilen 25 ayrı araştırma önergesi birleştirilerek görüşüldü. Komisyon kurulması kararlaştırıldı
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Muş Milletvekili Nuri Yaman, TBMM’de kayıp çocuklarla ilgili yaptığı konuşmada kız çocuklarının büyük çoğunluğunun, gönül ilişkisinden dolayı kaçtığını söyledi.
Yaman; “Kayıp çocuk sayısının bölgelere göre sıralanmasında 1’inci sırayı 439 kayıp çocuk ile Marmara Bölgesi alıyor. Bunu İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Karadeniz, Ege, Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgeleri izlemektedir. Bu okuduğum bilgiler, resmî kayıt ve belgelere göre değerlendirilen bilgilerdir. Rapora göre Türkiye’de kayıp çocukların en fazla olduğu şehirler büyükşehirler ve göç alan şehirlerdir. Kayıp çocukları üçe ayırmak bu değerlendirmeye göre mümkün. Kendi rızasıyla kaçanlar, rızası dışında kaçırılanlar ve istenmeden de olsa yoksulluk ve benzeri gerekçelerle kaçan çocuklar. Kaçan çocukların özeti, ebeveynin boşanması, kentleşememe gibi alt başlıklar, kaçırılan çocukların ise çocuk ticareti, dilencilik ve cinsel sömürü gibi nedenleri de mevcuttur. Bu kayıp çocukları bekleyen sorunlar, daha ziyade uyuşturucu, şiddet, hastalık ve çocukların en çok uğradığı cinsel istismar konularıdır” dedi.
“Kayıp çocuk sayısı bu verilere ulaşana kadar hükümet neredeydi” diyen Yaman sözlerini şöyle sürdürdü; “Kayıp çocuk bildirimi açısından bölgelere göre sıralamada, biraz önce de değindim, birinci sırayı 434 kayıp çocuk ile Marmara Bölgesi ve diğer sıralamada ise, İç Anadolu başta olmak üzere, Güneydoğu Anadolu, Karadeniz ve Doğu Akdeniz illeri izliyor. Gördüğünüz gibi bu tablo vahim bir haldedir ve “Kayıp çocuk sayısı bu verilere ulaşana kadar hükümet neredeydi?” diye sormak geliyor insana. Gördüğünüz gibi tablo çok vahimdir. Türkiye genelinde kayıp çocuklarla ilgili istatistiki bilgiler elde etmek, kaybolma sebeplerini belirleme, bu konuda kamuoyunun aydınlatılması hükümetin görevi değil de nedir? Neden bu zamana kadar beklenmiş ve bu araştırma önergelerinin bu kadar yığılmasına sebep olunmuştur? Bu konuyla ilgili olarak Emniyet Genel Müdürlüğünce organize suç teşkilatının kesinlikle söz konusu olmadığı ve organ mafyası iddiaları için de elde henüz resmî bir bulgunun bulunmadığı açıklaması yapılmaktadır. Her ne kadar böyle olduğu açıklanmışsa da, maalesef, hükümet, bu bulguları kamuoyuyla bugüne değin paylaşamamıştır. Söz gelimi, çocuk kaçırma gerekçesiyle yakalanan suçlu sayısı ne kadardır, bugün kamuoyunca bu olay bilinmemektedir. Yine, bu olaylardan kaçının organ mafyası kaçının uyuşturucu ticareti ve organize suç kapsamında gerçekleştirildiği hakkında elimizde sağlıklı veri tabanları bulunmamaktadır. Toplumun huzuru ve çocuklarımızın can güvenliği açısından önemli olan bu konuda ilgili kurumun verileri de bugüne kadar güncelleştirilmemiştir.”
Ailelerin ve çocukların bilinçlendirilmesinde medyanın öneminin büyük olduğunu belirten Yaman açıklamasında ; “Kayıp çocuklarla ilgili görsel medyada yayınlanacak eğitici programlar neden mevcut değildir? Yasalarımıza göre kız ve erkek çocukların belli bir yaşa kadar bakım ve eğitim hizmetlerinin devletin güvencesi altında olması gerekir. Bu kapsamda, anayasal bir hak olan bu durumun sağlanması konusunda ilgili Devlet Bakanlığına bağlı ve tüm seksen bir ilimizde sosyal hizmetler il müdürlüklerine bağlı yetiştirme yurtları ve rehabilitasyon merkezleri oluşturulmuştur. Ancak bu konuyla ilgili olarak bu illerde başta İçişleri Bakanlığı denetim elemanlarının ve bu arada uygulamadan gelen bir kişi olarak benim de yetiştirme yurtları ve bu rehabilitasyon merkezlerinde yapmış olduğum üç yıl öncesine kadarki denetimlerde ne yazık ki çocuklar için devletin güvencesi altında gerekli olan bakım ve eğitim hizmetleri istenilen düzeyde olmadığı ve bunun daha çok Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemizde sıfır denilecek noktaya indirgendiğini çok üzülerek gördüm.
Ben bunlardan sadece bir tanesiyle ilgili örneğini vererek bu konuya Sayın Bakanımızın özel ilgi göstermesini istiyorum. Erzincan ilindeki bu yetiştirme yurdu ve rehabilitasyon merkezi ki rehabilitasyon merkezindeki o denetim sırasında yapmış olduğum gözlemlerden sonra verilen rapor üzerine çok önemli bir değişikliğe gidildi ve oradaki yöneticilerin diyebilirim ki tamamı o görevlerden alındı. Gördüğüm manzara gerçekten herkesin içini karartacak nitelikte bir manzaraydı ve zaman zaman görsel medyaya da yansıyanın bir örneğini ben orada yaşadım. İnsanların, rehabilitasyon merkezinde bulunan kişilerin yıkanma biçimlerini ve yataklarını kaldırdığım zaman, yatakların nasıl insanca yaşanılmayacak bir konumda ve insanların orada ilgisiz bir biçimde hayatlarını nasıl geçirdiğini gören bir kişiyim. Tabii, bu yetiştirme yurtlarıyla ilgili olarak bu çocukların sosyoekonomik birtakım sorunlarının da olduğu ve sosyoekonomik sorunların sonucunda da birçok ilde çocuklarımızın sokak çocuklarına ve sokakta hayatını devam ettiren ve her türlü cinsel ve çocuk istismarlarıyla karşı karşıya olduğu da yine bugünün Türkiye’sinin maalesef yaşadığı gerçeklerdir. Bilhassa otuz yıllık çatışma ortamından sonra ülkede uzun süre sürdürülen sıkıyönetim, olağanüstü hal uygulamaları ve bunun sonucunda da yaşanan göç ve yerinden edilme sonucu metropolleşen Diyarbakır gibi, Urfa gibi, hatta Van gibi illerimizde bu göçün ve yerinden olmadan kaynaklı, çocuklarda hem fiziksel istismar hem cinsel istismar ve hem de uyuşturucu mafyasının istismarlarının söz konusu olduğu bu illerdeki denetimlerde, o dönemin mülkiye müfettişlerinin o illerle ilgili yazmış oldukları genel durum raporlarında da Sayın İçişleri Bakanının dikkatine sunulmuştur. Bilhassa uyuşturucu mafyasının ve uyuşturucu kaçakçılığının ve bunun ticaretinin ülkemizde çok büyük boyutlara ulaştığı İstanbul özelinde bununla sürekli karşılaşıldığı da bir gerçektir.
Her ne kadar, Sayın Bakanın da biraz önce bu kürsüden belirttiği, her ilde iç güvenlik birimlerinin, il emniyet müdürlerinin çocuk şubeleri ve son zamanlarda artarak yine jandarma birimleri içinde de çocuk şubeleri oluşturulmuş olmasına rağmen bunların, yine, genelde, sadece şube oluşturmakla ve kağıt üzerinde bu organizasyonların varmış gibi gösterildiği ve bu çalışmaların denetiminde de bilhassa emniyetin çocuk şubesinde çocuk istismarı ve çocukların çalıştırılmasıyla ilgili, çocukların cinsel istismarla ilgili istatistiki birtakım bilgilerin ve verilerin son yıllara kadar oluşturulmadığını gören ve denetimlerde de bununla karşılaşan bir arkadaşınız olarak bu olumsuzlukları dile getirmek zorundayım.
Biliyorsunuz daha önce de, yani 2008 yılında, uyuşturucu başta olmak üzere madde bağımlılığı ve kaçakçılığı sorularını araştırmak ve gerekli önlemlerin belirlenmesi amacı ile 2008 yılında bu Mecliste araştırma komisyonu kuruldu ve o komisyonun değerli başkanı hazırlamış olduğu bu raporu, komisyonda görev alan bir kişi olarak, Sayın Meclis Başkanına 25/11/2008 tarihinde sunduk. Geçenlerde Değerli Komisyon Başkanı Sayın Profesör Doktor Necdet Ünüvar’la, o büyük emeklerle, o büyük özverilerle hazırlanan bu raporda bütün komisyon üyelerinin teker teker ülkemiz için bu konudaki araştırma konusu kadar önemli olduğuna inandığımız madde bağımlılığı ve kaçakçılığı ile önerilen bu konunun komisyon üyelerince zaman zaman bir araya gelerek takipçisi olacağımız konusunda görüş birliğine, ilke birliğine vardık. Ben, o komisyonun Ankara dışında, bu konuyla ilgili birimlerin dışında İstanbul’da birebir Değerli Komisyon Başkanının çok özverili çalışmalarıyla nasıl iğneyle kuyu kazar gibi en ince detayına kadar hazırlandığını bilen ve gören bir arkadaşınız olarak Sayın Başkanımla geçen günkü konuşmamda aldığım yanıttan gerçekten üzüntü duyduğumu belirtmek isterim. Yalnız dileğim şu ki hazırlanacak böyle önemli bir konudaki bu araştırma raporunun da bundan önce hazırlanan ve halen o raflarda duran rapor gibi tozlanmasına bırakılmaması ve hayata geçirilmesini dilemektir” ifadelerine yer verdi.
Muş`un Sesi Gazetesi


