Kapatılan Demokratik Toplum Partisi (DTP) eski Muş İl Başkanı Nimet Sezgin, bu ülkede ne açılımın, ne de demokrasinin olamayacağını, sorunun devletler Kürtler arasında olduğunu vurgulayarak, devletin Kürt halkının haklarını gasp ettiğini ifade etti.
Kapatılan Demokratik Toplum Partisi (DTP) eski Muş İl Başkanı Nimet Sezgin, bu ülkede açılım ve demokrasinin olamayacağına dikkat çekti. Bir ülkede açılım ve demokrasinin olamayacağını vurgulayan Sezgin, bir kesimin kendisini efendi olarak gördüğüne dikkat çekti. Nimet Sezgin: “Bu ülkede eşit, özgür ve eşit olabilme yetisinden yoksun olduğumuz düşünüyorum. Biz bir araya geldiğimizde, Türk, Kürt, Arap, Çerkez insanların etnik kökenine bakmadan ortak kültürü geliştirebiliyor ve yaşayabiliyoruz. Ama biz birbirimizden uzaklaştıkça bu ülkede, birbirimizin değer yargılarına saygı göstermedikçe, bu ülkede ne açılım, ne demokrasi olur. Bu ülkede iki mantık vardır. Egemen bir mantık bu ülkede kendisini efendi olarak görüyor. Bu ittihat terakki mantığın Enver Paşa ve Mithat Paşadan gelen bir anlayıştır. Bu anlayış, Türkiye’de her dönemde kaosun olmasını istemiştir. Neden çünkü ellerindeki rantı, kendi yetkisindeki gücü hiçbir zaman birisiyle paylaşmamış, paylaşmak da istememiştir. O gücün elinden gitmemesi için, insan öldürmek, köy yakmak, cezaevine atmak onlar için meşrudur. Bu ülkede insan öldürebilirler, köy yakabilirler, insan kaçırabilirler, kafasını ezebilirler. Kafasını ezerken de bakın siz kölesiniz diyebilirler. Halkın seçtiği temsilcilerin elini kelepçeleyerek, sıraya dizerek burada Kürt halkına ve demokrasi isteyen aydın, sol, İslamcı bütün kesimlere eğer siz karşı çıkarsanız, hukuk bizde, yasayı koyan, uygulayan biz istersek sizi bu hale getirebiliriz. Bu mantık var. Bu mantığın temel yargısı, özgür düşünen beyine yaklaşım düşmancadır” dedi.
“85 YILDIR BU ÜLKEDE KÜRT YOKTUR DENİLDİ”
Kapatılan Demokratik Toplum Partisi (DTP) eski Muş İl Başkanı Nimet Sezgin, 86 yıldır bu ülkede Kürt yoktur denildiğini ifade etti. Sezgin: “86 yıldır bu ülkede Kürt yoktur denildi. Kürt yoktur denildiği günden bu yana insanlar çıkıyor ben Kürdüm diyor. Dilimi, kültürümü, geleneğimi yaşamak istiyorum diyor. Ayrıca bunu kimse vermedi. Allah sana hangi hakları verdiyse ona da o hakları verdi. Bu ne AKP’nin verdiği bir haktır, ne de Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bana lütfettiği bir haktır. Bu Allah-u Taalanın bana verdiği bir haktır. Birileri kendisini efendi görürken, diğerlerini köle görürken küfür etme hakkı var, o efendinin onu hoş görmeme hakkı var, o efendinin onu yok sayma, inkar etme hakkı var ama ben köle değilim, ben de senin gibi eşit haklara sahibim diyen, sesi çıktığı zaman Türkiye’deki basın, aydın bütün herkesin bakıyorsunuz onu daha da ötekileştirerek, senin böyle bir şey söylemeye hakkın yoktur diyorlar. Bugün MHP’nin, AKP’nin Milletvekilleri köpek diyebiliyorlar. Bunu kimse yargılamıyor, ama Kürtler söyleyince fırtınalar kopuyor. Bu nasıl mantıktır. Bunu biz söylediğimizde hemen işlem yaparlar. AKP, kendisinin dışında olan hiçbir güce tahammülü yoktur. Bütün alanlarda, AKP dışında gerçek anlamda sesi çıkmıyor. Bu ülkede güzel şeyler de yapıldı, bunu da inkar etmiyoruz. Bu ülkede eğer bazı şeyler konuşuluyorsa, biraz bazı şeyleri söyleyebiliyorsak AKP’nin attığı bazı adımlar vardır. Ama eğer halen bu ülkede 7 aydır açılımdan bahsediliyorsa ve bu iki ay içerisinde ben DTP Başkanı iken 80 Kürt çocuğu öldürülmüştür. Bunun 10’a yakını Bulanık, Malazgirt, Varto’ya getirilmiştir. Tek taraflı ateşkes ilan edilmişti. Biz defalarca operasyonlar dursun demiştik. Ne asker anası ağlasın, ne de gerilla anası ağlasın. Hangi Bakanın çocuğu Tunceli’de askerlik yapıyor. Başbakanın oğlu Muğla’da 21 gün askerlik yaptı. Başbakan bunu yaparken yüreği sızlamadı mı? Onun ailesinden bu savaşta kimse ölmedi. Ama yoksul köylünün, gariban Rizeli, Konyalı köylünün çocuğu ölmüştür. Onu da bayrakla kaldırıyorlar. Bu bayrak bu ülkede yaşayan herkesindir. Ama birileri bayrak üzerinden siyaset yaptıkça, insanları nefrete itecektir. Eğer biz Çanakkale’de, Kafkasya’da, ulusal kurtuluş savaşını Fransızlara, İngilizlere karşı yapıyorsak hepimiz bayrağı sahipleneceğiz. Dolayısıyla bayrağı da bu ülkede bir kesim sahiplenmeye çalışıyor. İşte devlet bunlara el atması gerekir” dedi.
“HUKUK HERKESE LAZIMDIR”
Nimet Sezgin hukukun herkese lazım olduğunu dile getirerek: “Bu ülkede hakim de, savcı da polis de hakimdir. Bu ülkede hakim de, savcı da polis de polistir. Ön yargı ile olayları tespit etmeden, olayları araştırmadan önlerine gelen dosyalardan hareket ederek çocukların yargılanması yanlıştır. Hukuk herkese lazımdır. Eğer bu hukuku insan hakları evrensel ilkelerine uygun bir hale getirirsek ki, getirmeliyiz ki hakimlerimizin ve savcılarımızın bu mücadeleyi vermesi gerekiyor ki, onlarda bağımsız olmalıdırlar. AKP’nin son 6 aydır açılımı dile getirmesi sonucunda, açılım dediler de ne yaptılar? Ana dilde eğitim oldu mu? Köye dönüşlerde geri dönüşüm oldu mu? 23 yıl ceza yiyen, taş atan çocuklara genel af geldi mi? Verilmedi. Peki ne yaptılar. İçi boş bir açılım. AKP Kürtleri ikiye üçe bölerek, yine böl yönet parçala politikası üzerinden, bu sorunu tekrar köle efendi mantığıyla çözmeye çalışıyor. AKP kendi sistemini yaratıyor. Sorunu halkla çözeceğiz diyorlar. Hangi halkla çözecekler? 75 tane AKP’nin Kürt Milletvekiline soruyorum. Hangisi bu olayların sağduyu ile bitmesini istiyor? Hiç biri istemiyor. Çünkü, bu ülkede yüzde 10 barajı var. DTP’nin yüzde 10 barajını aşamayacağını biliyorlar. O Milletvekilleri bu yüzde 10 barajından faydalanarak, her dönem cüzi oy oranıyla Milletvekili oluyorlar. Bu ülkede mülki idare amirliği yapan, Milletvekilliği yapan ileri gelen bir çok kesime söylemek istiyoruz. Gözlerinizin önünde faili meçhuller oluyor, gözlerinizin önünde insanlar öldürüldü, köyler yakıldı, tutuklamalar oldu, ama siz o koltukları bırakmamak için vicdanınızın sesini dinlemediniz. Her akşam yatarken o vicdanınız size hükmediyor, ama sabah kalktığınızda paragöz tekrar makam mevki peşinde birilerine hem ikiyüzlülük, hem de yardakçılık yaptınız. O nedenle gelin hep birlikte Kürt Türk diyerek değil, insan diyerek, anayasayı etnik bir kimliğe dayandırmadan, Türklerin de Kürtlerin de kardeş olduğunu ve Türklük ve Kürtlük üzerine giden milliyetçilik akımından hiç kimse bir fayda sağlamayacaktır. Mücadele verilim, şiddeti yaşamımızdan çıkaralım, bunu yaparsak başarırız. Sorun Türklerle Kürtler arasında değil, sorun devletle Kürtler arasındadır. Devlet Kürt halkının haklarını yıllardır gasp etmiştir. O gasp ettiği hakları bir an önce vermelidir. Yani devlet Kürtlere borçludur, hem çıkıp Kürtlerden özür dilemelidir, hem de borçlandığı o hakları vermek zorundadır” dedi.
Muş Ovası Gazetesi


