İl Sağlık Müdürlüğü Eğitim Şubesince merkez ilköğretim okullarına yönelik verem eğitimi verildi.İl Sağlık Müdürlüğü Eğitim Şube Müdürlüğü Verem Eğitim ve Propaganda Haftası etkinlikleri kapsamında; Eğitim Şube Müdürü Tekin Güler, Dr.Hayriye Tüzel ve Eğitim Hemşiresi Hatice Ormantepe’den oluşan eğitim ekibi tarafından eğitim programının birinci haftası olan 4-8 Ocak 2010 tarihleri arasında, İlimiz 100.Yıl Zafer, İlyas Sami,Adil Yazar,Kız YİBO,Hikmet ULUĞBAY Türktelekom İlköğretim okullarında görsel eğitim teknikleri kullanılarak yaklaşık 1000 öğrenci-öğretmene eğitim verildi.
Eğitim Şube Müdürü Tekin Güler, eğitimlerin amaç noktasını, bu eğitimlerde geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın verem hastalığı konusundaki bilgi düzeylerini arttırmak ve bu bilgilerin davranışa dönüşmesi sonucu bu hastalığın çocuklarınızın ve halkımızın sağlığını tehdit etmesi riskini azaltmaya yönelik olarak gösterdi.
Eğitimlerin Ocak ayı sonuna kadar devam edeceğini belirten Güler, etkinliklerimiz ocak ayı sonuna kadar kalan okullarda ve diğer halkın birlikte yaşadığı ve özellikle risk gruplarının olduğu (Fabrika, Cezaevi,Askeri Birlikler ve Halk Eğitim Merkezi gibi) yerlerde devam edilecektir.Bu Eğitimlerde özellikle aşağıdaki bilgiler görsel sulular ile bilgilendirmeler yapılacaktır dedi.
Tüberküloz halk dilindeki adı Verem olan hastalığın insan sağlığı noktasında risk gruplarını sıralayarak bu amaçta dikkat edilmesi gereken noktalara değinen Güler, Günümüzde dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri tüberküloz mikrobu ile enfektedir. Bu insanların % 10’unun yaşamlarının bir döneminde vereme yakalanma ihtimali bulunmaktadır. Dünyada her yıl yaklaşık 9 milyon kişi verem hastalığına yakalanmakta ve her yıl 1,7 milyon insan bu hastalıktan ölmektedir. Türkiye’de 2007 yılı verilerine göre Verem Savaşı Dispanserlerinde kayıtlı 19.694 verem hastası vardır. Bu hastaların %63’ü erkek, %37’si kadındır. Hastaların %70’inde akciğer tüberkülozu varken, %30’unda akciğer dışındaki organlar (Lenf bezleri, plevra, kemik, böbrek, beyin vb.) tutulmuştur. Verem mikrobu, hasta insanlardan öksürme ve hapşırma ile ortama yayılan mikrobun solunum yolu ile alınması sonucu bulaşır. Tedavi olmayan her hasta yılda 10-15 kişiye hastalığı bulaştırmaktadır. Verem hastalığı oluştuğunda; halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, çocuklarda kilo alamama, gece terlemesi gibi genel yakınmalar görülür. Bunun dışında öksürük, balgam, öksürükle kan tükürme, göğüs-sırt-yan ağrısı, nefes darlığı gibi akciğer şikayetleri ortaya çıkar. İki-üç haftadan uzun süren öksürükte veremden şüphelenmek gerekir. Verem tedavisinde kullanılan ilaçlar ücretsiz olarak Verem Savaşı Dispanserlerinden verilmektedir. Tedavi en az 6 ay sürer. İlaçların düzenli içilmesi çok önem taşır. Çünkü tedaviyi yarım bırakan hastalar toplumda basil saçmayı sürdürmektedirler. Hastanın ilaçlarını içtiğinden emin olmak için her doz ilacı bir sağlık personelinin gözetiminde içirtmek en uygun yoldur. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün önerdiği bu stratejiye Doğrudan Gözetimli Tedavi Stratejisi (DGTS) denilir. Dünyada tek etkene bağlı ve tedavisi mümkün olan hastalıklar içinde en çok ölüme yol açan hastalık verem hastalığıdır. Bu nedenle toplumdaki tüm bireylerin bu konuda duyarlı olması, hastalık bulguları olan kişilerin teşhis için en kısa sürede Verem Savaşı Dispanserlerine başvurması, hastalık tespit edilenlerin de tedavilerini hekim tarafından önerilen şekilde eksiksiz olarak tamamlamaları çok önemlidir şeklindeki ifadeleri kullandı.
Verem hastalığı bakımından A’dan Z’ye kadar tüm bilinmesi gerekenleri açıklayan İl Sağlık Müdürlüğü Eğitim Şube Birim Müdürü Tekin Güler konu ile ilgili olarak şunları kaydetti.
VEREM HASTALIĞININ ETKENİ
Veremin etkeni ‘’Mycobacterium tuberculosis’’ basilidir. Uzun sürede çoğalır, kültürde 2-6 haftada üreyen ve oksijenli ortamda yaşayan bir basildir.Özel boyama yöntemi ile boyanır. Asit ile boyayı vermediğinden aside dirençli basil (ARB) denilir.
VEREMİN BULAŞMASI
Verem basilinin kaynağı, tedavi görmemiş aktif akciğer ve gırtlak (larinks) veremi olan hastalardır. Basil hava yolu ile bulaşır. Hasta insanlardan öksürme ve hapşırma ile ortama yayılan mikrobun solunum yolu ile alınması sonucu bulaşır.
Tedavi edilmeyen her hasta yılda 10-15 kişiye hastalığı bulaştırır.Balgam tetkikinde ARB pozitif bulunan ve kavitesi olan hastalar daha fazla basil saçarlar.
Basil kaynağı ile karşılaşma süresi, ortamın genişliği ve havalanması bulaşmada önemlidir. En çok hastanın aile bireylerine ve yakın çalışma arkadaşlarına bulaşma olur.
Tedavi ile basil sayısı çok kısa sürede azalır. Ortalama 2-3 haftada bulaştırıcılık büyük oranda yok olur.
VEREM ENFEKSİYONU VE HASTALIĞI
Verem enfeksiyonu, basilin vücuda girmesinden sonra 8-10 haftada tüberkülin cilt testinin (TCD) pozitifleşmesi ile kendini gösterir.
Bu, bir hastalık durumu değildir. Vücutta verem basilinin sessiz durduğu ve adeta hapsedildiği bir durumdur.
Vücut direnci düşünce basil çoğalarak hastalanmaya yol açabilir. Verem enfeksiyonu olan insanların yaklaşık %10’unda yaşamlarının bir döneminde verem hastalığı gelişebilir.
Hastalığın gelişmesine yol açan vücut direncini düşüren hastalıklar ve etkenler vardır. AIDS hastalığı bu bakımdan vücut direncini en çok kıran hastalıktır. Bunun dışında şeker hastalığı, böbrek hastalığı, bazı kanserler, ilaç ve alkol bağımlılığı, sigara, madenci hastalığı ve diğer bazı ciddi kronik hastalıklar da vücut direncini düşürür. Bebeklerde ve yaşlılarda da vücut direnci düştüğünden hastalanma fazla olur.
Verem hastalığı, klinik bulguların ortaya çıktığı bir durumdur.
Verem hastalığı, en çok akciğerleri tutar. Hastalığın tuttuğu diğer organlar, akciğer zarları, lenf bezleri, kemikler, böbrekler, beyin zarlarıdır. Vücudun bütün organlarında hastalık yapabilir.
VEREM HASTALIĞININ BELİRTİLERİ
Genel yakınmalar: Halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, çocuklarda kilo alamama, gece terlemesi.
Akciğer yakınmaları: Öksürük, balgam, öksürükle kan tükürme, göğüs-sırt-yan ağrısı, nefes darlığıdır.
Gırtlak veremi ses kısıklığı yapabilir.
Diğer organları tutan verem hastalığında ilgili organa ait semptomlar olabilir.
İki- üç haftadan uzun süren öksürükte veremden şüphelenmek gerekir.
Günaydın Muş Gazetesi


