İddianamenin, Vali Erdoğan Bektaş’ın, sanık Turan Bilen’i savunan ve koruyan açıklamalarının yansıması olduğu vurgulandı.
Muş Barosu ve İHD, Bulanık olaylarıyla ilgili yaptığı basın açıklamasında, Vali Erdoğan Bektaş’ı suçladılar. Muş Adliye Binası önünde yapılan basın açıklamasında: “Bilindiği üzere, 15.12.2009 tarihinde İlimiz Bulanık İlçesinde Demokratik Toplum Partisinin kapatılmasını protesto etmek amacıyla yapılan basın açıklaması sırasında 2 vatandaşımız öldürülmüş, çok sayıda vatandaşımız ise yaralanmıştır. Muş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, 2 ölüm ve 10 civarındaki yaralanma ile sonuçlanan olayların sanıkları hakkında haksız tahrik ve meşru müdafaa kapsamında yargılanmanın yapılması talebiyle iddianame hazırlamış ve Muş Ağır Ceza Mahkemesine sunulmuştur. Her şeyden önce bu iddianame, İl Valisi Erdoğan Bektaş ın olayın olduğu ilk gün sanık Turan Bilen’i savunan, koruyan açıklamalarının iddianameye yansımasıdır. Bu açık bir şekilde idarenin yargıya müdahalesidir. Türk Ceza Kanununun 277. maddesindeki Yargı Görevini Yapanı Etkileme ve 288. maddesindeki adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçlarını oluşturmaktadır. Yine, Muş Valisi 01.01.2010 tarihli açıklamasında, olaylarda yaşamını yitiren maktul Kemal Ağcan ın da gösterilere katıldığını, bunun da olaylardaki kamera görüntülerinden tespit edildiğini, adeta Kemal Ağcan’ın gösterilere katılarak ölümü hak ettiğini, sanık Turan BİLEN’in bu eyleminin de meşru olduğunu söylemiştir. Gizlilik kararı olan soruşturmada, il mülki idare amiri olan valinin, adli makamlarca yürütülen soruşturmanın hangi aşamada olduğunu, dosyanın kapsamını nerden bildiğini sormak istiyoruz. Valinin yaptığı bu açıklamalar, Türk Ceza Kanunu’nun 285. maddesinde düzenlenen soruşturmanın gizliliğin ihlali suçunu da oluşturmaktadır. Muş Ağır Ceza Mahkemesi, Muş Emniyet Müdürlüğünden duruşma günü güvenlik önlemlerinin alınmasını talep etmiş, fakat Muş Valiliği bu yazıya istinaden Muş Ağır Ceza Mahkemesine, adeta durumdan vazife çıkararak, hukuka aykırı bir şekilde davanın Muş’ta görülmesinin “bölücü terör örgütü yandaşları ve müzahir kesimler tarafından provoke edilebileceği, yasadışı gösteri ya da eylemlere zemin hazırlanabileceği ve toplumsal hareketlere dönüştürülebileceği” gerekçesiyle davanın başka bir yere nakledilmesini talep etmiştir. Oysaki olayın en başından itibaren, Muş Valisi, “hiç kimsenin devletten daha güçlü olmadığını, her türlü olumsuzluğa rağmen devletin görevini yaptığını, vatandaşların devlete güvenmeleri gerektiğini belirtmiştir”. Bu iki açıklama arasındaki çelişkilerin nedenleri acaba soracağımız bu soruların cevapları olabilir mi?
1.Sanıklar Turan Bilen ve Metin Bilen’in arkasındaki derin güçlerin açığa çıkmasını engellemek midir?
2.Turan Bilen ve Metin Bilen’i açılmış bulunan ceza davasında beraat ettirmeyi sağlamak mıdır?
3.Muş Valisinin Bulanık olaylarının olduğu günden itibaren yaptığı açıklamalar ve en son davanın nakline ilişkin Mahkemeye yazdığı yazı, idarenin yargıya talimatı mıdır, idarenin yargıya müdahalesi midir, yoksa her fırsatta hukuk devletini dilinden düşürmeyen il valisinin hukuk devleti demagojisinin bir yansıması mıdır? Davanın başka bir ile nakledilmesi halinde, Tabii Hâkim olan Muş Ağır Ceza Mahkemesinin delillere doğrudan ulaşması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması engellenecektir. Olayın onlarca tanığı, mağduru, müştekileri bizzat Mahkeme tarafından dinlenemeyecektir. Muşta güvenliği sağlayamayan devlet, davanın nakledileceği yerde özellikle mağdur tarafın güvenliğini nasıl sağlayacaktır. Sonuç olarak Valiliğin davanın nakline ilişkin bu girişimi, adil yargılanma hakkına müdahale olarak görmekteyiz. Davanın başka bir ile nakledilmesi ile Valinin daha önceki açıkladığı ‘Bulanık olaylarını Muşun gündeminden düşürmek gerekir’ açıklamalarının icraatı olarak değerlendiriyoruz. Davanın başka bir yere nakledilmesi ile temel hukuk prensiplerinden, Delillerin Doğrulanlığı, yüzyüzeliği ilkesi çiğnenmiş olacaktır. Bu davada yüzlerce tanık Mahkeme huzurunda dinlenmesi gerekirken, tanıklar davanın nakliyle birlikte talimatla dinlenecektir. Ayrıca, mağdur ailelerinin duruşmalara katılması çok zor hatta imkânsız hale getirilecektir. Hatırlanacağı üzere, Uğur KAYMAZ davası da Mardin İlinden Eskişehir İline nakledilmişti. Uğur KAYMAZ davasında da görüldüğü üzere, yargılamanın nakledildiği yerlerdeki karanlık odakların müdahil tarafa yaptıkları saldırı ve tacizler yargılamayı işlemez hale getirmiştir. Buradan, Adalet Bakanı ve Başbakana açıkça çağrıda bulunuyoruz. Bulanıktaki olay basit bir olay değildir. Türkiye gündeminin değiştirilmesini ve demokratikleşmenin önünü tıkamaya çalışan derin güçlerin müdahil olduğu bir olaydır. Bu olayla yapılmak istenen, İstanbul Dolapdere’deki gibi Türkiye’de kardeş kavgasını tetiklemek ve ülkeyi kaosa sürüklemektir. Eğer, Hükümet ülkede gerçekten karanlık noktaların aydınlanmasını istiyorsa çözüm davayı nakletmek değildir. Bu davada tetikçi olarak kullanılan şahısların arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılmasıdır. Örneğin, olaydan önce sanıklarla son 1 hafta içinde görüşen asker ve sivil güvenlik görevlilerinin kimler olduğu, hangi düzeyde ve neler görüşüldüğü, ne vaatlerde bulunulduğu hususlarının ortaya çıkarılması gerekmektedir. Tekrar belirtmek isteriz ki, bu davanın naklini hukukun katli olarak görmekteyiz. Bu hukuki karmaşanın bir an önce durdurulmasını ve yargılamanın tabii hâkim olan Muş Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesini talep ediyoruz. Tüm bu açıklamalar ışığında, Adalet Bakanlığının davanın başka bir yere nakli talebini reddetmesini, Muş Cumhuriyet Başsavcılığının da bu açıklamamızı suç duyurusu kabul ederek, İl Valisi Erdoğan BEKTAŞ hakkında TCK nın 277. , 285. ve 288. maddelerinin ihlalinden dolayı soruşturma başlatmasını talep etmekteyiz” denildi.
Muş Ovası Gazetesi
Valiyi suçladılar
Haber Kategorileri :

Ocak 27, 2010 6:13 PM
İlgili Haber Bulunamadı
Ekonomi Haberleri
Kültür Sanat Haberleri

Profesyonel internet sitesi için arayın..
- Google Arama Kaydı
- SEO Puanı Yüksek Tasarımlar
- Türkçe Yönetim Paneli
- Yedekleme Hizmeti

