Barış ve Demokrasi Partisi Muş Milletvekili ve Grup Başkanı Nuri Yaman, Balyoz darbe planının açığa çıkmasının demokratikleşme adına önemli bir gelişme olduğunu söyleyerek, “Hükümet, şimdi belgeler açığa çıkınca her zamanki gibi mağdur ve mazlum rolüne bürünerek, toplumdaki darbe karşıtlığını kendisi için bir siyasal desteğe dönüştürmeye çalışıyor” dedi
BDP Grup toplantısında konuşan Muş Milletvekili ve BDP Grup Başkanı Nuri Yaman, KCK operasyonlarında sadece DTP ve BDP yöneticileriyle sınırlı kalınmadığını ifade ederek; “Bu hükümet, sanatçılarımıza dahi tahammül edememekte, susturmaya çalışmaktadır” dedi.
BDP Meclis Grup Toplantısı’nda bir konuşma yapan BDP Grup Başkanı Nuri Yaman, 14 Nisan’dan bu yana KCK adı altında yürütülen operasyonların sadece DTP ve BDP yöneticileriyle sınırlı kalmadığını, toplumun vicdanı ve sesi olan çok değerli sanatçıları da hedef aldığını savundu. Şu ana kadar 20 dolayında Kürt sanatçının tutuklandığını belirten Yaman, 20’nin üzerinde Kürt sanatçı hakkında da dava açıldığını ve yargılama başlatıldığını söyledi. Yaman, “Bu hükümet, sanatçılarımıza dahi tahammül edememekte, susturmaya çalışmaktadır. Açıkça sansür uygulamak istemektedirler. Ama şunu unutmasınlar ki tutuklasalar da, yargılasalar da ülkemizin en önemli kültürel zenginliği olan, dengbejlerimizi asla susturamayacaklardır. Arbanilerimizin, sazlarımızın, bilurlarımızın sesini hiçbir zaman kesemeyeceklerdir” diye konuştu.
“Tüm Azınlıkları Sorunlarını Dile Getireceğiz”
Geçen hafta BDP milletvekilleri Ufuk Uras, Sebahat Tuncel ve Akın Birdal’la birlikte Ermeni ve Rum Patrikhanesi’ni ziyaret ettiğini ve sorunlarını dinlediğini belirten Yaman, bu ülkedeki bütün azınlıkların, gayrimüslimlerin sorunlarını her zaman dile getirmeye ve takipçisi olmaya devam edeceklerini ve bu konulardaki çalışmalarını da sürdüreceklerini söyledi. Günlerdir bu kürsüden, iç düşman tanımının yapıldığı Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nden, EMASYA Protokolü gibi hukuk dışı yapılanmalardan, denetlenemeyen mekanizmalardan bahsettiklerini ifade eden Yaman, Türkiye’nin dikkatini bu alana çekmeye çalıştıklarını anlattı. BDP’nin bu konudaki ısrarcı ve sorgulayıcı muhalefet tavrının Türkiye demokrasisine önemli bir katkı sunduğunu belirten Yaman, bugün hem Milli Güvenlik Siyaset Belgesi bağlamında iç düşman kavramının hem de EMASYA Protokolü’nün tartışıldığını ve sorgulandığını dile getirdi. Yaptıkları uyarılar ve çağrıların akabinde geçen hafta ‘Balyoz Harekat Planı’ adı altında bir belgenin açığa çıktığını kaydeden Yaman, belgedeki hususların BDP’yi bir kez daha doğruladığı gibi haklılıklarını da açıkça ortaya koyduğunu söyledi.
Yaman şöyle konuştu: “Elbette bu gizli planların, demokrasi dışı girişimlerin açığa çıkması, teşhir olması demokratikleşme adına önemli gelişmelerdir. Duyarlı kamuoyunun bu sürecin peşini bırakmaması önem taşımaktadır. Bu açıdan yaşanan tablo oldukça umut vericidir. Çünkü bu tür demokrasi ve hukuk dışı girişimler, toplumda artık kabul görmemekte, onaylanmamaktadır. Karanlık senaryoların bu toplumda artık sessiz bir kabulle karşılanmayacağını herkes bilmeli ve görmelidir. Türkiye artık eski Türkiye, bu toplum da eski toplum değildir.”
“Darbeciler Harıl Harıl Planlar Hazırlıyor”
Halen bu tür karanlık planların yapılıyor olmasının, bunu yapanların korunması ve kollanmasının kaygı verici olduğunu söyleyen Yaman, aynı zamanda siyasi iktidarın, bu yaşananlar karşısında etkili bir demokratik duruş sergilememesinin kaygılarını artırdığını belirtti. Hükümetin kendisine karşı hazırlanan planları boşa çıkarmak için demokratik adımlar atmak yerine, bu planları hazırlayanlarla uzlaşma ve olayın üzerini örtme yoluna gittiğini öne süren Yaman, şimdi belgeler açığa çıkınca da her zamanki gibi mağdur ve mazlum rolüne bürünerek, toplumdaki darbe karşıtlığını kendisi için bir siyasal desteğe dönüştürmeye çalıştığını iddia etti. Darbeciler harıl harıl planlar hazırlarken, hükümetin ise iradesiz, kararsız ve tutarsız bir duruş sergilediğini öne süren Yaman, statükocu elit güçleri daha da cesaretlendirdiğini ifade etti. Yaman, “TSK’ya darbe yolunu açan İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesinin değiştirilmesi için elini taşın altına koymamıştır. EMASYA Protokolü’nü kaldırmak bir yana süresini uzatmıştır, çünkü bölgede Kürtlerin demokratik muhalefetinin bastırılması için hükümet EMASYA’ya ihtiyaç duymaktadır. Suskunluklarının nedeni budur. O yüzden bu demokrasi ve hukuk dışı mekanizmaya dokunamıyorlar” diye konuştu.
Darbe planı hazırlayanların, vesayet rejimini sürdürmek isteyenlerin temel dayanağının mevcut Anayasa olduğunu kaydeden Yaman, Anayasa’yı değiştirmek için 7 yıldır kılını kıpırdatmayan hükümetin şimdi çıkıp ‘Mevcut Anayasa karbondioksit püskürtüyor’ dediğini anlattı. Yaman, “Peki Anayasa karbondioksit püskürtüyor da siz oksijen mi üretiyorsunuz? Statükonun ve askeri-yargısal vesayetin kalesi olan Anayasa Mahkemesi, geçen hafta askerlerin sivil mahkemede yargılanmasının önünü açan düzenlemeyi iptal etti. Bu ülkemiz adına utanç verici bir karardır. Statükocu güçler, vesayet rejiminin ve militarizmin sürmesi için elinden geleni yapmaktadır” dedi.
“Balyoz Planı Sürpriz Değil”
Ortaya çıkan Balyoz Planı’nın demokratik kamuoyu açısından sürpriz olmadığını söyleyen Yaman, iç düşmanı olan bir ülkenin balyoz planlarının her zaman için hazır olduğunu ve uygulamaya da konulabileceğini ifade etti. Türkiye’nin iç düşman üzerine kurulu Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’yle yönetildiğini ileri süren Yaman, AK Parti hükümetinin yol haritasının da iç düşmana dayalı bu gizli Milli Güvenlik Belgeleri olduğunu savundu. Yaman, “Bunun en somut örneği Güneydoğu’daki durumdur. Balyoz planı batıda bir plan semineri olabilir. Ama Güneydoğu’da plan olmaktan çıkmış, hayata geçirilen uygulamalara dönüştürülmüştür. O yüzden tatbikat değildir. Seminer değildir. Oyun teorisi hiç koyduğunu söyledi. Yaman değildir. İstanbul’da cami bombalanmamıştır ama Şemdinli’de Umut Kitapevi bombalanmıştır. Balyoz Harekat Planı’nda, ‘Güneydoğu’da İsrail tarzı sert tedbirler uygulanmalıdır’ deniliyor. Peki, Güneydoğu’da durum farklı mıdır? Aynı İsrail’in uyguladığı gibi sert politikalar devrede değil midir?” diye konuştu.
“Ölümü Gösterip Sıtmaya Razı Olun Diyorlar”
Tarım Bakanı Mehdi Eker’in Diyarbakır’da, ‘İnsanlar bir dönem asit kuyusuna atılıyordu. O gün bunlara karşı bile sesini çıkarmayanlar bugün kelepçeyi sorguluyorlar’ dediğini hatırlatan Yaman, bu sözlerin AK Parti’nin ne denli kirli bir yüze sahip olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti. Yaman, “Asit kuyularını gösterip, ‘kelepçeye razı olun’ diyor. Bu düpedüz ölümü gösterip, sıtmaya razı etme politikasıdır” şeklinde konuştu.
Ortaya çıkan darbe planlarını can simidi gibi kullanarak, kendisini allayıp pullayıp demokrat göstermeye çalışan bu hükümetin gerçek yüzünü herkesin iyi görmesi gerektiğini dile getiren Yaman, batıdaki darbecilerin Doğu’daki iş ortağının AK Parti hükümetinin ta kendisi olduğunu öne sürdü. Yaman, bu ortaklığın adının da ‘Her türlü darbe tezgahlanır’ adi şirket ortaklığı olduğunu ifade etti.
Tekel işçilerinin kölelik düzenine karşı 42 gündür direndiklerini ifade eden Yaman, hükümetin ise bu talepleri görmek yerine Tekel işçilerine, onların sendikalarına saldırdığını belirtti. Eczacıların, TEKEL işçilerinin, kamu emekçilerinin eylemlerinde Başbakan’ın kullandığı dilin diktatöryal bir dil olduğunu öne süren Yaman, emekçilerin en etkili silahının grev olduğunu, hükümetin de bundan korktuğunu ifade etti. Muş`un Sesi Gazetesi


