15 Ocak 2010 tarihinde tamamlanan ve Muş Ağır Ceza Mahkemesinde kabul edilen Bulanık olayları iddianamesi iki gün önce de Avukatlara dağıtıldı. İddianameye göre olaylardan bir gün önce Turan Bilen’in rahatsız olan bazı kişiler tarafından bir gün önce uyarıldığı iddia edildi.
Bulanık Davası 9 şubat 2010 tarihi itibariyle görüşülmeye başlanacak. Dava öncesi hazırlanan iddianamede önemli noktalar ortaya çıktı. Bulanık Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede iki kişiyi öldüren ve 8 kişiyi yaralayan Turan Bilen’in olaylardan bir gün önce kepenk kapatılmamasından rahatsız olan bazı kişiler tarafından uyarıldığı iddia edildi. İddianamede “Suç tarihinden yaklaşık bir buçuk ay önce de bir örgüt mensubunun cenazesi sırasında çıkan olaylarda işyerlerinin kepenklerini indirmedikleri için işyerleri taşlanarak zarar verilen şüphelilerin, suç tarihinde yapılacak eylemler dolayısıyla bir gün önce, bu durumdan rahatsız olan bazı kişiler tarafından kepenklerini kapatmaları hususunda uyarıldıkları, ancak suç tarihinde de işyerleri taşlanmaya başlanana kadar işyerini kapatmadıkları, eylem yapan grup ve kitle tarafından bilinen şüphelilere ait işyerinin cd görüntülerinden de görüleceği ve bu görüntüleri teyit ettiği ve olayın oluş şeklini diğer maddi dellillerle uygun biçimde aktardığı için itibar edilen gizli tanık (2) beyanlarından anlaşılacağı üzere: kepenkleri kapalı olduğu halde cam bölmeli üst katının, içerisinde ve önünde maktul Necmi’nin de bulunduğu öfkeli grup tarafından yoğun bir şekilde taşlandığı sırada, işyerinin içerisinden veya üst katından açılan ateş ve başına isabet eden mermi sonucu maktul Necmi’nin hayatını kaybettiği, olayların gelişimi ve seyrine göre savunmasında belirttiği şekilde olay yerinden tesadüfen geçiyor olması hayatın olağan akışına aykırı olması sebebiyle şüphelilere ait işyerine aktif olarak taş atmasa dahi taş atan arkadaşlarını destekleyerek onların eylemlerine iştirak ettiği kanaatine varılan mağdur Kenan’ın ise bacağından kati hekim raporunda belirtildiği biçimde, basit müdahale ile giderilemeyecek ve kemik kırığına yol açacak şekilde yaralandığı.Bu gerekçelerle, her ne kadar işyeri içerisinde başka kişiler bulunsa, daha önceki olayların etkisiyle zor durumda olsalar ve işyerlerine taş atan gruba rasgele ve belirli bir seviyeyi gözeterek ateş etseler dahi TCK’nın 25.maddesinde tanımlanan hukuka uygunluk hallerinden meşru savunmanın koşullarının oluşabilmesi için, hakka yönelmiş haksız bir saldırı, bu saldırı ile eş zamanlı. zorunlu ve orantılı bir savunmanın olması gerektiğinden, buna göre; saldırının niteliğine ve daha hafif bir davranışla önleme olanağına göre saldırıdan başka türlü kurtulma imkanı bulunmaması, ayrıca saldırıya uğrayan hak ve kullanılan araca göre -ki bu aracın saldırıda kullanılan ile aynı olması aranmamakla birlikte, saldırıyı önleyecek oranda kullanılması-saldırı ile savunma arasında bir oran ve ölçü olması gerektiğinden, bu doğrultuda, şüphelilerin işyerlerine yönelik haksız saldırı karşısında bu saldırıyla ölçüsüz ve orantısız araçlarla etkisiz hale getirmek için yine orantısız, ölçüsüz ve gereksiz güç kullandıkları dolayısıyla, meşru savunma, meşru savunmanın sınırlarının aşılması veya korku veya panik haliyle savunmada aşırılığa kaçılması koşullarının oluşmadığı, bu gerekçelerle, şüphelilerin maktul Necmi’nin ve mağdur Kenan’ın haksız saldırısının yarattığı öfke ve hiddetin etkisiyle azami ya da buna yakın oranda indirimi gerektirecek nitelikte haksız tahrik altında atılı suçu işledikleri kanaatine varılmakla birlikte, maktul ve mağdur yönünden haksız tahrikin derecesini ve oranını belirleme, ayrıca şüphelilerin eylemlerinin meşru savunma veya sınırlarını kast olmaksızın aşılması kapsamında olup olmadığı yönünde yapılacak yargılama sonucu nihai takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu” belirtildi. Günaydın Muş Gazetesi


